islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,4177
EURO
55,5133
ALTIN
6.572,22
BIST
12.118,29
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağmurlu
15°C
İstanbul
15°C
Yağmurlu
Cuma Hafif Yağmurlu
13°C
Cumartesi Yağmurlu
14°C
Pazar Hafif Yağmurlu
16°C
Pazartesi Az Bulutlu
17°C

“RABLİK İMTİYAZI RUHBANDAN PARLAMENTERLERE GEÇTİ!”

“RABLİK İMTİYAZI RUHBANDAN PARLAMENTERLERE GEÇTİ!”

“RABLİK İMTİYAZI RUHBANDAN PARLAMENTERLERE GEÇTİ!”

Cumhuriyet tarihinin en önemli tefsir âlimlerinden Elmalılı Hamdi Yazır’ın, Tevbe Suresi 31. ayetine getirdiği asırlık yorum, günümüz dünyasının siyasi ve sosyolojik yapısına doğrudan ışık tutuyor. Meclis-i Mebusan’da bizzat mebusluk yapan Yazır’ın, “Hüküm koyma yetkisini kendinde gören parlamenterler, eski çağların din adamlarının yerini aldı” tespiti, “postmodern” çağda geçerliliğini koruyor.

İslam dünyasında inanç esaslarının en hassas noktası olan “şirk” ve “egemenlik” kavramları, Osmanlı’nın son dönemi ile günümüz siyaset sosyolojisini birleştiren çarpıcı bir tefsir analiziyle yeniden gündemde. İslam tarihinin yüzyıllardır Yahudi ve Hristiyan din adamlarının sapmalarını açıklamak için kullandığı Tevbe Suresi 31. ayeti, Elmalılı Hamdi Yazır’ın kalemiyle modern siyasetin en radikal eleştirilerinden birine dönüşüyor.

“Onlar Din Alimlerini Rab Edindiler” Ayetine Ezber Bozan Yorum

İslam hukukunda mutlak kanun koyucu (Şâri’) yalnızca Allah olarak kabul edilirken, Tevbe Suresi 31. ayetinde yer alan “Allah’ı bırakıp da din âlimlerini, rahiplerini rab edindiler…” ifadesi, klasik tefsir metinlerinde genellikle geçmiş kavimlerin ruhban sınıfına körü körüne itaat etmesiyle açıklanır.

Ancak klasik tefsir çizgilerini aşan Elmalılı Hamdi Yazır, şaşırtıcı bir istisnai yorumla bu “Rablik” iddiasının biçim değiştirdiğini ortaya koymuştur. Yazır, ünlü eseri Hak Dini Kur’an Dili’nde, helal ve haram sınırlarını hiçe sayarak mutlak egemenlik iddia eden bu yapının modern dünyadaki karşılığını şu net sözlerle ilan etmiştir:

“Daha sonra bu Rablık imtiyazı, ruhban sınıfının elinden çıkmış, parlamenterlere geçmiştir.”

Meclis Kürsüsünden Tefsir Satırlarına Uzanan Şahitlik

Elmalılı Hamdi Yazır’ı bu çarpıcı ve benzersiz yoruma götüren süreç, bizzat yaşadığı pratik siyasi tecrübeye dayanmaktadır. 1908–1912 yılları arasında Meclis-i Mebusan’da mebus (milletvekili) olarak görev yapan Elmalılı, Batılılaşma sancıları içinde kıvranan imparatorluğun kanun yapma süreçlerine içeriden şahit olmuştur.

Meclis çatısı altında, ilahi hudutları ve dinin değişmez hükümlerini göz ardı ederek adeta “mutlak birer otorite ve müdebbir” gibi davranan vekilleri gözlemleyen ünlü âlim, ruhban sınıfının eski gücünü modern yasama meclislerine devrettiğini o dönemden teşhis etmiştir.

21. Yüzyılın Paradoksu: Postmodern İslamcılık

Gelişen süreç, Elmalılı’nın bir asır önce yaptığı bu sosyo-politik tespitin günümüzde tam karşılık bulduğunu gösteriyor. Siyasetten ekonomiye, hukuktan sosyal hayata kadar tüm alanlarda Allah’ın haram kıldığı sınırların yasalarla serbest bırakılması ya da helallerin engellenmesi, parlamentoların “mutlak irade” pozisyonunu net bir şekilde ortaya koymaktadır.

21. yüzyıl ise bu duruma daha derin bir çelişki eklemiştir: Teorisinde tevhidi ve Allah’ın mutlak otoritesini savunan, ancak pratikte vahiy dışı yasal düzenlemeleri hayatın tek gerçeği olarak kabul edip onunla uyum sağlayan “postmodern bir kitle” türemiştir. Elmalılı’nın asırlık uyarısı, sadece geçmişe tutulan bir ışık değil, günümüz Müslümanlarının pratik hayat ile inanç arasındaki derin yarılmasına doğrultulmuş çarpıcı bir ayna niteliği taşımaktadır.

Yakup Döğer

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar
  1. ALİ SEYYAR dedi ki:

    Elmalılı Hamdi Efendi’nin tespiti, sınırsız yetkinin nasıl bir vesayete dönüşebileceğini çok net özetliyor. Çözüm; kanaatimce parlamentoyu ‘mutlak kanun koyucu’ görmek olmadığı gibi, yetkiyi tek bir özerk/dinî kuruma devredip yeni bir ruhban vesayeti üretmek de değildir. Asıl denetim; bağımsız yargı, devletten bağımsız sivil/ilmi danışma (şura) mahfilleri ve toplumsal ahlâkî bilincin oluşturduğu çok katmanlı bir denge ile sağlanabilir. Meclis temsil makamıdır; ancak yetkisi mutlak değil, adalet ve hukuk sınırlarıyla bağlıdır.