Vahiy Penceresi: Bugün Ne Biriktiriyorsun, Yarın Ne Bulacaksın? İnsan, hayatı boyunca bir şeyler biriktirir. Para biriktirir, mal biriktirir, evler, arsalar, makamlar, şöhretler, başarılar biriktirir. Kimi zaman da fotoğraflar, beğeniler, takipçiler ve insanların takdirini… Fakat bütün bu biriktirdiklerimizin arasında çoğu zaman unuttuğumuz bir “yarın” vardır. Kur’an-ı Kerîm, insanı tam da bu...
TAKVA/SORUMLULUK BİLİNCİ YERİNE, FİTNE-FÜCÛR MU SARDI BİZİ? Birine sordum: Ardından gıybet etmeyen, yalan yanlış konuşmayan, iftira etmeyen, kıskanmayan, öfkelenmeyen, sorumsuz, duyarsız, egoist olmayan, kuyumu kazmayan birilerine komşu olmak istiyorum? Adam beni aldı ve şehrin mezarlığına götürdü. “İşte aradığın yer, tam da burasıdır.” dedi… Ne?… İnsan ve insanlık, iman ve Müslümanlık...
ÂH TAKVA, ÂH SORUMLULUK! YÜRÜYORUM DİKENLERİN ÜSTÜNDE… EVET HÂLÂ… Hz. Ömer, Übey bin Kâ’b’a, takvânın ne olduğunu sormuştu. Übey sordu ona: “– Sen hiç dikenli bir yolda yürüdün mü ey Ömer?” O da, “Evet, yürüdüm.” deyince: “– Peki, ne yaptın?” Hz. Ömer: “Elbisemi topladım ve dikenlerin bana zarar vermemesi için...
ÇOCUĞUM MUTLU OLSUN YETER Mi? İnsanın evlat sahibi olmayı istemesi, yaratılışına yerleştirilmiş en tabi duygulardan biri olsa gerek. Kur’an’a baktığımızda bunun yalnızca sıradan bir insan arzusu olmadığını da görüyoruz. Allah’ın seçtiği peygamberler de evlat istemiş, bunun için Rabblerine dua etmişler. Zekeriyyâ aleyhisselâm, ilerleyen yaşına rağmen Rabbinden: “Rabbim! Bana tarafından hayırlı...
MÜMİNİN PUSULASI Müslümanın hayat haritasını çizen şey; dönemin moda ideolojileri, arkasına kitleleri takan partiler ya da karizmatik liderler değildir. Mümin, pusulasını Allah’ın kitabı ve Resûlullah’ın (s.a.s.) sünnetine göre ayarlamakla mükelleftir. Ancak ne zaman memlekette siyasi sular ısınsa, ne zaman sandık ufukta görünse ya da bir güç mücadelesi baş gösterse, bakıyoruz...
GAZZE DAHA BİR FRAGMAN Kelebeklerin, uğur böceklerinin, arıların başına gelenler biz insanoğullarının da başına gelecek… Aslında biz önce havayı, suyu, toprağı kaybettik. Üçünü de zehirledik ve sömürdük, kirlettik. Hala da zehirlemeye, kirletmeye, sömürmeye devam ediyoruz. Onun için yediğimiz sebzeler, meyveler, tahıllar, hatta ballarımız bile zehirli. Zehir yiyor, zehir içiyor, zehir...
NİTELİKSİZ NİCELİĞİN ÇIKMAZI Temmuz ve ağustos aylarında Karadeniz bir başka güzeldir. Özellikle Ordu, Giresun ve Trabzon’da bu aylar, fındık mevsimi demektir. Bu yüzden gurbette yaşayan bu yörenin insanları, doğdukları topraklara dönüp hem sıla-i rahim yapmak hem fındık toplamak hem de yaylaların serin havasını teneffüs etmek isterler. Bu, onlar için sıradan...
SİYASETİN REEL VE İDEAL POLİTİĞİ Çoğu zaman ideal politik ile reel politiğin ayrı, hatta karşıt siyaset biçimleri olduğu farz edilir, bu yanlıştır. Söz konusu yanlış hem iç hem dış siyasette tekrarlanır. İnsan hayatının en esaslı faaliyeti olan siyasetin iki boyutundan biri ideal, diğeri reeldir. Demek istediğim şu ki, tümüyle reel...
İMÂN VARSA İMKÂN DA VARDIR İnsan, hayatının her döneminde ve her şartta Yüce Allah’a kulluk etmekle yükümlüdür. Müminin kulluğu; mevsimlere, hava şartlarına, sosyal çevreye veya kişisel konforuna göre şekillenen geçici bir sorumluluk değil, ömür boyu devam eden ilahî bir vazifedir. Yazın sıcaklığı, kışın soğuğu, bolluk ve darlık gibi hayatın tabiî...
İSLAMÎ TESETTÜR; İMAN, İBADET, AHLÂK, SAĞLIK VE ESTETİKTİR İslâmî ölçülere uygun kadın giyimi olarak tanımlayabileceğimiz tesettür, Müslümanlar için îman, ibâdet, ahlâk, sağlık ve estetik mevzudur. İman: Allah, yarattığı insanların rûhları, malları ve toplumsal hayatları yanı sıra bedenleri üzerinde de egemen olan biricik Rab’dir. Tesettür, Rabbimizin bedenimiz üzerindeki Rabliğini fiilen tanıma olarak...
KONUŞ EY KUR’AN, DAĞILSIN KARANLIKLAR Sen, taşlara kazınmış eski bir hatıranın solgun sesi değilsin; çağları aşarak insanın en derin yalnızlığına inen, kalbin karanlığını yaran, aklın zincirlerini kıran, zamanı mahkûm eden ilahî hitapsın; yeryüzü kaç defa kararmış olursa olsun, her doğan sabahla birlikte yeniden dirilen hakikatin kendisisin. İnsan seni rafların sessizliğine...
DİNDE AŞIRI GİDENLER HELAK OLURLAR! Yaşadığımız toplum içinde, fıkıh yapmak suretiyle, dinde aşırı gitmenin temel iki versiyonundan bahsedebiliriz. Bunlardan birisi; Yahudi ve Hıristiyanların ortak temayülüdür. Kendilerini seçilmiş insanlar, “Allah’ın ahbapları” olarak görmek suretiyle dinin emirlerine kayıtsız kalan bir anlayıştır. Böyle bir anlayışta kişiler kendilerini mutlak kutsala nispet ederek âdeta üzerlerinden...
GERÇEK DİNDARLIK: ŞEKİL İLE ÖZÜ BİRLİKTE YAŞAMAK Dindarlık, genel hatlarıyla “insanın Allah’a inanma, O’na bağlanma ve dinin inanç, ibadet, ahlâk ve hukukla ilgili ilkelerini benimseyerek bunları günlük hayatına yansıtma çabası” olarak tanımlanıyor. Fakat bu tanıma uygun bir dinî hayatın ise çoğu zaman gerçekleşmediği; zira bazı dinî uygulamalarda kimi insanların, daha...
Eşitlik Korkusundan Arzın İmarına SINIFSAL TAHAKKÜME KARŞI KUR’ANİ UYANIŞ Mülkün Esaretinden Adaletin İkamesine Modern ekonomi, kaynakların sınırlı, insan ihtiyaçlarının ise sınırsız olduğu ön kabulü üzerine inşa edilmiş bir tahakküm mekanizmasıdır. Oysa Kur’an’ın varlık ve ekonomi tasavvuru bu paradigmayı kökten reddeder. Kur’an’a göre kriz, arzın yetersizliğinde değil; bölüşümün ahlaksızlığında, biriktirme hırsında...
DOSDOĞRU OLMAK Kur’an-ı Kerim’de “dosdoğru olmak” (istikamet, dürüstlük, doğru yolda dimdik durmak) ile ilgili olarak Hud 112’de , açıkça doğrudan emir olarak şöyle denir: “Seninle beraber tövbe edenlerle birlikte, sana emredildiği gibi dosdoğru ol! Aşırı gitmeyin (haddi aşmayın). Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.” Bu ayet, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) şahsında tüm...
NAMAZ NEDEN HER ZAMAN KÖTÜLÜĞÜ ENGELLEMİYOR? Kur’an’da namazın insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyduğu ifade edildiği hâlde, namaz kılan kimi insanlarda bunun bir etkisinin olmadığına şahit olan pek çok insanın, “Eğer namaz insanı kötülükten alıkoyuyorsa, neden namaz kıldığı hâlde yalan söyleyen, haksızlık yapan, kul hakkı yiyen veya ahlâk dışı davranışlarda bulunan...
ANAYASA MİLLETİN İNANCINI YANSITMALIDIR Türkiye’de yeniden anayasa tartışmaları gündeme gelirken, en temel sorulardan biri şudur: Bu anayasa gerçekten milletin inancını, değerlerini ve kimliğini mi yansıtacaktır; yoksa uzun yıllardır olduğu gibi milletin inancından bağımsız bir anlayışın metni olarak mı kalacaktır? Biz Müslümanlar için mesele yalnızca hukuki veya siyasi değildir. Bu mesele,...
RAHMÂNÎ ADALET Mİ? CAHİLÎ ADALET Mİ? ADALET, kula kul olmamak ve sadece Allah’a kulluk eylemek, kelime-i şehadetin gereğini yerine getirmektir. “Âmentü, yani güvendim, güven verdim Allah’a, kullarına ve yarattıklarına.” sözünü, ahdini ve yeminini eden her insan, kendini başkasından, başkasını kendinden asla ayrı görmez. Kendine hak gördüğünü, iman ve İslam kardeşine...