
Medya söylemleri ile sahadaki gerçeklik arasındaki uçurum her geçen gün daha da belirginleşiyor. Türkiye’nin söylem düzeyinde güçlü mesajlar verdiği bir dönemde, Gazze başta olmak üzere bölgede yaşanan trajediler karşısında somut sonuçların ortaya çıkmaması, kamuoyunda ciddi bir sorgulamayı beraberinde getiriyor. “Doğru Haber“ sitesinde Mehmed Göktaş imzasıyla yayınlanan bu yazı, “güçlü Türkiye” manşetleri ile yaşanan acı gerçekler arasındaki çelişkiye dikkat çekerek, söylem ile eylem arasındaki farkı tartışmaya açıyor.
Gün geçmiyor ki iktidar medyasında bu minvalde bir haber patlatılmasın.
Ya üretildiği söylenen yeni bir drondan, yeni bir silahtan dolayı
ya iktidar yetkililerinin bir konuşmasından, bir demecinden, bir kınamasından dolayı,
veya dış basında Türkiye lehinde çıkan bir yazıdan, yapılan bir konuşmadan dolayı hemen koca puntolarla başlıklar atılıyor, günün en önemli haberi olarak ekranlardan patlatılıyor;
“israil paniklemiş, israili Türkiye korkusu sarmış, israil kara kara düşünüyormuş, israil ne yapacağını şaşırmış…”
Zannedersiniz ki şu andan itibaren terör devleti yapmakta olduğu bütün gâvurlukları hıp diye kesiverecek.
Zannedersiniz ki işgal sürüleri iki aydan beri kapalı tuttuğu Mescid-i Aksa’dan pis ayaklarını çekecekler ve Müslümanlara teslim edecekler.
Zannedersiniz ki Siyonist zindanlarda haksız yere işkence altında tutulan, bu yetmiyormuş gibi hepsinin idamına karar verilen Filistinli Müslümanların idam kararını derhal iptal edecekler.
Zannedersiniz ki sınır kapılarını insani yardımlar için bugünden tezi yok açacaklar…
İnsan iktidar medyasının manşetlerini gördüğünde ister istemez böyle düşünüyor.
Zaten yıllar yılı; “Mescid-i Aksa’yı kurtaracak ordu İstanbul’dan hareket edecek” ve “Mehmetçik Gazze’ye” sloganlarını dilinden düşürmeyen insanımız bununla birlikte “titretme” haberleriyle işin noktalanacağı ümidine kendisini kaptırmakta.
Söyleyin Allah aşkına, Türkiye’den dolayı Soykırımcı bu eşkıyanın kılını kıpırdattığını gören var mı?
Türkiye olarak ne yetmiş beş binden fazla Gazzelinin hunharca katledilmesine, ne Gazze ile birlikte Lübnan’ın viraneye çevrilmesine engel olabildik…
Hiç olmazsa zindanlardaki Müslümanların idamına engel olalım. Lütfen bunun için diplomatik çalışmalar yapıldığını söyleyerek bizi ve kendinizi kandırmayın. Hâlâ şu gerçeği anlamadınız mı, sizin her kınamanız “devam edin” anlamına geliyor.
Eşkıya ve terör devletine şu gösterilmelidir; israil zindanlarında şehid edilecek her bir Müslüman için en azından Türkiye’deki on siyonist şöyle veya böyle bedel ödeyecektir.
Allah’ın selamı üzerinize olsun!
Mehmed Göktaş
İSLAMİ HABER “MİRAT”
Bu konudaki çaresizliğimizi,örtbas etmeyi kendine görev edinen hükümet medyası ve yazarları,hep Türkiye’nin gelişen silah teknolojisi,titreyen İsrail vs hikayeleri anlatıp duruyorlar..sorarsan, bunlar ” günü gelince” kullanılacak,İsrail yeryüzünden silinecek,falan filan..anlaşılan o zamana kadar bu ” gelişmiş silahlarımızı” çeyizimizde saklamaya devam edeceğiz
Hele dur bak hele. Aha şimdi otele girdiler, Odaya geçtiler. Lambayı yaktılar, ışıkları söndürler!!!! hikayesini hatırlattı.Tecavüz var, işkence var, İdam var, Ben istediğimi yaparım ayılığı devam ediyor!!! dur bakalım nereye kadar??