
Sudan‘da üç yılı aşkın süredir devam eden savaş, milyonlarca insanı açlık, göç ve ölümle karşı karşıya bırakıyor. Şehirler harabeye dönüyor, çocuklar açlıkla mücadele ediyor, aileler hayatta kalabilmek için evlerini terk ediyor. Peki, Afrika’nın kalbindeki bu büyük insanlık dramı neden dünyanın gündeminde hak ettiği yeri bulamıyor?
Sudan‘da çatışmalar, 15 Nisan 2023’te Sudan Silahlı Kuvvetleri ile Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasında başladı. İktidar ve askerî kontrol mücadelesi kısa sürede ülkeyi büyük bir felakete sürükledi. Aradan geçen yıllara rağmen kalıcı barış sağlanamadı.
Birleşmiş Milletler verilerine göre 2026 yılında Sudan’da yaklaşık 33,7 milyon insan insani yardıma ihtiyaç duyuyor. Yaklaşık 19,5 milyon kişi akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya. Milyonlarca insan ülke içinde veya sınırların ötesinde yerinden edilmiş durumda.
Ancak Sudan’daki savaşı yalnızca bir iktidar mücadelesi olarak değerlendirmek, meselenin önemli bir boyutunu gözden kaçırmak olur.
Sudan, önemli altın kaynaklarına sahip. Ayrıca Kızıldeniz’e kıyısı ve stratejik konumuyla uluslararası ticaret ve güvenlik açısından büyük önem taşıyor.
Altın ticareti, savaş ekonomisinin önemli unsurlarından biri hâline gelmiş durumda. Ülkenin doğal kaynakları, bölgesel güç mücadeleleri ve dış aktörlerin çıkarları, çatışmanın arka planındaki önemli başlıklar arasında yer alıyor.
Elbette Sudan’daki savaşın bütün sorumluluğunu dış güçlere yüklemek doğru değil. Ülkenin kendi içindeki iktidar mücadelesi de çatışmanın temel nedenlerinden biri. Ancak dışarıdan sağlanan askerî ve ekonomik desteklerin savaşın uzamasındaki etkisi de göz ardı edilemez.
Ortaya acı bir tablo çıkıyor: Sudan’ın yer altı zenginlikleri konuşulurken halkı açlıkla mücadele ediyor. Altın ticareti sürerken çocuklar bir lokma ekmeğe muhtaç kalıyor.
Birleşmiş Milletler ve insani yardım kuruluşları çeşitli girişimlerde bulunsa da yaşanan felaketin boyutları karşısında bu çabalar yetersiz kalıyor. Ateşkes çağrıları sonuçsuz kalırken insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması da ciddi engellerle karşılaşıyor.
Gazze’de olduğu gibi Sudan’da da insan hayatının siyasi ve ekonomik çıkarların gerisinde kalması, uluslararası sistemin adalet anlayışını sorgulatıyor.
Peki, İslam dünyası bu tabloda nerede duruyor? Müslüman ülkeler, farklı siyasi hesapları bir kenara bırakarak Sudan’da barışın sağlanması, sivillerin korunması ve insani yardımların ulaştırılması için ortak bir irade ortaya koyamaz mı?
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyruluyor:
“Ey iman edenler! Kendinizin, ana babanızın ve yakınlarınızın aleyhine de olsa Allah için şahitlik ederek adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun.” (Nisâ, 4/135)
Sudan‘ın ihtiyacı daha fazla silah, daha fazla çatışma değil; adalet, barış ve insan hayatına saygıdır.
Unutulmamalıdır ki bir ülkede altın çıkarılırken çocuklar açlıktan ölüyorsa orada yalnızca bir savaş değil, insanlığın vicdanını ilgilendiren büyük bir adalet sorunu yaşanıyor demektir.
Sudan yanıyor. Dünya seyrediyor. Peki, insanlık daha ne kadar susacak?
İSLAMİ HABER “MİRAT”
KUŞATICI BİR USUL DENEMESİ Mezheplerin farklı boyutlara sahip olması, onları dini anlamada bir yöntem olarak…
Ne Olacak Bu Ekonominin Hâli? Faiz, ağır vergi yükü ve tüketim çılgınlığı arasında sıkışan insanlık,…
Müslümanlar Birbirleriyle Uğraşırken İslamofobi Büyüyor! İslam'ı anlatamadık, başkalarının İslam'ı karalamasına seyirci kaldık! Sosyal medyada paylaşılan…
ÇİN YÖNETİMİ: ERDOĞAN'IN, CUMHURBAŞKANI ADAYI OLMASINI İSTEMİYOR. ŞU SORUYU SORMAMIZ GEREKİYOR: ÇİN BUNU NEDEN İSTEMİYOR?…
KASIM 2026 KİRA ARTIŞ ORANI YÜZDE 31,23 OLARAK AÇIKLANDI Milyonlarca kiracı ve ev sahibinin beklediği…
FELAKET TELLALI OLARAK HABER BÜLTENLERİ Televizyon kanallarının ana haber bültenleri ve tartışma programları, uzun süredir…