Hakka ve Özgürlüğe Adanmış Bir Ömür: Zindandan Yükselen Sabır Sesi
Tunus halkının, özgürleşmesinde en kritik sorumlulukları üstlenmiş, Meclis Başkanlığı yapmış ve fikirleriyle İslam dünyasında derin izler bırakmış olan Raşid el-Gannuşi’nin, ilerlemiş yaşına ve sağlık sorunlarına rağmen dört duvar arasında tutulması, adaletin ne denli büyük bir yara aldığının açık bir göstergesidir. Zalimlerin zindanlarından süzülüp gelen bu satırlar; nefretin değil hikmetin, intikamın değil umudun, esaretin değil gerçek özgürlüğün dilidir.
Bu sesleniş, tarihin her döneminde hakikati savunanların geçtiği o çileli yoldan, bugünün gençliğine ve tüm mazlumlara bırakılmış bir “sabır ve direniş” mirasıdır.
Tunus en-Nahda Hareketi lideri, pek değerli Raşid el-Gannuşî‘nin zalimlerin zindanlarından Ramazan dolayısıyla kardeşlerine seslenişi: Bismillahirrahmanirrahim,
Diriliş Hareketi’nin gençlerine,
Selamünaleyküm ve rahmetullahi ve berekatüh, bu mübarek ayda Allah’ın geniş rahmeti üzerinize olsun.
Ramazan’ın ilk günlerinde gönderdiğiniz mesajları aldım ve kalbimi etkiledi. Bu dar alanda bana umutlu bir nefes ve geniş bir ufuk açtı. Allah’tan, bizlerden ve sizlerden oruç ve namazlarımızı kabul etmesini, Ramazan’ı, doğru, adaletli ve özgürlük değerleriyle yeni bir arınma istasyonu kılmasını dilerim.
Sevgili evlatlarım,
Hapishane, müminin gözünde bir imtihandır ve imtihan, Rabbani eğitimin kapılarından bir kapıdır. Onunla saflar arındırılır, niyetler test edilir ve azimler pekiştirilir. Kur’an bize öğretti ki, özgürlük önce kalpte bir anlamdır, sonra bir hareket haline gelir. Kim kalbiyle özgürse, inancı ile azizse, ilkelerinden sapmıyorsa, onu duvarlar sınırlayamaz, zincirler susturamaz. İslam, insanı özgürleştiren bir mesaj getirmiştir: Heva köleliğinden, zorbalık zulmünden özgürleştirme. Allah, “Dinde zorlama yoktur” demektedir, bu da insan onurunun ve tercih hakkının temeli olmuştur. Şeriatın amaçlarında ise can, akıl ve onurun korunması vardır; bu temeller yalnızca adalet, özgürlük ve sorumluluk gölgesinde ayakta durabilir. Bizim vatanlarımız zorlama ile inşa edilmez, zulümle istikrar kazanmaz. Bunlar, şura, adalet ve halk iradesine saygı üzerine kurulur. Demokrasi, bir yönetim değişikliği mekanizması ve hakların güvencesi olarak, İslam’ın ruhuna yabancı sayılmaz, aksine zulmü engelleme ve onuru koruma gibi büyük amaçlarıyla uyumludur. Yol bazen tıkanabilir, bazen yol uzun olabilir, ancak tarih gerçeği şudur ki, imanı için yaşayan halklar ölmez, özgürlük iradesi sonsuza dek yenilmez. Her zaman tavsiye ettiğim gibi, sabrı azık edinin, hikmeti metod haline getirin, bilgiyi sermaye yapın. Acı, sizi aşırılığa sevk etmesin, zulüm de sizi umutsuzluğa düşürmesin. Gerçek değişim, ahlaki, birleştirici ve halkı dışlamadan, intikam gütmeden ülkenin kapılarını tüm evlatlarına açan değişimdir. Tunus’un geleceği özgürlüktür, ne zaman olursa olsun. Geleceği, hukukun üstünlüğü, kurumlar ve barışçıl bir şekilde iktidar değişimi kuracaktır, farklılıklara saygı duyulacaktır. Milletler zor süreçlerden geçebilir, ancak tarih, Allah’ın yasalarına uygun olarak Kur’ân’ın “tedâfu” dediği hakkın batılı sahadan uzaklaştırması yasasını unutmayalım. “Eğer Allah, insanların bir kısmını bir kısmı ile samasaydı, yeryüzü fesada uğrardı” (Bakara,2/252) der.
Evlatlarım,
Değerler ve ilkeler üzerinde sebat gösterin, sadakatinizi hak ve adalet için sürdürün. Ben sizlerle olsam da olmasam da, anlamlar şahıslardan büyüktür, tasavvurlar, umutlar insanlardan geniştir ve özgürlük, nesiller boyunca elden ele aktarılan bir emanetidir. Allah’tan, bizleri “doğru söz” üzerinde sabit kılmasını, ülkemize yakın bir rahmet getirmesini dilerim. Bu ayın, Tunus ve halkı için hayırlı bir başlangıç olmasını nasip etsin. Filistinli kardeşlerimize de dua etmeyi unutmayın.
Vesselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berekatüh.