islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,2207
EURO
50,5377
ALTIN
7.136,03
BIST
13.092,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
10°C
İstanbul
10°C
Çok Bulutlu
Pazartesi Hafif Yağmurlu
12°C
Salı Az Bulutlu
12°C
Çarşamba Çok Bulutlu
10°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
10°C

SADELİK İMANDANDIR DÜĞÜNLERİMİZİ HESABA ÇEKELİM

SADELİK İMANDANDIR DÜĞÜNLERİMİZİ HESABA ÇEKELİM
15/06/2025 09:00
A+
A-

“Nikâh benim sünnetimdir. Kim sünnetimden yüz çevirirse, benden değildir.” (Buhârî, Nikâh, 1)

Evlilik; sadece sosyal bir kurum değil, aynı zamanda Allah’ın adıyla kurulan bir ibadet ocağıdır. Bu mukaddes başlangıcın israfla, gösterişle, borçla ve dünyevî hırslarla kirletilmesi; İslam’ın ruhuna aykırıdır.

Evliliğin ilanı olan nişan, nikâh ve düğünler… Bunlar sadece gelenek değil; gönülleri kaynaştıran rahmet köprüleridir.
Ama ya o köprüler yıkıldıysa?
Ya bu merasimler; israfın, edep ve hayasızlığın arenasına dönüştüyse?
O zaman ortada düğün falan değil, şeytanın karnavalı vardır!

Oysa bu merasimler; birlik ve beraberliğin pekiştiği, dostlukların tazelendiği, duaların semaya yükseldiği, rahmet ve bereketin indiği nadide anlardır.
Fakat bir şartla: İslam’ın âdâbına ve ölçüsüne sadık kalındığı sürece…

Zira bizim ölçümüz, her işimizde olduğu gibi, düğünlerimizde de insanların beğenisi değil, Allah’ın rızasıdır. Yoksa eğlence sanılan şey bir hezeyana, kutlama zannedilen şey bir isyana dönüşür.
Dinimiz, gözlerin harama kaymadığı, kulakların isyana açılmadığı, iffet ve hayânın korunduğu meşru dairelerde sevinçlerin paylaşmasına müsaade eder.
Ama…
Mahremiyetin çiğnendiği, kadınların yatak odası kıyafetleriyle mahrem yerlerini gözler önüne serip vitrine çıkardığı, alkolün servis edildiği, birbirine mahrem olmayan kadın ve erkeklerin dans edip halay çektiği eğlenceler; asla İslam’a ve Müslümanlara ait değildir.
Olsa olsa buralar; şeytanın cirit attığı, şehvetin alkışlandığı, hayânın infaz edildiği mekânlardır.

Evlilikte de, hayatın her alanında olduğu gibi, ölçümüz el âlem değil; Allah’a teslimiyet olmalıdır.
Zira ihtişamla, şatafatla, israfla temeli atılan yuvalar; ilk sarsıntıda çatırdar, ilk fırtınada yıkılır.
Ama ihlas ve takvâ ile inşa edilen yuvalar; fırtınaları aşar, zelzeleleri bile sükûnetle karşılar.
Çünkü Rabbine dayanan bir ev, yıkılmaz.

Bir zamanlar düğünlerimiz gösterişten uzak, sâde ve mütevazi idi.
Şimdi ise; krediyle başlıyor, israfla coşuyor, haramla kirleniyor.
Bir gecelik şatafat için yıllarca borç ödeniyor.
Sade yüzükten utanılıyor, pırlantasız yuva eksik sayılıyor.
Hatta bir beyaz eşya markası takıntı yapılıp nişan bile atılabiliyor.
Ve sonra şaşırıyoruz: “Neden bereket yok?” diye…

Hâlbuki Rabbimiz uyarıyor:

“Şüphesiz, israf edenler şeytanların kardeşleridir.” (İsrâ, 27)

Bu ayet, israfı sadece bir harcama hatası değil; şeytanî bir akrabalık olarak ilan eder.
Çünkü israf, sadece parayı değil; ahlâkı da tüketir.

Maalesef bugün düğünler;
Allah’ın rızasının değil, riyanın yarıştığı;
sadeliğin değil, gösterişin sahne aldığı;
Allah için değil, el âlem için yapılan bir müsabakaya dönüşmüş durumda.
Ve adına “düğün” dedikleri o hengâmede,
Melekler değil, şeytanlar cirit atıyor!

Sahi bir düşün:
Peygamberimiz (s.a.v.) senin düğününe gelseydi…
Geline bakınca kızı Fâtıma’yı (r.a.), damada bakınca Hz. Ali’yi hatırlayabilir miydi?
Yoksa şöyle mi derdi:

“Beni çağırdığınız bu yerde edep yok, hayâ yok, israf çok. Benim burada ne işim var?”

O zaman sor kendine ey Müslüman:
Senin düğününe Peygamberin (s.a.v.) gelmezken, Allah’ın rahmeti nasıl insin?
O yuvadan nasıl hayır beklensin?

Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
“Nikâhın en hayırlısı, en kolay olanıdır.”
(Ebû Dâvûd, Nikâh, 32)

Ama biz ne yaptık?
Kolayı zor ettik.
Tevâzuyu unuttuk, gösterişi yücelttik.
Hava atmak, caka satmak uğruna evliliği; gösterişle borca, hevesle hüsrana dönüştürdük.

Evlilik teklifi, kız isteme, söz kesimi, nişan, kına gecesi, çeyiz merasimi…
Bunlar, evliliğin önüne barikat olmamalı; gençlerin belini büken bir gösteri yarışına dönüşmemelidir!

Sade bir yüzük yerine gösterişli pırlantalar…
“Allah rızâsı” yerine “el âlem ne der” kaygısı…
İslam’ın sadeliği yerine israf…

İşte tam burada Peygamberimiz (s.a.v.)’in şu sözü bize ışık tutar:
“Sadelik imandandır.”
(Ebû Dâvûd, Libâs, 1)

Bu hadis, düğünlerdeki israfı, gösterişi, şatafat yarışını doğrudan sorgular.
Ve bize şunu öğretir:
Bir Müslümanın düğünü, sadeliğin, edebin ve takvânın yansıması olmalıdır.
Gösterişin ve şatafatın alkışlandığı bir düğünde iman susar, şeytan halay çeker!

Unutma:
Nikâh kolaylaştıkça rahmet iner, zorlaştıkça bereket kaçar.
Sadelik melekleri çağırır, gösteriş şeytanı…

Evlilik, sadeliğini kaybettikçe bereketini de kaybeder.
Gösteriş arttıkça yük ağırlaşır.
“Allah rızası” yerine “el âlem ne der?” endişesi düğünlere hâkim olursa;
rahmetin yerini zahmet,
muhabbetin yerini nefret,
bereketin yerini borç alır.

Örf, âdet ve geleneklerin arkasına saklanarak yapılan abartılı harcamalar; gençleri ya evlilikten soğutur ya da ömür boyu borç yüküyle yaşamaya mahkûm eder.
Ve böylece, bir ömür mutluluğa vesile olması gereken bir merasim, hayat boyu sürecek bir buhrana dönüşür.

Öyleyse;
Evliliği kolaylaştıralım.
Düğünleri sadeleştirelim.
Allah rızasını merkeze alalım.
Çünkü evlilik, bir gösteriş yarışı değil; bir ibadettir.

Ve bu ibadeti hakkıyla eda etmek isteyenler, el âlemin kınamasından, ayıplamasından korkmaz.
Gösterişsiz, şatafatsız, israf etmeden; sadece Allah’ın rızasına talip olurlar.
Onlar için asıl süs: takvâdır.
Asıl ziynet: hayâdır.
Asıl değer: Allah katında makbul olmaktır.

Zira Rabbimiz böyle kulları överek anlatır:

“(Allah’ın sevgili kulları) Kınayanın kınamasından korkmazlar.”
(Mâide, 54)

İslam’a uygun, Rahman’ın rızası gözetilerek icra edilen düğünlere rahmet ve bereket iner.
Ve işte o yuva, hem dünya huzuru hem âhiret saadeti taşır içinde…

Kadir Bekil

İSLAMİ HABER “MİRAT”  -YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA BURADAN ULAŞABİLİRİSNİZ 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar
  1. Eren zengi dedi ki:

    Rabbım bizleri yolundan rızasından ayırmasın insaAllah…