islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
8,6259
EURO
10,1275
ALTIN
492,42
BIST
1.386
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Kuvvetli Sağanak
23°C
Perşembe Gök Gürültülü
18°C
Cuma Parçalı Bulutlu
21°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
24°C

Özlem Zengin vakası

Özlem Zengin vakası

Musab SEYİTHAN

Yaklaşık yirmi yıldır iktidarda olan ve bu güne kadar, Cumhuriyetin ilanından beri yapılanlardan kat kat fazlasını yapan, Türkiye’yi eziklikten kurtararak “dünyada ben de varım” diyerek itibar kazandıran, mazlum İslam dünyasının umudu olan Ak Parti iktidarının dün olduğu gibi bugün de desteklenmesi gerektiğine inananlardanım. Rabbim daha iyisini nasip edene kadar bu böyledir.

Fakat bu futbol takımı tutuyor gibi parti tutmak anlamında değildir. Fetö mensuplarının “Hoca efendi söylüyorsa boynumuz kıldan incedir ve vardır bir hikmeti” deyip körü körüne takip ederek destek verdiklerimizin haşhâşisi olamayız. Bu zamana kadar oy vererek ve “Yarabi! Tayip beye, hayırlı işlerinde yardım eyle, onu yalnız bırakma. Yanlış yapmasına fırsat verme. Etrafına çit örmek isteyen yalaka takımından onu koru. Harunlarını çoğalt” diye hep dua ettik ve hâlâ da ediyoruz. Ama pislikleri de halının altına süpüremeyiz.

Bu bağlamda, yıllarca iktidar olmanın rehaveti ve mevcut laik eğitim sistemden diplomalı, İslam’ı da derinlemesine bilmemenin cehaleti ve makamın kendisine verdiği şımarıklık ile parti içindeki yetkili bazı zevat, boyundan büyük laflar etmekten geri durmuyor.

Bunun son tipik örneği Ak Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin’dir. Bu hatun kişi, bir televizyon programında, Ayasofya Başimamı Prof. Dr. Mehmet Boynukalın hocanın; “Cinayet cinayettir; cinsiyet değiştirmez; erkek, kadın, çocuk, büyük kimin başına gelirse gelsin ilkemiz: “Sizin için kısasta hayat vardır” ilahi düsturudur. Sürekli ‘kadın cinayetleri’ vurgusu, kadını erkeğe düşman etmeye çalışan bir sloganik medya propagandasıdır.” Tweetiyle ile ilgili dedikleridir.

Sayın vekil bu tweete cevap olarak; “Bu paylaşımı yanlış buluyorum. Ayasofya Cami İmamı, böyle bir konuda tweet atmamalı. Kadın – erkek meselesine dair dini de referans yaparak, katı, sert açıklamalar yapmayı problemli görüyorum ve bize fayda vermiyor. Tam tersine incitiyor, kadınları da incitiyor, bu alanda çalışanların yükünü arttırıyor. Ve daha önemlisi, bu açıklamalar siyasetin yükünü artıyor. Siyaset çok ağır bir iştir. O yüzden bence herkes kendi işini yapmalı diye düşünüyorum” buyurmuşlar.

Özlem Zengin, laik-seküler kesimin topluma dayattığı “İmam’ın işi camide namaz kıldırmaktır. Siyasi ve devletle ilgili konularda konuşamaz. Bu alan onu ilgilendirmez. Kıldırsın beşi, kurtarsın başı, sallasın başı alsın maaşı” algısıyla hareket ederek kendince had bildirmiş. Bir kere “Kadın – erkek meselesine dair dini de referans yaparak, katı, sert açıklamalar yapmayı problemli görüyorum” sözü Müslüman için problemli bir sözdür. Müslüman dini referans almayacak da Nutuk kitabını mı referans alacak? Mehmet Boynukalın hoca, bir İslam Hukuku uzmanı. Bu konuda en yetkili ağızlardan biridir. Senin gibi laik hukukta tıkanıp kalmamış. Bir kere ihtisasa saygılı olunmalı.

Size sorulan soruya “Efendim, Türkiye özgür bir ülkedir. Herkesin, düşüncesini özgürce açıklama hürriyeti vardır. Hocamız İslam Hukuku profesörüdür. Elbette onun da değerli görüşleri vardır. Düşüncesini açıklamıştır. Gayet doğaldır. Ateistler, Kemalistler, sosyalistler, komünistler nasıl görüş açıklayabiliyorlarsa, Ayasofya Başimamımız da gayet medenice görüşlerini açıklamıştır. Olay budur. Ben bunda bir anormallik görmüyorum” deme yiğitliğini, onurlu duruşunu göstermeli değil miydin? Laik-Kemalistleri memnun etme adına bu cümleleri kurarak eziklik sergilemek zorunda mıydın? Huzurunda diz çöküp ders alman gereken bir Müslüman âlimi azarlamak zorunda mıydın? Sen asıl değil vekilsin. Aslına karşı böyle efelenmeli miydin?

Maalesef bizim Müslümanlar, memelerinden emerek büyüdükleri bu laik-Kemalist sistemden tepki almamak için “inandıklarını yaşamadıklarından dolayı yaşadıkları gayri İslamî hukukun meşru olduğuna inanarak” din referanslı çözüm önerilerine -laikleri, Kemalistleri kızdırmayalım- aşağılık kompleksiyle karşı çıkmaktadırlar. Kemalist-laikleri kazanma, yanlarına alma adına dostlarına rest çekmektedirler.  

 Bu konuda Ebû Müslim Horasanî’nin şu tarihî sözünü tekrar hatırlayalım: “Onlar, zarar vermeyeceklerinden emin oldukları için dostlarını kendilerinden uzak tuttular. Kendilerine bağlamak ve kazanmak için de düşmanlarını yakınlaştırdılar. Yakınlaştırılan düşmanları asla dost olmadı. Ama uzaklaştırılan dostlar, zamanla düşman oldu. Herkes düşman safında birleşince yıkılmaları mukadder oldu.

Evet, bunda ısrar ederlerse Ak Partiyi belki bu yıkar. Sayın vekil Özlem Hanım! Horasanî’nin bu sözü kulağınıza küpe olsun. Her ne yaparsanız yapın onları kazanamazsınız. Onlar sizi kendilerine hizmet ettirirler ama asla sizden olmazlar.

Belki “Ben inançlarına bağlı biriyim. 28 Şubat sürecinde Hukuk Fakültesinde okurken başörtümden dolayı mağdur edildim” diyebilirsin. Bu konuda da samimiyetine inanırım. Ama İslam sadece başörtüsü veya sadece namaz, oruç, hac değil ki… İslam bir hayat nizamıdır. İbadetiyle, muamelatıyla, hukukuyla, ahlakıyla hayatın tamamını kuşatır. Allah, sadece camiye, özel hayata ve mezarlığa değil Meclise de, kışlaya da, yargıya da, bakanlıklara da müdahildir. Siz konuşulmasına, bu konuda bir İslam Hukuku uzmanının fikir beyanına bile tahammül edemiyorsunuz. Eğer bu sözlerin, sistemin bânilerin tepkilerini üzerinize çekmemek için söylenmesini istemiyorsanız bunu korkaklığınıza sayarım. Ve size Peygamberimizin şu hadisini hatırlatırım: “Kişi, hakkı söylemesi gereken yerde mutlaka hakkı söylemelidir. Bu onun ne ecelini öne alır, ne de kendisine ait rızıktan mahrum eder.” (Beyhaki, Şu’abu’l İman, 7172).

Yok, eğer Mehmet hocanın Kur’an referanslı sözleri seni sıkıyorsa, için daralıyorsa ve kafa yapın o hale gelmişse, başındaki örtüyü mağdurlaştırıyorsun. Dün üniversitede sen başörtüsü mağduru iken, bugün bu kafa yapınla başörtüsü sende mağdur.

Yazımı, İstanbul 2 No’lu Baro Bakırköy Adli Yardım Sorumlusu Avukat Akif İstiklal Emre‘nin, Özlem Zengin’e seslendiği tweeti ile bitiriyorum: “Bacım senden ve senin gibilerden bıktık artık. Siz kimseyi, hiç bir Müslümanı, temsil etmiyorsunuz. Hadi, Mehmet Boynukalın hocamızı bırakın başka yerde nifak çıkarın.”

                                                                      

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.