islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
13,7194
EURO
15,5684
ALTIN
786,58
BIST
1.910
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
14°C
İstanbul
14°C
Çok Bulutlu
Pazartesi Çok Bulutlu
17°C
Salı Sağanak Yağışlı
15°C
Çarşamba Sağanak Yağışlı
14°C
Perşembe Çok Bulutlu
15°C

ÖZHASEKİ, ATTIĞI TWEETLE RESMEN AKLIMIZLA DALGA GEÇİYOR

ÖZHASEKİ, ATTIĞI TWEETLE RESMEN AKLIMIZLA DALGA GEÇİYOR

Birkaç gündür tweeter, Özhaseki patlaması yaşıyor. Kamuoyu artık, doların yükselişini, hayat pahalılığını bir tarafa bıraktı Özhaseki’ye yüklendi. O da, “Ben, zühul eseri Müslüman halkımın sinir uçlarına dokundum, sözün şehvetine kapılarak ağzımdan çıkanı kulağım duymamış. Tekrar dediklerimi dinledikten sonra bunun farkına vardım. Müslümanlardan özür dilerim” diyeceği yerde attığı tweetinde bakın pişkin pişkin ne buyurmuş:

Bir TV kanalında yaratılıştan kaynaklanan farklı bireylerle ilgili söylemiş olduğum sözler, tamamıyla bağlamından koparılıp başka mecralara çekildi. Çok uzun süren bir röportaj, yayın süresi dikkate alınarak kısaltıldığında bazen vermek istediğiniz ana mesaj kayboluyor. Meramın tam anlaşılabilmesi için bir kez daha açıkça sözlerimi tekrarlıyor ve sözlerimin de arkasında olduğumu ifade ediyorum.

Bir kere, uzun dediğin röportaj, sorulardan oluşuyor. Her soru kendi bağlamında değerlendirilir. Sorulan soruya üç dakikada verdiğin cevap, bu üç dakikalık sözlerinle bir bağlam oluşturur. Yoksa bir cümle cımbızla çekilmiş değil. Dolayısıyla kadın sunucunun sorduğu soru gayet açık, senin verdiğin cevap da gayet net ve uzunca. Uydurma Sümbül Efendi hikâyesinden sonra bu hikâyede adı geçen Musa Muslihiddin’in “Efendim ben Tanrı olsaydım her şeyi merkezinde bırakırdım” sözü seni büyülediği için fikrini bu söz üzerine kuruyor ve: “Her şeyi merkezinde bırakırdım, Allah her şeyi bir denge üzerine yaratmıştırMadem Allah yaratmış, hepsinin başımızın üzerinde yeri var! Onu Cenab-ı Hakkın yarattığı bir emanet gibi görmek her kulun vazifesi diye düşünüyorum. Her inançlı insanın işi diye düşünüyorum. Onun dışında bana göre saygı duymak ve TERCİHLERİNE SONUNA KADAR SAYGILI OLMAKTAN BAŞKA ELİMİZDEN BİR ŞEY GELMEZ” diye de ilave ediyorsun. Tweeterda halkımızın, inancına sahip çıkma rekoru karşısında “Çevir kaz yanmasın” taktiği ile şark kurnazlığı yapıp attığın teweette devamla şöyle diyorsun:

Kâinatı ve insanları Allah yaratmıştır.  Yaradan, hiçbir şeyi boş ve anlamsız yaratmamıştır.  Yaratılan her şeyde bir hikmet vardır.  İnsanoğlu için yaratılıştan gelen farklılığın ve rahatsızlığın (hünsa) kınanacak bir tarafı yoktur. Onlara saygı duymak esastır ve başımızın üstünde yeri vardır.  Ancak, sonradan yapılan, geleneklerimize, göreneklerimize, inanç değerlerimize aykırı olarak tercihen yapılan ve aile kurumumuzu ifsat eden bir takım sapkınlıkları tasvip etmemiz asla mümkün değildir.”

Breh breh breh. Tam bir U dönüşü. O röportajda “hünsa” kelimesini kullanmıyorsun ve “Ancak, sonradan yapılan, geleneklerimize, göreneklerimize, inanç değerlerimize aykırı olarak tercihen yapılan ve aile kurumumuzu ifsat eden bir takım sapkınlıkları tasvip etmemiz asla mümkün değildir” ifadeleri hiç yok. Bu milletin aklıyla, zekâsıyla alay etme be kardeşim ya! Sen doğru söyledin de milyonlarca Müslüman mı yanlış anlayarak sosyal medyada sana haddini bildirmeye çalıştı? Milyonlarca Müslümanın sana düşmanlığı mı var?

Bir de kalkmış; “Konuşmamın bütününde verdiğim ve anlatmak istediğim mesaj buydu” diyorsun. Böyle demiş olsaydın bu halk sana hiçbir şey söylemezdi. Beyana itibar edilir. Ağzından çıkan beyan “hünsa“larla ilgili değil. Hünsalık tercihle olmaz.   Sunucu kadın; -açıkça ifade edersek- “LGBT (yani lezbiyen, gay, biseksüel ve trans seksüellerle) ilgili ne düşünüyorsunuz?” diyor. Bunlar da TERCİHLİ cinsel sapıklıktır. Sen de “tercihlerine saygı duyarız” diye kendi adına konuşmakla yetinmiyor bizlerin adına da konuşarak “Bütün inananlar da saygı duymalıdır” diyorsun. Biz, senin imanını tartışmıyor ve “bunları kabul ettiğin için söyledin” de demiyoruz. “Tribünlerdeki Kemalist-laiklere şirin görünme ezikliği yapıp Müslümanların sinir uçlarına dokundun. En azından özür dilemen gerekir” diyoruz.

Özür dilemek kişiyi küçültmez. İnsana kibir özür diletmez. İblis, Hz. Âdem’e secde etmeyerek Allah’a isyan etmiş, Hz. Âdem de yenilmemesi gereken meyveden yediği için Allah’ın emrine muhalefet etmişti. Sonunda İblis yanlışında ısrar etti ve adeta “yaptığımın arkasındayım” diyerek savundu “İblis” olarak kaldı, Hz. Âdem ise özür dileyip affını talep ederek “adam” olduğunu ortaya koydu. Keşke, pişkin pişkin,  “dediklerimin arkasındayım” diye kibrine yenik düşmeyip özür dileyerek “Âdemliği” tercihle “adam” olsaydın.

İşte biz de o zaman “Özhaseki’yi de Allah yarattı. Yaratılanı yaratandan ötürü severiz. Başımızın üstünde yeri vardır. İnsandır hata yapabilir. Önemli olan hatada ısrar etmemektir. Özür diledi, Âdemî bir tavır gösterdi” der, söylediklerini tolere ederdik. Ama sen böyle yapmadın. Bir taraftan bir Müslümanı döverken diğer taraftan “Müslüman beni dövüyoooor!” diye avazı çıktığı kadar bağıran Yahudi gibi suç bastırdın ve attığın tweetle de sen kendini akıllı ve zeki, milyonlarca Müslümanı da, söyleneni anlamayan geri zekâlı, embesil ilan ettin.

Maalesef geneli itibariyle bizim politikacılarımız nice çamları devirirler, sonra da “Özür dilerim, yanlış yaptım. Dediklerimi geri alıyor, söylememiş sayıyorum” diyeceği yerde, “Yanlış anlaşıldım. Ben öyle demedim, sözlerimin arkasındayım” diyerek pişkin pişkin savunmaya geçer ve halkın gözüne baka baka yalan söyleyerek insanların zekâsıyla alay eder. Hâlbuki seçilmişler vekil, seçen halk asildir. Seçilmişler, burunlarını havalara dikmeden asıl olan halka karşı alçak gönüllülüğünü korumalıdır. Çünkü halka efelenmek ve sinir uçlarına dokunmak için değil, hizmet etmek için seçilmişlerdir. Artık halka tepeden bakan politikacıların, “Eski Türkiye”de kaldığına inanmak istiyoruz. Vesselam.

 Musab SEYİTHAN

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.