PUT VE TAĞUTTAN HİCRET

PUT VE TAĞUTTAN HİCRET

Hicret, put ve tağuttan uzaklaşmaktır. Rabbü’l-Âlemîn, daha başlangıçta put ve tağuttan hicret edilmesini emretmektedir. “Rücz” kelimesinin içeriğine baktığımızda, Allah-u Teâlâ’nın ilk sure olan Alak Suresi’nde, Rabliğin zıttı olarak “tağilik” kavramını tanımladığını görürüz. İlk yasak da bu tağiye itaat etmemektir. Bu nedenle, “rücz” kelimesini, Allah’ın daha işin başında Rabliğin karşıtı, madalyonun diğer yüzü olarak sunduğu ve ilk yasağı olan “taği” ile açıklamak en doğru yaklaşımdır.

Elbette put da taği ile ilişkilidir. Peki, taği nedir? Alak Suresi’nde de belirtildiği üzere taği; kul namaz kıldığında bunu yasaklayan, yasakçı, zorbacı, zorba, taşkın, müstağnileşen, Allah’ın yaratmasına ve yaşatmasına rağmen O’na karşı nankörleşen, kendini yeterli gören, müstekbirleşen ve Allah’ın mülkünde, Allah’ın kullarının O’na ibadet etmelerini, hak ve hakikat uğruna omuz omuza vermelerini, birbirlerine destek olmalarını, bir araya gelmelerini, dayanışmalarını ve direnişlerini yasaklayan varlıktır. İlk soru şudur ve bugüne kadar kimse dile getirmemiştir: Alak Suresi’nde o tağiyi gördün mü? Evet, ilk soru budur. İlk tanımamız ve teşhis etmemiz gereken olgu tağidir. Yani Rab’be karşı taşkınlık eden. Tuğyanileşenin kurumsal, mübalağalı ve çoğul hali ise tağuttur.

Taği, tuğyan ve tağut kavramları birbiriyle ilişkilidir. Taği, bu durumun müfret (tekil) halidir; tuğyan, onun fiil hali, mastar halidir. Tağut ise onun kurumsal, mübalağalı ve çoğul halidir. İlk soru ise “bunu tanıdın mı, bildin mi?”dir. Çünkü hayat buna göre şekillenecektir. İlk yasak, ona itaat etmemek olacaktır. Bu, son derece önemlidir.

Eğer taği buysa, tağut buysa, put nedir? Put da tağilik, tağutluk ve tuğyanilik yapar. Allah’ın mülkünde, Allah’a karşı hadsizleşen, “devlete karışmasın”, “millete karışmasın, o yere göğe karışsın, Mekke’ye karışmasın” diyen anlayışın bugünkü karşılığı tağutsa; ölünce tapınılan, heykeli dikilen, ülkeyi kabirden yöneten ve adına tağilik yapılan da puttur. Yani tağinin ölü veya diri iken tapınılan halidir.

Bu durum, “Allah karışmasın” diyen Siyonî laikçi anlayıştır. Şu anki Siyonî anlayış, bunun kurumsallaşmış ve küreselleşmiş halidir. Yerel düzeyde ise bu Siyonî anlayışın uzantıları, Siyonî laikçilik, Siyonî şu, Siyonî bu gibi çeşitli biçimlerde karşımıza çıkar. Bu Siyonîliğin önünde ise satanilik, yani şeytanilik, İblis vardır. “Ben üstünüm, öbürü çamur, ben ateş” diyen bir anlayış. Eğer sen ateşsen, seni ateşten yaratan kim? Bunu unutan, ihmal eden, ancak bu denli küstahlaşan, ukalalaşan bir anlayıştır.

Bu anlayış, yaratmadan ve yaşatmadan yönetmeye kalkmıştır. “Ben sizin yüce Rabbinizim” demiştir. İşte Firavun veya Romalı Konstantin ne dedi? “Ben güneş tanrısıyım. Güneş günü Pazar, benim bayramımdır. Pazar günü çalışmayacaksınız” gibi ifadeler kullanmıştır.

Günümüzde ise başka süper güçler, bu tağiliği onlardan devralmıştır. Firavun’dan Roma mirası, ondan İngiltere, bugün ise Amerika. Nemrut’tan İran, oradan Rusya, bugün ise Çin. Ve bunların yerel uzantıları. Ya o Nemrut tayfasına ya da Firavun tayfasına ittiba ediyorlar. Müslüman devletler bile şu an birisi Amerikancı, diğeri Rusçu, Çinci’dir. Hâlbuki hepsinden bağımsız olup da Allah’çı, Rab’çi olan, Allah’tan yana Hizbullah olan, Sünnetullah’ı olan, Rabbî olan var mı? Oysa bir araya gelseler o Nemrut ve Firavun’a yaver olmaya gerek kalmayacak. Ancak bu içler acısı bir durumdur. Biz de bunları deşifre ediyoruz. Bunların uzantıları her ülkede mevcuttur: Baasçılık, şuculuk buculuk, şuizm buizm. işte laisizm, komünizm, kapitalizm, Kemalizm, ne derseniz deyin.

Bu tür anlayışlar da bunların yerel uzantıları olarak, o tağutun başı öldüğü zaman, Allah olmadan, Rab olmadan, İlah olmadan insanları yönetmeye, Allah’ın mülkünü, Allah’ın kullarına dar etmeye kalkanlar çekip gidince, yeni gelen tağiler onların adını kullanır. Onların heykelini yaptırır. Onlara tapındırır. Hatta yattıkları yerden, kabirden ülkeyi yönettirir. O zaman ne oluyor? Yaşarken tağut olanlar ölünce putlaşmış oluyor.

Yani ona tapınılarak, Rablıktan ilahlık mertebesine yükselir. Nedir yani? Tapınılan, manevi güçle, yatarken bile, kabirden bile yöneten bir otorite, bir ilah. İşte yani Rablıktan ilahlığa terfi eder. Haşa. Böyle bir anlayış.

Dolayısıyla Allah-u Teâlâ bu put ve tağuttan hicret edin der. Hicret öncelikli olarak fikrî bir hicrettir. Fikrî, zihnî. Yani “La ilahe illallah” budur. “La ilahe illallah”ın anlayışı. “La ilahe” kavramı, “ilah yoktur” kavramı aslında bir yerde fikrî hicret demektir. Put ve tağuttan hicretin karşılığıdır. Put ve tağuttan hicret. O gün Nebi Aleyhisselam zamanında cahilî Hübel partisi vardı. Kurucu parti. Cahilî sistemin, cahilî Hübel partisi. İşte bir Hübel ki ceplerinde bile taşıdıkları, bir büst, heykel veya onun büyük boyutlarda devasası.

Onun üzerine kurgulanmış hayat ve onlar en azından bu Hübel’i falan Allah’a yaklaştırsın diye şirk koşuyorlardı. Yani onlar kendileri Allah’lıydı, şirk koştukları da Allah’lıydı. Bugün Allah’sız. Yani öyle mi, şu anda insanların Allah’a ortak ettiklerinin Allah’a tapınması veya onu kutsaması yok? Allah’a yaklaştırsın bahanesi bile yok. Maalesef. Biz geçmiş müşriklerden de daha beter durumdayız. Katıksız küfür, şirki değil, katıksız küfür. Ve böyle put ve tağuttan bunlardan hicret etmek.

Yani Mekke’den Medine’ye hicretten daha önce bu. İşin başı, işin besmelesi. “Bismi Rabbi”. Rabbin adına oku, onların adına okuma. Rabbin ilkelerini öğren. Onların uyduruklarına uyma. Onlar adına talim terbiye yapma. Besmele budur. “Bismi Rabbi” budur. Bu da zihnî hicrettir. İşin başı budur. İtikadı budur. Ve put ve tağuttan dolayısıyla fikrî, zihnî hicret.

Önce bedenimizi tabii ki, dilimizi, daha da öncelikli olarak kalbimizi bu tür düşüncelerden, teslimiyetten, bu tür eğitimden, talimattan vesaire uzak tutmak, hicret etmek. Kısaca bir iki örnek de vererek bunları, yani tağiyileşme, Rabbi Allah’ın mülkünden, Allah’ın kullarından uzaklaştırma anlayışı olan Siyonî, laikçi anlayışı açalım. Mesela bugün yıl dönümü: 10 Nisan 1928, devletin dininin İslam olmaktan çıkartılması. Yani devlete, topluma, ülkeye Allah karıştırmayacak. Allah’ın dinini ülkeden uzaklaştırmak. Bu nedir? Bu tuğyanî taşkınlık, azgınlık, ukalalaşmak, küstahlaşmak değil de nedir? Allah’ın mülkünde, Allah’ın kullarına Allah’ı yasak etmek ve oraya çöreklenmek. Müstevlî, müstekbir ve küresel ağababaların deruhtesi doğrultusunda. Satanizmin, Siyonizmin bir uşaklığı olarak.

Veya bakın, Konstantin ne dedi? “Ben güneş tanrısıyım, Pazar güneş tanrısının günü. Pazar çalışmayacaksın, bayram yapacaksın.” Vallahi bunu ben Bartolomeos’a da söyledim. İsa aleyhisselam Cumartesi ibadet etti. Pazar nereden geliyor? Pazar Konstantin’den geliyor. Siz İsa’ya bile ihanet ediyorsunuz. Dolayısıyla onların ihaneti bir tarafa. Yahudilerin ihaneti bir tarafa. Şu anda basit bir örneği: Allah Cuma günü randevu vermişken kullarına, o güne iş koyup, Konstantin’in bayram gününü dayatmak ne oluyor? Bu tuğyanlık değil, taşkınlık değil de, küstahlık değil de Allah’ın kullarına ihanet, Allah’a ihanet, ülkeye ihanet değil de nedir? Yani en basit birine bile bir randevunuz, bir akdınız varsa o randevu için o günü boşaltırsınız. Oraya iş koymak ne demektir? Hâlbuki bakın şu anda tam tersine biz diyoruz ki: “Cuma işverenlerinizden izin, Pazar iş isteyin.” Tam tersine “Cuma izin, Pazar iş isteyin.” İki türlü kayıptan, iki türlü kazanca geçersiniz. Pazar taklidi ve Cuma çalışma onlara benzemek iki haram, iki kayıptır. Bunu tersine çevirmek ise iki defa kazançtır.

İşte bir fikrî tuğyanlık, yani devleti dinden çıkarmak. Devletin dini İslam yasasını kaldırmak. Yani devletin dinden çıkması, dinin İslam olmaktan çıkması bu çok daha korkunç bir şey. Bireylerin dinden çıkmasından daha korkunç, cemaatle dinden çıkmak demektir devletin dinden çıkması. Diğer taraftan da bir muamelat taşkınlığı, işte Allah’la randevunuz olan Cuma gününe iş konması ve paganist bayramın taklit edilmesi. Bunu çoğaltabilirsiniz. O kadar çok ki biz de “bu kadar yeter” diyoruz.

Put ve tağuttan hicret. İtikadî, ölümcül pis düşüncelerden beri durmak. Fikrî, zihnî kirlerden arınmak…

Rabbii Dr. Mehmet Arslan
İst. Üniversite Rad. Onk. Dr.
Rabbiyat Araştırma Merkezi
Rabbiyatçı Akademisyen, Yazar

Mirat Haber – YouTube

 

Recent Posts

  • Gündem

Fark Et, Şükret, Yakınlaş

Fark Et, Şükret, Yakınlaş İnsanın kulluğunu derinleştiren ve güzelleştiren en önemli kapılardan biri, hiç şüphesiz…

14 dakika ago
  • Makale

AİLEDEN TOPLUMA BİR MEDENİYETİN SESSİZ ÇÖKÜŞÜ

AİLEDEN TOPLUMA BİR MEDENİYETİN SESSİZ ÇÖKÜŞÜ Toplumların bekâsı, yalnızca sınırlarının korunmasıyla değil; nesillerinin ahlâk, iman…

30 dakika ago
  • Gündem

SANCHEZ VE LULA’DAN ORTA DOĞU MESAJI: “SAVAŞI DESTEKLEYENLERE YAZIKLAR OLSUN”

SANCHEZ VE LULA’DAN ORTA DOĞU MESAJI: “SAVAŞI DESTEKLEYENLERE YAZIKLAR OLSUN” İspanya’nın Barselona kentinde düzenlenen “Demokrasiyi…

41 dakika ago
  • Makale

MODERN BATI’NIN TEZAHÜRÜ OLARAK İRAN–ABD SAVAŞI

MODERN BATI’NIN TEZAHÜRÜ OLARAK İRAN–ABD SAVAŞI "Bu mesel ile bulur cümle düvel fevz-ü felâh; Hazır…

47 dakika ago
  • Makale

DİNDARLAŞTIK MI, YOKSA DÜZENLE UYUMLU HALE Mİ GELDİK?

DİNDARLAŞTIK MI, YOKSA DÜZENLE UYUMLU HALE Mİ GELDİK? Türkiye’de uzun zamandır en az konuşulan, ama…

1 saat ago
  • Gündem

Nijerya Savunma Bakanından: Türkiye’ye Övgü

Nijerya Savunma Bakanı Christopher Gwabin Musa’dan Türkiye’ye Övgü Dolu Açıklamalar! Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2026…

2 saat ago