
Rusya’nın Kiev’e düzenlediği saldırıda bir kişi hayatını kaybetti, sekiz kişi yaralandı. Ukrayna’nın Rusya’daki enerji tesislerini hedef alan saldırıları sürerken, barış arayışları da belirsizliğini koruyor.
Rusya, 19 Ekim gecesi Ukrayna’nın başkenti Kiev’e balistik ve seyir füzeleriyle yüzlerce insansız hava aracının kullanıldığı geniş çaplı bir saldırı düzenledi. Ukrayna Hava Kuvvetleri, 269 İHA’nın fırlatıldığını, bunlardan 243’ünün etkisiz hâle getirildiğini açıkladı. Saldırılarda bir kişi öldü, sekiz kişi yaralandı. Sağlık tesisleri, metro istasyonu, eğitim kurumları ve konutlar da hasar gördü.
Ukrayna ise 18 Ekim’de Rusya’ya yönelik geniş çaplı İHA saldırıları düzenledi. Saldırılarda St. Petersburg’daki petrol ihracat terminali ve bir petrol deposunda yangın çıktı. Rus yetkililer, saldırılarda bir kişinin öldüğünü bildirdi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın 11 Ekim’de duyurduğu enerji altyapısına yönelik ateşkes girişimine rağmen karşılıklı saldırıların sürmesi, diplomatik çabaların önündeki engelleri ortaya koyuyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da tarafların savaşı sona erdirmeye odaklanması gerektiğini belirtti.
Dört yılı aşkın süredir devam eden savaşta karşılıklı saldırılar sivillerin güvenliğini tehdit etmeyi sürdürüyor. Kalıcı barışın sağlanması ise tarafların söylemlerini somut adımlara dönüştürmesine bağlı.”

Sağımıza bakıyoruz, İsrail Gazze’de katliamlarına devam ediyor!
Solumuza bakıyoruz, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş dört yılı aşkın süredir devam ediyor. Şehirler yıkılıyor, insanlar ölüyor, analar evlatlarına ağlıyor.
Yukarıya bakıyoruz, Fransa’dan Kafkasya’ya, Avrupa’dan dünyanın başka coğrafyalarına kadar toplumsal huzursuzluklar, protestolar, özgürlük tartışmaları…
Aşağıya bakıyoruz; insanlığın ahlak dünyasında derin yaralar! Uyuşturucu, zina, aile kurumunun aşınması, merhametin zayıflaması, insanın kendi nefsine esir düşmesi…
Peki kardeşim, ne oluyor bize?
Teknolojide ilerliyoruz, bilimde yeni ufuklar açıyoruz, uzaya araçlar gönderiyoruz. Ama aynı insanlık, bir çocuğun başına düşen bombayı durduramıyor. Bir yandan hayatı kolaylaştıran icatlar yapıyoruz, öte yandan hayatı yaşanmaz hâle getiriyoruz.
Demek ki mesele yalnızca teknoloji değilmiş! Mesele yalnızca ekonomi, siyaset veya silah gücü de değilmiş!
Tüm bunları yapmakla da medeni olunmuyormuş. Meğerse medeniyet çok başka bir şeymiş.
Medeniyet, sivillerin başına inen bombaları engelleyebilmekmiş…
Medeniyet; rengine, diline, diline ve uyruğuna bakmaksızın insanlar arasında adaleti sağlayabilmekmiş…
Medeniyet, çok kazanıp çok harcamak değil, çok kazanıp lokmanı ihtiyaç içinde olanlarla paylaşabilmekmiş…
Artık dünya şunu anlamalıdır:
İnsanlığın kurtuluşu, daha güçlü silahlar üretmesinde değil; daha adil, daha merhametli ve daha ahlaklı bir dünya kurabilmesindedir.
İSLAMİ HABER “MİRAT”