
Faiz, ağır vergi yükü ve tüketim çılgınlığı arasında sıkışan insanlık, ekonomik çıkmazdan kurtulmak için yeni bir anlayışa muhtaç.
Bugün dünyanın ekonomik düzeni, kapitalist sistemin çarkları arasında dönüyor. Bir taraftan insanlara daha çok çalışmayı, daha fazla tüketmeyi ve sürekli büyümeyi telkin eden bu sistem, diğer taraftan faiz, borç ve vergi yüküyle aynı insanları ezmeye devam ediyor. Peki, ne olacak bu ekonominin hâli?
Kapitalist düzenin en büyük çelişkilerinden biri, emeği yüceltirken emekçinin hakkını korumakta başarısız olmasıdır. Paradan para kazanmanın meşru bir kazanç kapısı hâline getirildiği bu düzende, üretmeden, risk paylaşmadan ve emek harcamadan servetini büyütenler bulunurken alın teriyle geçinmeye çalışan milyonlarca insan hayat pahalılığı karşısında ayakta kalma mücadelesi veriyor.
FAİZ VE VERGİ KISKACINDA TOPLUM
Faiz, ekonomik kaynakların üretimden finansal kazanca yönelmesine, borç yükünün büyümesine ve gelir dağılımındaki adaletsizliğin derinleşmesine zemin hazırlıyor. Üstelik faiz yalnızca borçluyu değil, üreticiyi, esnafı ve nihayetinde tüketiciyi de etkiliyor.
Vergi politikaları da ayrı bir mesele. Tarih boyunca edinilen tecrübeler, vergi oranlarını sürekli artırmanın her zaman daha fazla kamu geliri sağlamadığını gösteriyor. Nitekim iktisat literatüründe Laffer Eğrisi olarak bilinen yaklaşım, aşırı vergi yükünün ekonomik faaliyetleri ve vergi gelirlerini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Dolayısıyla mesele yalnızca ne kadar vergi toplandığı değil, verginin kimden, hangi ölçüde ve hangi adalet anlayışıyla alındığıdır.
FAİZE GİDEN TRİLYONLARCA LİRA!
Türkiye’nin bütçesinde faiz giderleri de düşündürücü bir tablo ortaya koyuyor. 2026 yılı merkezi yönetim bütçesinde faiz giderleri için yaklaşık 2 trilyon 742 milyar lira ödenek ayrılırken, 2027 yılı bütçe teklifinde bu tutar 3 trilyon 975 milyar liraya yükseliyor. Böylece bir yıl içinde faiz giderlerindeki artış yaklaşık 1 trilyon 233 milyar liraya ulaşıyor.
Peki, bu parayla neler yapılabilirdi? Milyonlarca insanın hayatına dokunacak yatırımlar gerçekleştirilebilir, dar gelirli aileler desteklenebilir, üretim teşvik edilebilir ve gençlerin geleceğine daha fazla kaynak ayrılabilirdi.
İşte kapitalist ekonomik düzenin çıkmazlarından biri de burada karşımıza çıkıyor: Devlet borçlanıyor, faiz ödüyor; bu yükü taşıyan bütçenin gelirleri ise büyük ölçüde vatandaşlardan toplanan vergilerle oluşturuluyor. Böylece faiz yükü, doğrudan veya dolaylı biçimde toplumun omuzlarına biniyor.
Artık şu soruyu sormanın zamanı gelmedi mi: Üretime, emeğe ve toplumsal refaha daha fazla kaynak ayırmak varken neden trilyonlarca liramızı faiz giderlerine ayırıyoruz?
ÇÖZÜM İSLAM İKTİSADININ İLKELERİNDE
Artık ekonomik anlayışımızı sorgulamak zorundayız. Faizin her çeşidinin haram olduğu gerçeğini kabul ederek onu hayatımızdan ve ekonomik ilişkilerimizden çıkarmadığımız müddetçe adil bir düzen kuramayız.
İslam iktisadı; faizsiz finansmanı, helal kazancı, üretimi, ticareti, zekâtı, infak ve dayanışmayı esas alır. Emeğin hakkının zamanında verilmesini emreder. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.), işçinin ücretinin teri kurumadan verilmesini tavsiye etmiştir.
Ekonominin kurtuluşu yalnızca rakamları düzeltmekle, faiz oranlarını değiştirmekle veya yeni vergiler koymakla mümkün değildir. Öncelikle insanı merkeze alan, emeği koruyan, servetin belli ellerde toplanmasını önleyen ve adaleti esas alan bir anlayışa ihtiyaç vardır.
Bizler ekonomik düzenimizin frekansını hak din İslam’ın ilkelerine ayarlamadığımız müddetçe faiz, borç, gelir adaletsizliği ve yoksulluk tartışmalarını yapmaya devam edeceğiz.
Çünkü mesele sadece ekonominin hâli değil, ekonomiyi yöneten zihniyetin hâlidir.
İSLAMİ HABER “MİRAT”
Kennedy’ye Bilim Tarihi Cevabı: Müslümanların Katkıları İnkâr Edilemez ABD Sağlık Bakanı Kennedy’nin Müslümanları hedef alan…
KUŞATICI BİR USUL DENEMESİ Mezheplerin farklı boyutlara sahip olması, onları dini anlamada bir yöntem olarak…
Müslümanlar Birbirleriyle Uğraşırken İslamofobi Büyüyor! İslam'ı anlatamadık, başkalarının İslam'ı karalamasına seyirci kaldık! Sosyal medyada paylaşılan…
ÇİN YÖNETİMİ: ERDOĞAN'IN, CUMHURBAŞKANI ADAYI OLMASINI İSTEMİYOR. ŞU SORUYU SORMAMIZ GEREKİYOR: ÇİN BUNU NEDEN İSTEMİYOR?…
Sudan Yanıyor, Dünya Neden Seyrediyor? Afrika'nın kalbinde kan, gözyaşı ve küresel çıkar hesapları Sudan'da üç…
KASIM 2026 KİRA ARTIŞ ORANI YÜZDE 31,23 OLARAK AÇIKLANDI Milyonlarca kiracı ve ev sahibinin beklediği…