islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
16,5784
EURO
17,7115
ALTIN
978,19
BIST
2.554,08
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
25°C
İstanbul
25°C
Hafif Yağmurlu
Salı Parçalı Bulutlu
26°C
Çarşamba Az Bulutlu
27°C
Perşembe Az Bulutlu
27°C
Cuma Parçalı Bulutlu
27°C

Papanın İslam Ülkelerine Seferi Neyi Amaçlıyor?

Papanın İslam Ülkelerine Seferi Neyi Amaçlıyor?
12.02.2019
A+
A-

Papa Francesco’nun Birleşik Arap Emirlikleri’ni ziyareti sırasında dinler arası kardeşlik mesajlı El Ezher Üniversitesi’nin başındaki Şeyh Ahmed El Tayyib’le birlikte “Dünya Barışı ve Birlikte Yaşam İçin İnsanların Kardeşliği Belgesini imzaladı.

Belgede, farklı dinlere inananlar ve herhangi bir dine inanmayanlar arasında uzlaşı ve kardeşlik çağrısı yapılıyor ve “çoğulculuk ve farklı dinlerin bilgece bir ilahi iradenin eseri olduğu” belirtiliyor.

Papa bu hamleyi yaparken, bir yandan da kötü olarak görevlendirdikleri, bu çalışmaları sözde  engellemeye çalışan Hristiyanların da olduğu imajı, buna itiraz edecek olan Müslümanlarla aynı kefeye konarak ortak bir algı da oluşturulmaya çalışılıyor.

Buna örnek olarak, Kardinal Müller, manifestosunda Papa Francesco’nun adını anmasa da İnsanların Kardeşliği Belgesi’ndeki bu ifadelere karşı çıkıyor.

Alman Kardinal Müller, eski “engizisyon” kurumunun devamı niteliğinde olan İnanç Doktrini Örgütü’nün yöneticiliğini yapıyordu ancak 2017’de Papa tarafından görev süresi yenilenmeyerek uzaklaştırılarak kötü kişi olarak görevlendirilmişti.

Hristiyanlıktaki “teslis” inancını hatırlatan Müller, “İsa’yı yalnızca iyi bir insan, bir kardeş ve arkadaş, bir peygamber ve ahlaki bir örnek olarak görenlere karşı çıkılması gerektiğini” söyleyerek sözde kutuplar oluşturuluyor.

 Haçlı askeri işgallerinin sağlıklı sürebilmesi için bu açıklamalar zeminler oluşturuluyor. Türkiye’de gizli Kardinal olarak da kamu oyunu meşgul etmiş Gülen’in Papaya yazmış olduğu mektup da bu doğrultuda olup o zaman çok tepkiler çekmesine rağmen ‘’Dinler Arası Diyalog’’ programları Türkiye’de her yerde yapılıyordu.

Sonuç, başarmak istedikleri işgali 15 Temmuz’da başaramadılar.

İnsan kardeşliği diyerek, İslam dünyasında sürekli Müslümanların kanının döken gizli din örgütü  ile işlerini yürüten Vatikan ; Büyük Orta Doğu Projesinin bir parçası olup, gerçekleşmesi için dini ayağı olarak  var gücü ile  çalışıyor.

İslam ülkelerinde El Ezher Üniversitesi’nin başındaki Şeyh Ahmed El Tayyib gibi satılmış ruhlu insanların kritik noktalarda yerleştirildiğini ve BOP süreci bütüncül olarak okuduğumuzda rahatlıkla  hedeflerini görebiliyoruz.

Vatikan’ın Türkiye ayağı gizli kardinali başarısız olunca, Vatikan’ın politikası da İslam ülkelerini Arap NATO’su ile kuşatmaya çalışan , ve bunu Haçlı seferi olarak ilk dünyaya duyuran eski ABD başkanı Bush; bugün bölgede  Suriye’den geri çekilme taktiğini uygularken, bir yandan ardışık yaptığı hamlelere baktığımızda Mısır, Arabistan ve BAE ile yeni bir kuşatma  çabasını ve Vatikan’ın başı Papanın haçlı seferleri ile desteklendiğini görüyoruz.

Papa; hem hıristiyan dünyasında iyi rolü oynuyor hemde kardeşlik adı altında, barışçı sözde bir yaklaşımla ılımlaştırma, narkozlama sürecini İslam dünyasında işletiyor. Bu şuna benzer; önce inançları bozarak mücadele etme ruhunu kırmak,  haçlı ordusunun yapacağı işgal için harekete geçildiğinde de dirençi en aza indirilebilsi  amacını  gösteriyor.

İslam ülkelerinde zaten satılmış makam sahipleri  boyunlarına takılmış yulardan istedikleri gibi çekilebiliyor. BAE’de ki Papa’nın karşılanması ancak Katolik olan bir hıristiyan
ülkede  böyle ihtişamlı olabilirdi.  Bunların işgal  için ve İslama saldırı stratejileri olduğunu görmemek için  kör olunması gerekiyor.

Diyanet, Vatikan gibi çalışmadığı sürece, Türkiye’de dini anlayışlar, eteklerindeki taşları döküp Kur’ana sarılmadığı sürecek, halk okuyup okuyup anlamadığı ölü kitabına çevirdiği Kur’an’ın ne dediğini öğreten bir diyanet teşkilatı olmadığı sürece, çok büyük bir tehlike kapıda bizi bekliyor.

Siyasi yönetime de iki tavsiye önerimiz olacak. Mevcut düzendeki diyanetin görevini yeniden yapılandırın. Hocalar namaz kıldırma hocası, müftüler atama tasdik merkezi olmaktan çıkartılmalı.

Haçlıların görünen bu saldırılarına karşı ‘’Minareler süngü camiler  kışlamız’’ olsun.

İkincisi askerlikle ilgili yapılan düzenlemeler; orduyu küçültücü hamleler olmasın. Türk ordusu daha modern, hareket kabiliyeti yüksek ve büyük olmak zorundadır.

Yeni bir  orduya  ihtiyacımız var. Bölgemizdeki güneyden kuşatılma çabası adım adım geliyor. Papa’nın BAE çıkarma yapması bir bölge tansiyonu ölçeme hamlesi olarak da okunarak bir sonraki adımlarını atacağı gerçeğinin işaretleridir.

Bunun için Ak Deniz Ordusu kurulmak zorundadır.

Şimdi birileri ordunun maliyeti hakkında bütçenin olmadığını söyleyebilir. Biz bunun nasıl çözüleceğini de, yeni yerli bir ekonomik model önerimizde de  ifade ediyoruz.

Siyasilerimiz unutmasın ki ordu büyük bir istihdam kapısıdır.

Selam ve dua ile…

Yunus Ekşi

Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi

ETİKETLER:
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.