

MÂİDE SÛRESİ, 8. ÂYET
Meali:
“Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin. Adil olun. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.”
(Mâide, 5/8)
İnsan, sevdiğinin yanlışını görmezden gelmeye, düşmanının doğrusunu ise kabul etmemeye ne kadar da yatkın! Bazen bir yakınını korumak için haksızlığa sessiz kalır, bazen de nefret ettiği birine karşı adalet duygusunu kaybeder.
İşte Kur’an, tam da insanın bu zayıf noktasına dokunuyor.
Rabbimiz, “Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin” buyurarak müminlere son derece ağır bir ahlaki sorumluluk yüklüyor.
Düşmanlık edebiliriz, öfkelenebiliriz, haksızlığa uğrayabiliriz. Ancak bunların hiçbiri bize başkasına haksızlık yapma hakkı vermez.
Çünkü adalet, yalnızca dostumuza gösterdiğimiz bir nezaket değil, Allah’a karşı sorumluluğumuzun bir gereğidir.
Bugün dünyaya baktığımızda adaletin çoğu zaman güçlünün çıkarına, siyasetin hesabına ve insanların aidiyetlerine göre şekillendirildiğini görüyoruz.
Gazze’de öldürülen çocukların hayatı ile dünyanın başka bir yerinde öldürülen çocukların hayatı arasında değer farkı olabilir mi? Bir zulme karşı ses yükseltirken diğerine sessiz kalmak hangi vicdana sığar?
Müslüman için ölçü açıktır: Zalim kim olursa olsun zulüm karşısında durmak, mazlum kim olursa olsun hakkını savunmak.
Bu sorumluluk yalnızca devlet yöneticilerine veya hâkimlere ait değildir. Bir baba çocuklarına, bir öğretmen öğrencilerine, bir işveren çalışanlarına, bir gazeteci haberlerine karşı adil olmak zorundadır.
Çünkü adalet, önce insanın kendi nefsinde başlar.
Kıymetli okuyucular,
Bir insanın gerçek ahlakı, kendisine haksızlık edene karşı nasıl davrandığında ortaya çıkar. Dostunun yanlışını savunmak kolaydır; düşmanının hakkını teslim etmek ise nefisle mücadele ister.
Unutmayalım: Hakikat, bizim tarafımızda olduğu zaman değil, aleyhimize olduğu zaman da hakikattir.
Mâide Sûresi’nin 8. âyeti bize şunu öğretiyor: Öfkemiz vicdanımızı, sevgimiz adaletimizi, çıkarlarımız hakikatimizi esir almasın.
Çünkü adalet, yalnızca başkalarına karşı yerine getirdiğimiz bir görev değil, Allah’ın huzurunda vereceğimiz hesabın da bir parçasıdır.
Rabbimiz bizleri adaletten ayrılmayan, nefsine yenilmeyen ve hakkı her şeyin üzerinde tutan kullarından eylesin. Âmin.
İSLAMİ HABER “MİRAT”