
Prof. Ali Seyyar, Necmettin Şahinler’in Mirat Haber’de yayımlanan “Yalnız Yaşayan ve Yalnız Ölen Adam” başlıklı yazısını, Ebû Zer’in adalet mücadelesinin günümüze yansımaları üzerinden değerlendirdi.
Türkiye’de zekât mekanizmalarının ve vergi adaletinin yetersiz kaldığını ifade eden Seyyar, din âlimlerinin ekonomik adaletsizlikler karşısındaki sessizliğini de eleştirdi. Faiz karşıtı duruşu ve uyarılarıyla Ali Rıza Demircan Hocamızı “günümüzün yalnız bırakılmış Ebû Zer’i” olarak nitelendiren Seyyar, adaletsizlik karşısında sözünü esirgemeyen seslerin anlaşılmadığını, sistemin gürültüsüne kurban gittiğini vurguladı.
Faydalı olacağını umarak değerlendirmenin tamamını olduğu gibi veriyoruz:
Ebû Zer’in itirazı asla basit bir yoksulluk edebiyatı ya da modern anlamda ideolojik bir sınıf çatışması değildir; doğrudan Kur’ân’ın öngördüğü mal ve servet dengesinin bozulmasına karşı bir adalet çığlığıdır. Burada dikkat çekilmesi gereken en önemli hususlardan biri, Ebû Zer’in “kenz” kavramına yüklediği işlevsel ve iktisadî manadır. Klâsik fıkıhta zekât verildikten sonra kalan malların biriktirilmesi üzerine tartışmalar olmakla birlikte, Ebû Zer’in perspektifi İslâm ekonomik modelinin sadece bireysel vicdana bırakılmayacak kadar güçlü bir sosyal denge mekanizması içerdiğini gösterir:
Geçmişte Emevî saraylarının karşısında dikilen Ebû Zer gibi, bugün de iktidar mekanizmalarının, sermaye çevrelerinin ve küresel sistemin yanlışlarını dinî ve ahlâkî referanslarla yüzlerine söyleyebilen âlimlerin sayısı ne yazık ki bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar azdır. Ali Rıza Demircan Hoca, uzun yıllardır tavizsiz bir şekilde dile getirdiği bu hakikatler ve faiz karşıtı net duruşuyla, adeta günümüzün “yalnız bırakılmış Ebû Zer” figürünü temsil etmektedir. Çoğu ilahiyatçı ve din adamı, konjonktürel dengeleri, makamları ya da toplumsal aidiyetleri gözeterek, bu hayatî meselelerde sessizliği tercih ederken; Demircan gibi isimler kınayanın kınamasına aldırış etmeden “zamanın sözünü” söylemeye devam etmektedir. Ancak tıpkı Ebû Zer’in Rebeze çölünde yalnız ölmesi gibi, bu sesler de maalesef geniş kitleler tarafından anlaşılmamakta, yalnız bırakılmakta ve sesleri sistemin gürültüsü arasında boğulmaktadır.
Ebû Zer’in mücadelesi tarihî bir figürün trajedisi değil, her çağda adaletsizliğe karşı ayağa kalkması gereken vicdanın adıdır. Bugün hem faiz düzeniyle mücadele edebilmek hem de kamusal servetin âdil dağılımını sağlayacak bir ekonomik ahlâkı/mesuliyeti inşa edebilmek için, taşları yerinden oynatacak bir zihnî arınmaya ve Ebû Zer meşrepli cesur seslere her zamankinden çok daha fazla ihtiyaç vardır.
BAŞÖRTÜSÜNDEN KORKAN ÖZGÜRLÜK, GERÇEKTEN ÖZGÜR MÜ? İsrail, Gazze'deki ateşkese rağmen saldırılarını sürdürüyor… Batı Şeria'da yerleşimci…
İSLAMİ SOHBET "Tesettür ve Ahlak" İSLAMİ HABER "MİRAT" MİRATYOUTUBE
İstanbul 2 No’lu Barosu’nda Rıza Saka’nın Seçim Başarısı Tekbirlerle Kutlandı İslami çevrelerin çoğunlukta olduğu hukukçuların…
MODİ HÜKÜMETİNE KARŞI "HAMAM BÖCEKLERİ" İSYANI Yeni Delhi – Hindistan’da Başbakan Narendra Modi iktidarının seçim…
İstanbul’daki bir yuvaya bir haftada 14 bebeğin bırakıldığı haberi, aileyi yeniden gündeme taşıdı. 7 Günde…
İKTİDARIN MEŞRUİYET ARAYIŞI VE BİLGİNİN SİYASALLAŞMASI: ULEMADAN MODERN AKADEMİSYENE BİLGİ-İKTİDAR SAVAŞI Egemen güçlerin varlıklarını sürdürme…