islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,2207
EURO
50,5377
ALTIN
7.136,03
BIST
13.092,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
10°C
İstanbul
10°C
Çok Bulutlu
Pazartesi Hafif Yağmurlu
12°C
Salı Az Bulutlu
12°C
Çarşamba Çok Bulutlu
10°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
10°C

Sahâbenin Örnekliği Hayata Şamil Olmalı

Sahâbenin Örnekliği Hayata Şamil Olmalı

Sahâbîler Arasındaki İhtilafları Anlamanın Usulü ve Hikmeti Üzerine Müdellel Bir İnceleme..

Tarihi anlamak, yalnızca olup bitenleri öğrenmek değil, onlardan ibret ve hikmet devşirmekle mümkündür. Bilhassa İslâm tarihi, sıradan olaylar silsilesi değil; iman, adalet, ilim ve basiret ölçülerine göre okunması gereken bir hakikatler manzumesidir. Bu bağlamda Hz. Peygamber’in eğitiminden geçmiş olan Sahâbe nesli, Müslümanlar için yalnızca bir dönem insanı değil, kıyamete kadar ışık tutan bir örneklik modelidir.

Bu yazı, sahâbe arasında yaşanan ihtilafların nasıl okunması gerektiğini, hangi kaynaklara ve usullere göre değerlendirilmesi icap ettiğini, adalet ve ilim ölçüsünde ele almayı hedeflemektedir.

1. Tarihi Olaylara Yaklaşım: Taraftarlık mı, Adalet mi?

İlim ve tarih anlayışı iki temel yaklaşımla şekillenir:

a) Taraftarlık ve karşıtlık (tahazzub ve muhalefet) üzerinden değerlendirme yapanlar, olaylara ya mutlak muhalif ya da mutlak destekçi gözle bakarlar. Bu yaklaşım, sağlıklı hüküm vermeyi ve ibret almayı engeller.

b) Allah rızasını, adaleti ve ilmi önceleyen bir yaklaşım ise şahıslara değil ilkelere odaklanır. Bu tarz düşünenler, olayları değerlendirme hususunda ne taraftarlığa ne de düşmanlığa sapar. Kur’ân’ın emrettiği “وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَآنُ قَوْمٍ عَلَىٰ أَلَّا تَعْدِلُوا ۚ اعْدِلُوا” (Maide, 8) ölçüsüne uygun hareket ederler.

İmam Zehebî’nin ifadesiyle:

“Sahâbe arasında meydana gelen olaylarda bizim için en doğru tavır, adaleti gözetmek ve dilimizi onların aleyhinde konuşmaktan korumaktır.”[^1]

2. Sahabeye tabi olmak, sadece hayır ve güzel davranışlarla sınırlı değildir; bilakis onların bütün tutum ve davranışlarına hikmet ve ibret nazarıyla bakmayı da kapsar. Sahâbîler, sadece hayırda değil, hayatın çeşitli imtihanlarında verdikleri tepkilerle de örnek alınmalıdır. Çünkü:

a) Eğer sahâbe hiç hata yapmasaydı, bizim için hayatın imtihanlarında örnek teşkil etmezlerdi.

b) Allah Teâlâ, onların üzerinden imtihanın tabiatını, ihtilafın ahlakını, adab-ı muhalefeti bize öğretmek istemiştir.

c) Bu nedenle, sahâbe sadece “güzel işler” değil, “çetin imtihanlar” ve “zor tercihler” karşısındaki tavırlarıyla da yaşayan bir modeldir.

Hz. Peygamber’in “Ashâbım yıldızlar gibidir; hangisine uyarsanız hidayeti bulursunuz”[^2] hadisi de bu umumi örnekliği ifade eder.

3. Sahâbe Arasındaki İhtilafları Değerlendirme Usulü

Sahâbe arasında yaşanan Cemel, Sıffin gibi hadiseler sıradan iktidar mücadeleleri değil; dönemin ağır şartlarında ortaya çıkmış içtihâdî ihtilaflardır.

Bu ihtilaflara dair usul şunlardır:

a) İçtihada dayalı meselelerde iki taraf da ecir alır: Bir hadîste, “Müctehid isabet ederse iki, hata ederse bir sevap alır” buyrulur (Buhârî, İ’tisâm, 21).

b) Biz hakem olamayız: Olayların hakemliğine kalkışmak, tarihi bugünün dar kalıplarıyla yargılamak olur. Nitekim İmam Ahmed şöyle der:

“Sahâbe arasında geçenlere dair susmak en doğrusudur. Hepsini sever, hiçbirine dil uzatmayız.”[^3]

c) Hepsinden ibret alınır: Hz. Osman’ın şehadeti, Hz. Ali’nin Sıffin’deki mücadelesi, Hz. Aişe’nin Cemel’deki konumu, Hz. Muaviye’nin idare anlayışı, her biri bugüne dersler taşır. Hiçbiri mahalle politikacısı gibi görülüp öyle anlaşılamaz.

4. Doğru Kaynak ve Yaklaşım: Hangi Kitaplara ve Âlimlere Kulak Vermeli?

Bu alanda dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:

a) Müslim, Buhari gibi sahih hadis kaynakları esas alınmalıdır. Olayları süsleyen, duygusal anlatımlar değil, müdellel bilgi esas olmalıdır.

b) Tarih kitapları tenkit süzgecinden geçirilmelidir: Taberî, İbnü’l-Esîr gibi tarihçilerin eserleri, olayları nakleder ama hükümsüz bırakır; dolayısıyla tahlil yetkisi adil ulemaya aittir.

c) Adil âlimlerin görüşü esastır: Zehebî, İbn Hacer, Nevevî gibi mutedil ilim adamları hem sahâbenin faziletini hem de ihtilaflarını adalet terazisinde tartmıştır.

İmam Nevevî şöyle der:

“Sahâbe arasındaki savaşlar içtihada dayanır. İctihadında isabet eden iki, hata eden bir sevap alır.”[^4]

5. Sahâbe Tenkit edilemez mi?

Bu soruya cevap verilirken şu denge gözetilmelidir:

a) Sahâbe masum değildir, ama adildir. Yani hata yapabilirler, ama yalan söylemezler, hainlik etmezler.

b) Tenkit niyetle alakalıdır: İlmi bir tahlil mi yapılmakta, yoksa tarih üzerinden düşmanlık mı üretilmekte?

c) Tevil ve hüsn-i zan esastır: Sahâbe’nin tutumları, kendi zamanının şartları içinde yorumlanmalı, modern ideolojik kalıplarla değil, adil bir basiretle ele alınmalıdır.

Sonuç

Sahâbe nesli, İslam’ın hayata uygulanabilirliğini fiilen göstermiş olan ilk örneklerdir. Onlar sadece başarılarıyla değil, zorlanmalarıyla da örnektir. Müslümanlar bu örnekliği bir bütün olarak kavramalı; ne ifrata sapıp onları melekleştirmeli ne de tefrite düşüp sıradanlaştırmalıdır.

📌 Tarihi bir “yargı alanı” değil, bir “hikmet ve ibret alanı” olarak okumayı öğrenmedikçe, geçmişle kavga, gelecek ile kopukluk kaçınılmaz olur.

Hazırlayan: Ahmet Ziya İbrahimoğlu

İSLAMİ HABER “MİRAT”  -YOUTUBE- 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.