Makale

SARSAN “SARSAR”

 SARSAN “SARSAR

Hz. Nûh kıssasından sonra Kamer/18-20. âyetleri arasında Âd kavminin başına gelenler anlatılmaktadır. Âd kavmi eski bir Arap kabilesidir ve bu kavmin atası olan Âd, Hz. Nûh’un torunlarından Avs’ın oğludur. Tarihsel gerçekliği konusunda herhangi bir belge bulunmayan bu topluluk, günümüzde veya geçmişte herhangi bir millet ile kesin bir biçimde ilişkilendirilememektedir. Kur’ân’da kendilerine kendi kabilelerinden olan Hz. Hûd’un peygamber olarak gönderildiğinden bahsedilir. Kavmin yaşadığı yer, kum tepeleri anlamına gelen “Ahkâf” olarak isimlendirilmiştir ve Kur’ân’da Fussilet/15. âyette geçmektedir. Âd kavminden Kur’an’da yüksek binalar inşa eden, yüksek anıtlar diken ve bu yaptıkları işin kendilerini ölümsüz kılacağını zanneden bir kavim olarak bahsedilir.[1] Kur’ân’a göre yaratılmış en güzel şehir, Âd kavminin yaptığı İrem şehridir.[2] İrem şehri için “sahte cennet” tabiri de kullanılır. Bazı müfessirler, Yemen ile Umman arasındaki geniş bir beldenin bu isimle anıldığını kaydederler.

Âd kavmi de kendilerini tevhide davet eden Hz. Hûd’a karşı çıkmış ve onu yalanlamışlardır. Aslında bu kavmin ileri gelenleri Hz. Hûd’un insânlar katında kabul görmesinden son derece korkuyorlardı ve bu yüzden makam ve güçlerini kullanarak sinsi plânlarıyla onu küçük düşürüp alaya aldılar ve akılsızlıkla suçladılar.[3] Allah’a eş koşmaya devâm eden bu kavim sonunda Hz. Hûd’a “şu bizi tehdit ettiğin azabı getir de görelim[4] demeye başladılar. Ne yazık ki; kendilerini kurtuluşa çağıran davetçinin karşısına dikilip meydan okuyan ve azabın hemen gelmesini isteyen bu insânlar ne büyük bir cahillik sergilediklerinin farkında değillerdi. Kibir ve nefse tapınmanın eşlik ettiği koyu cehâlet onları bundan alıkoyuyordu. Gelinen bu noktada Hz. Hûd’un da tıpkı Hz. Nûh gibi aynı duâyı yaptığını görmekteyiz: “Rabbim! Onların yalanlamasına karşı bana yardım et.[5]

İşte bu gelişmeler üzerine Kamer/18-20. âyetlerinde Âd kavminin nasıl bir azapla cezalandırıldığı şöyle verilir: “Âd kavmi de, peygamberlerini yalanladı. Sonunda benim azâbım, sorumluluk, hesap ve ceza konusundaki uyarılarım nasılmış gördüler. Biz onların üstüne müthiş uğursuz bir günde şiddetli bir kasırga gönderdik: (bu kasırga,) insânları köklerinden koparılmış hurma kütükleri gibi savurup attı.[6] Âyetten anlaşılıyor ki, bekledikleri azap sonunda Ad toplumunun başına gelmiştir. Bu azabın âyetteki adı “rîhan sarsaran” yâni “şiddetli uğuldayan ve devâmlı esen bir rüzgâr” demektir. Ayrıca bu rüzgârın çok soğuk olduğu da ifâde edilmektedir. Bu rüzgârın adı Zariyat/41. âyette “riha’l akîm” olarak da geçmektedir. Yani geçtiği yerde hiçbir şey bırakmayan ve her şeyi kül edip savuran, çürümüş kemiklere dönüştüren bir rüzgârdır.[7] Kur’ân’ın bir başka âyetine göre bu öfkeli rüzgâr/kasırga yedi gece sekiz gün sürmüştür.[8]

Yine âyette geçen “fi y evmin nahsin müstemirr” ifâdesinde yer alan “nahs” kelimesi “uğursuz” demektir. Uğursuz bir gün tanımı astrolojik anlamda günün kendisi ile ilgili değil yâni o gün, herkes ve her şey için uğursuz olmayıp, sadece “onlar hakkında uğursuz olmuştur” anlamındadır. İşte bu rüzgâr sonunda Âd kavmi kökünden koparılmış hurma kütükleri gibi veya başka bir âyetteki farklı deyişle “içi boş hurma kütükleri gibi[9] savrulmuş, koparılmış ve yerlere serilmişlerdir.

Âd kavminin kıssası da tıpkı Hz. Nûh’un kıssasının sonundaki âyetlerin tekrarıyla son bulmaktadır: “Zaten uyarılarım gözardı edildiğinde verdiğim azap ne şiddetlidir! Bu nedenle Biz bu Kur’ân’ı akılda kolay tutulur kıldık: öyleyse, yok mudur ondan ders almak isteyen?[10] Anlaşılıyor ki; hayatın “sarsıcı sarsarlarına” karşı sığınılacak en emin ve güvenilir liman Kur’ân’dır. Bu limanın duru, sakin, huzurlu sularına demir atanları Kur’ân içi boş hurma kütükleri olmaktan kurtarır ve hayata/topluma değer üreten, meyve veren bir tevhid ağacına dönüştürür. Bu limanı tercih etmeyenlerin ise geleceği yoktur ve onlardan geriye hiçbir iz kalmayacaktır.[11]

NECMETTİN ŞAHİNLER

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

 

 

[1] Şuarâ/128 – 130

[2] Fecr/6 -10

[3] Araf/66-68

[4] Ahkâf/22

[5] Mü’minun/39-40

[6] Kamer/18-20  “Kezzebet âdun fe keyfe kâne azâbî ve nuzuri. innâ erselnâ aleyhim rîhan sarsaran fî yevmi nahsin mustemirr(mustemirrin). enziun nâse ke ennehum a’câzu nahlin munkair(munkairin).

[7] Zariyat/42

[8] Hakka/6-7

[9] Hakka/7

[10] Kamer/21-22 “Fe keyfe kâne azâbî ve nuzuri. Ve lekad yessernâl kur’âne liz zikri fe hel min muddekir(muddekirin).”

[11] Hakka/8

View Comments

Recent Posts

  • manşet

KURBAN, İBADETTİR, CENNET YOLUDUR!

KURBAN, İBADETTİR, CENNET YOLUDUR! Vacip, Adak, Akika, Şükür, kurban bağışlarınızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Siz de…

5 dakika ago
  • Gündem

Ramallahlı Kadından Arap Liderlere ve Abbas Yönetimine Sert Tepki

Ramallahlı Kadından Arap Liderlere ve Abbas Yönetimine Sert Tepki: "Bizi Gazze’deki Mücahitler Temsil Ediyor" Batı…

24 dakika ago
  • Gündem

Bilal Erdoğan’dan Nüfus ve Aile Yapısı Uyarısı

Bilal Erdoğan’dan Nüfus ve Aile Yapısı Uyarısı: "2100 Yılında 55 Milyona Düşebiliriz" İlim Yayma Vakfı…

1 saat ago
  • Makale

250 YIL SONRA YENİDEN SÖMÜRGE

250 YIL SONRA YENİDEN SÖMÜRGE İran'a, Gazze'ye, Yemen'e, Lübnan'a ortak operasyonlar yapan, Siyonist rejime karşı…

2 saat ago
  • Gündem

ÜÇ FATMA NUR’UN ÖLÜMÜ, TEK BİR GERÇEK: AİLE VE EĞİTİM SİSTEMİMİZİN ÇÖKÜŞÜ (2)

ÜÇ FATMA NUR’UN ÖLÜMÜ, TEK BİR GERÇEK: AİLE VE EĞİTİM SİSTEMİMİZİN ÇÖKÜŞÜ (2) 3. TOPLUM…

2 saat ago
  • Gündem

Gençler Arasında Sessiz Tehlike: Apateizm

Gençler Arasında Sessiz Tehlike: "Apateizm" Akımı Yayılıyor! Eğitimci ve yazar Dilek Temirhan, son dönemde gençler…

3 saat ago