
Odatv yazarı Sayın Cemile Y. Çetin, şahsımıza yönelttiği eleştirilerin son halkasında polemik boyutunu bir kenara bırakarak, şu soruları sıralamaktadır: “Marks’ın 175 yıl önce kiminle ilişki yaşadığını araştırmak gerçekten bugün Müslüman düşüncenin öncelikli meselesi midir? Yoksa Marks’ın hâlâ canlı kalan sorularıyla hesaplaşmak mı? Servet neden belirli ellerde yoğunlaşıyor? Çalışan insan neden ürettiği zenginlikten yeterli pay alamıyor? Mülkiyet neden ekonomik güçten siyasal güce dönüşüyor? İnsan emeği neden alınır satılır bir metaya dönüşüyor?” ve eklemektedir: “İslâm, bu sorulara Marks’tan farklı cevaplar verebilir. Hatta vermelidir. Çünkü İslâm’ın elinde kul hakkı vardır. Adalet vardır. Faiz eleştirisi vardır…”
Resim/Kitap: MGV Yayınlarından Çıkan “İslâmî Diriliş” Kitabımız, Kapitalizm’in etkisi altında olan post-modern dünyanın sorunlarına karşı gerçek çözümünün İslâmî dünya görüşünde olduğunu ortaya koyduk.
Öncelikle belirtelim ki; Odatv yazarının “İslâm cevap vermelidir” temennisiyle sorduğu bu sorular, bizim akademisyen olarak onlarca yıldır derslerimizde okuttuğumuz, kitaplarımızda ve makalelerimizde zaten derinlemesine cevapladığımız konulardır. Başta “İslam’da Sosyal Devlet” eserimiz ve Dr. Osman Sarı ile ortak çalışmamız olan “İslâmî Diriliş” kitabımız olmak üzere, çalışmalarımızı okuma zahmetine katlanmayanların, sanki bu sorular, Müslüman entelektüellerce hiç düşünülmemiş gibi sunması vahim bir talihsizliktir. Şimdi gelelim Odatv yazarının sorduğu o “canlı” sorulara ve İslâm’ın bu sorulara verdiği köklü, fıtrî ve âdil cevaplara:
İslâm, bu birikimi ve mülkiyetin siyasî tahakküme dönüşmesini iki temel mekanizmayla engeller:
İslâm’ın emek ve çalışan haklarına yaklaşımı şu esaslara dayanır:
– Alın Teri Kurumadan Ödeme: Âlemlere Rahmet Efendimiz (s.a.v.), “İşçinin hakkını, teri kurumadan veriniz” buyurarak, emeğin zamanında ve eksiksiz tazmin edilmesini dinî bir mükellefiyet kılmıştır.
– Ahiret Boyutlu Mülkiyet ve Kul Hakkı: İslâm’da işveren veya sermayedar, işçinin emeğini çaldığında sadece hukukî bir suç işlemez; doğrudan doğruya “Kul Hakkı” ihlaliyle ilâhî azaba muhatap olur. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) bildirdiği kutsî hadiste Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır: “Üç kişi vardır ki kıyamet günü ben onların hasmıyım… Biri de bir işçi tutup çalıştırıp da işini yaptırdığı halde ücretini vermeyen kimsedir” (İbn Mace, II, 814).
– Kâr/Zarar Ortaklığı (Mudaraba ve Müşaraka): İslâm iktisadı, sermaye ile emeği çatışan iki düşman sınıf olarak değil; risk ve kazancı âdilce paylaşan ortaklar olarak kurgular. Emeğin sadece sömürülen bir girdi olmasını engellemek için finansmanı “üretim ve kâr ortaklığına” dayandırır.
Odatv yazarının “Marks’ın sorularıyla hesaplaşalım ama yatak odasını kurcalamayalım” sığlığı, tam da Batı merkezli seküler zihniyetin “teori ile ahlâkı birbirinden koparma” hastalığının yansımasıdır. Oysa İslâm düşüncesinde İlim (Teori), Amel (Uygulama) ve Ahlâk (Etik İlkeler) ayrılmaz bir bütündür. İnsanlığa iddialı bir şekilde mülkiyetsizlik, eşitlik ve sömürüsüz dünya vaat eden ünlü bir teorisyenin, kendi hayatında:
sadece şahsî bir günah değil; kurduğu teorinin insan doğasına ve pratiğe tatbik edilemezliğinin somut delilidir. Kendi mikro evinde adaleti, eşitliği ve insafı tesis edemeyen bir fikri yapının; kitlelere ve toplumlara sosyal adalet getirebileceğini iddia etmek mantıkî bir safsatadır.
Biz “Das Kapital”ı Almanya yıllarımızda okuduk, sorularını inceledik, o sorulara İslâm’ın getirdiği muazzam iktisadî ve sosyal adalet cevaplarını da kitaplarımızda ve makalelerimizde kaleme aldık. Mirat-Haber sitesinde de bu bağlamda bir “sosyal vergi sistemi” kapsamında geliştirdiğimiz modern zekât modelini birçok yazımızda takdim ettik. Birkaç örnek:
https://www.mirathaber.com/mevcut-milyonerlerden-zekat-alinsa-turkiyede-yoksulluk-sorunu-kalmaz/
https://www.mirathaber.com/sosyal-adalet-icin-neden-zekat-sistemine-muracaat-etmiyoruz/
https://www.mirathaber.com/modern-zekat-modelimize-yonelik-nihai-onerilerimiz-14-2580h/
Velhâsıl-ı Kelâm; İslâm ne Kapitalizm gibi sermayeyi tanrılaştırıp insanı sömürür, ne de Marksizm gibi mülkiyet ve teşebbüs hürriyetini yok edip insanı devlet mekanizmasının dişlisi yapar. İslâm; mülkiyeti emanet, emeği mukaddes, servet adaletini ibadet, faizsiz iktisadı şart koşan ve insanı ruhuyla-bedeniyle bir bütün olarak ele alan yegâne fıtrî sistemdir. Odatv yazarının ve ideolojik ezbercilerin yapması gereken şey; fütursuzca “suizan” ithamında bulunmak yerine, İslâm’ın sosyal devlet ve iktisat/zekât modelini anlatan ilmî eserlerimizi okuma cesaretini göstermektir. Marksizm’in bütün yönlerini anlayabilmek, sadece “Das Kapital”ı okumakla mümkün değildir. Yine Odatv okuyucularını aydınlatmak adına gelecek yazımızda Karl Marx’in “din eleştirisi” konusunu İslâm’ı perspektiften ele almamıza ne dersiniz?
İslam Emirliği Yönetimi Şiilere Ait Merkezin Boşaltılmasını İstedi Afganistan İslam Emirliği yönetimi, Şii topluluğuna ait…
Mahfi Eğilmez, OVP tahminlerini önceki yıllara göre daha gerçekçi bulduğunu söyledi; ancak kur hedefi ile…
Milanı konuk eden Juventus puanı 90+2de kaptı hakkında son gelişmeler. Milanı konuk eden Juventus, maçı…
Trump'ın elçileri Moskova temaslarının ardından ilk kez Kiev'de hakkında son gelişmeler. Trump'ın elçileri, Moskova temaslarının…
Her gün 30 gram fazla tüketenler dikkat hakkında son gelişmeler. Besin tüketiminde aşırılık, sağlık açısından…
Amedspor, 2-0 geriye düştüğü maçtan puanla ayrıldı hakkında son gelişmeler. Amedspor, 2-0 geriye düştüğü bir…