
‘‘NETANYAHU’NUN ‘ERDOĞAN’ NEFRETİNİN DERİN KODLARI!’’
Uluslararası siyasette cereyan eden hadiseler, resmi söylemler, diplomatik notalar, kınamalar, restleşmeler… bazı durumlarda göstermelik! olabileceği gibi, gerçekte; bazen de devasa ideolojik ve ahlaki bir savaşın da aynası, yansıması olabilir.
Dolayısıyla böylesi bir durumda da bir liderin! kini, düşmanlığı, sıradan siyasi bir rekabetin çok ötesinde, medeniyetlerin ve vicdanların kaderini belirleyen kadim bir çatışmanın habercisi olarak da çıkar karşımıza!
Bu bağlamda, adeta ‘bütün tuşlara basan’, ‘bütün sinir uçlarını test eden’ Siyonist terör devleti İsrail ve onun haydut Başbakanı Netenyahu’nun ‘‘son günlerde artırdığı söz ve davranışlarıyla!’’ Cumhurbaşkanımız Sn Recep Tayyip Erdoğan’a duyduğu kin, nefret ve düşmanlık da, sadece insani, sıradan bir beşer öfkesiyle! tarif edilemez!
Zira özellikle son günlerde bütün bu yaşananlar; ırkçı, şovenist, sapkın hukuk tanımaz bir ideolojinin temsilcisi olan Netanyahu ile; bütün bir hayatı, İslamî ve insani ilkelerle bezenmiş bir kişiliğin temsilcisi olan Cumhurbaşkanımız Sn Recep Tayyip Erdoğan arasında ki kadim bir hesaplaşmanın tezahürü olarak görülmelidir.
‘‘NETANYAHU’NUN CUMHURBAŞKANIMIZ SN RECEP TAYYİP ERDOĞAN’A DUYDUĞU KİN VE DÜŞMANLIĞIN DERİN! ŞİFRELERİ..!’’
Netanyahu’nun Korkusu: Kontrol Edilemeyen!, Diz Çökmeyen Bir Liderlik!
Netanyahu, kendi sapık, sapkın ideolojisi için hukuk ve insanlık değerlerini ayaklar altına alan bir diktatör simgesidir. Onun bu sapkın politikaları, bir taraftan vicdan sahibi birçok Yahudi tarafından bile reddedilirken, diğer taraftan hak ve adaletten yana olan vicdan sahibi dünyanın kahir ekseriyyeti tarafından da hukuksuzluk ve şovenizmin temsilcisi olarak görülmektedir.
Öte yandan Sn Erdoğan, baskılara, dayatmalara boyun eğmeyen, imanından ve milletinden aldığı güçle dimdik yürüyen, tarihe meydan okuyan bir liderlik konumundadır. Netanyahu’nun en büyük korkusu da budur: Diz çökmeyen, taviz vermeyen, ahlaki ve tarihî duruşunu sarsmayan bir liderle karşı karşıya olması!
Sn Erdoğan: Siyasi Bir Figürden Öte, Ümmetin ve İnsanlığın Vicdanı!
Sn Erdoğan, salt bir devlet başkanı değil; İslam coğrafyasının ve nice mazlum coğrafyalarında vicdanı konumundadır. Zira O, Gazze’nin tozlu sokaklarında, Saraybosna’nın sessiz dualarında, Somali’nin yetim yüreklerinde hayat bulan bir direniş ruhudur.
Zira bu yüzden Netanyahu’nun en derin korkusu, Sn Erdoğan’ın yalnızca bir politikacı değil, kutlu, bir direnişin yaşayan, nefes alan temsilcisi olmasındandır. Çünkü ona göre Sn Erdoğan var oldukça, Siyonist terör devleti İsrail ve Netenyahu’nun sapkın ideolojileri, planlarının meşruiyet bulması mümkün olmayacaktır.
Filistin: Diplomatik Bir Dosya Değil, Evrensel Bir Vicdan Mücadelesidir!
Ve hepsinden önemlisi Filistin, Sn Erdoğan için sadece dış politikada meselelerden bir mesele değil; vicdanın ve insanlığın tarihi kırılma noktasıdır. Gazze’de gözyaşı döken masum çocukların acısı ile İstanbul’da Ayasofya Meydanında duaların, gözyaşlarının bütünleştiği kutsal bir davanın adıdır bu mesele.
Cumhurbaşkanımız Sn Erdoğan; dünyada suskunluğun ve umursamazlığın egemen olduğu bir çağda, insanlık onurunu yüksek sesle haykıran bir liderliktir. İsrail’in zulmünü tüm dünyaya korkusuzca haykırmak, onun kararlı duruşunun en somut göstergesidir. Bu yüzden Sn Erdoğan, zalimin düşmanlığı karşısında, aynı zamanda direnişin ve umudun vücut bulmuş hali konumundadır.
Türkiye: Bölgesel Hegemonya Projelerine Karşı Direnen Bağımsız Bir Güç!
İsrail’in bölgesel politikası, sıradan bir devlet hamlesi değil; Orta Doğu’nun kaderini kendi ırkçı ve siyonist amaçları doğrultusunda yeniden şekillendirme ve arz-ı mevud sinsi planının somut göstergesidir. Suriye’den Lübnan’a, Afrika’nın karanlık köşelerinden Filistin’e kadar uzanan bu terör devleti İsrail’in yürüttüğü sinsi hegemonya, Cumhurbaşkanımız Sn Erdoğan liderliğindeki, güçlü Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin, aziz milletimizin kararlı duruşuyla tarihsel bir direnişle karşı karşıya kalmıştır.
Türkiye, sadece söylemde değil; sahada ve uluslararası platformlarda attığı adımlarla bu sinsi, projelere set çekmiş; Sn Erdoğan’ın cesur liderliği, bu hegemonya planlarına karşı muhkem bir kale olmuştur.
‘‘‘İşte bu yüzden Netanyahu için Sn Erdoğan, sadece engellerden bir engel değil; bir kabus, bir karabasan, çökertilmesi gereken bir direniş simgesidir!’’’
Peki neden Sn Erdoğan?
Zira bu gün Sn Erdoğan’a destek vermek, sadece siyasi bir tercihten ibaret değildir; bu, vicdanın ve adaletin safını seçmek, zulme karşı direnmenin en açık göstergesi durumudur. ‘‘Zira zalim! kimi sevmiyorsa, onun karşısında durmak erdemdir!’’
2009 Davos’taki “One Minute” çıkışından bu yana, ne dediğini bilen, sözünden dönmeyen, rüzgâra göre eğilmeyen bir lider olarak tarihe geçmiştir. Bu duruş, ağır bedellerle, medya, ekonomik, siyasi baskılar, tehditler karşısında yılmadan, yıkılmadan sürdürülebilmiştir. ‘O’, bütün dünyada bu bedelleri göze alan ve vicdanının sesini asla susturmayan nadir liderlerden biri olmuştur. Cumhurbaşkanımız Sn Recep Tayyip Erdoğan bu tavrıyla onu, sadece bizim coğrafyamızda değil, tümden bir insanlık ve mazlum coğrafyalar için de umudun adı haline getirmiştir..
Tarih, !‘Duruşların!’’ Kayıt Defteridir!
Bu gün insanlık; vicdanların en sert sınavlardan, sınamalardan geçtiği, direnişin ya da zulmün en çıplak yüzünün bütün gerçekliği ile ortaya çıktığı tarihi bir dönemeçtedir! Bir yanda zalimler! ve bütün bu zulümler karşısında susarak zulme ortak olanlar, diğer yanda; zalimin zulmüne karşı soyluca, onurluca direnerek, en ağır bedelleri ödeyenler…
Zalimin karşısında, mazlumun yanında, haklının yanıbaşında durmak, sadece siyasi bir tercih değil; imanın, vicdanın ve topyekun bir insanlığın ortak sorumluluğudur. Tarih sadece zalimleri! değil, mazlumların soylu, onurlu direnişini de, onların haklı davalarının cesur savunucularını da elbet yazacaktır!
YAZARIMIZ ”EROL KAVUNCU’NUN”, DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ
Erol KAVUNCU
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube