
Yeryüzünde yaşayan her canlının bir görevi vardır. İnsan çoğu zaman bu görevi yalnızca kendi açısından değerlendirir. Oysa tabiatı dikkatle incelediğimizde, en küçük canlının bile Allah’ın kurduğu büyük düzen içinde önemli bir yere sahip olduğunu görürüz.
Sincaplar da bu canlılardan biridir.
Sincaplar memeli hayvanlardır. Yavrularını doğurarak dünyaya getirirler. Doğada ortalama 5 ila 10 yıl yaşayabilirler. Ormanlarda, ağaçlık alanlarda ve parkların bulunduğu bölgelerde hayat sürerler. Besinlerinin önemli bir bölümünü ceviz, fındık, badem ve palamut gibi sert kabuklu yemişler oluşturur.
Kış aylarında yiyecek bulmak zorlaşacağı için yaz ve sonbahar boyunca topladıkları besinleri toprağın farklı noktalarına gömerler. Bu onların hayatta kalma yöntemidir.
Araştırmalar, sincapların gömdükleri ceviz ve benzeri besinlerin yaklaşık yüzde seksen ila doksanını yeniden bulabildiklerini göstermektedir. Ancak kalan kısmı ya unutulur ya da çeşitli sebeplerle bir daha bulunamaz..
İşte hikâye tam da burada başlıyor.
Toprak altında kalan cevizlerin, palamutların ve diğer tohumların bir kısmı zamanla filizlenir. Yağmurla, güneşle ve toprağın bereketiyle buluşan bu tohumlar yeni fidanlara dönüşür.
Sincap aslında ağaç dikmek istemez.
Onun amacı kışlık yiyecek depolamaktır.
Fakat Allah’ın yarattığı düzen içinde yaptığı bu iş, yeni ağaçların yetişmesine vesile olur. Böylece bir sincabın unuttuğu ceviz, yıllar sonra gölgesinde insanların oturacağı, kuşların yuva kuracağı büyük bir ağaca dönüşebilir.
Sincap bunu planlamaz.
Ama Allah planlar.
İşte tefekkür edilmesi gereken nokta burasıdır.
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur:
“Yeryüzünde yürüyen hiçbir canlı ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki sizin gibi birer ümmet olmasınlar.” (En’am Suresi, 38)
Bu ayet, hayvanların başıboş yaratılmadığını göstermektedir. Onların da kendilerine özgü bir düzenleri, görevleri ve yaşam biçimleri vardır.
Arılar bal yapar.
Kuşlar tohum taşır.
Solucanlar toprağı işler.
Sincaplar ise farkında olmadan ormanların çoğalmasına katkıda bulunur.
Her biri Allah’ın kendilerine verdiği vazifeyi yerine getirir.
İnsan ise çoğu zaman bu muhteşem düzeni bozmakla meşguldür.
Kur’an’ın birçok ayetinde insanın yeryüzünde bozgunculuk yapmaması istenir. Çünkü yeryüzü yalnızca insanın mülkü değildir. Dağlar, ağaçlar, kuşlar, böcekler ve sincaplar da bu büyük hayat zincirinin parçalarıdır.
Bugün ormanların yok edilmesi, doğal yaşam alanlarının daraltılması ve çevrenin kirletilmesi sadece ağaçlara değil, Allah’ın kurduğu hassas dengeye zarar vermektedir.
Belki de bir sincaba bakarken sadece sevimli bir hayvan görmemeliyiz.
Onun taşıdığı cevizi, gömdüğü tohumu ve unuttuğu palamudu da görmeliyiz.
Çünkü bazen bir ormanın hikâyesi, küçük bir sincabın toprağa bıraktığı ve bir daha bulamadığı cevizle başlar.
Ve bazen Allah’ın kudreti, insanların fark etmediği en küçük ayrıntılarda kendini gösterir.
Kur’an-ı Kerim, insanı yalnızca kitaba değil, kâinata da bakmaya davet eder. Gökyüzüne, yeryüzüne, dağlara, nehirlere, bitkilere ve hayvanlara dikkat çekerek bunların Allah’ın varlığının ve kudretinin ayetleri olduğunu bildirir.
Ne var ki modern insan, çoğu zaman bakıyor ama görmüyor; görüyor ama tefekkür etmiyor. Oysa mümin için her varlık, Yaratan’ı hatırlatan bir işarettir.
Bir sincabın toprağa gömdüğü cevizi düşünelim. O, sadece rızkını korumaya çalışmaktadır. Fakat Allah Teâlâ onun bu davranışını yeni ağaçların, yeni ormanların ve yeni hayatların vesilesi kılmaktadır. Bu durum bize gösteriyor ki Allah’ın kurduğu düzende hiçbir şey anlamsız ve başıboş değildir.
Kur’an’da, “Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelişinde akıl sahipleri için ibretler vardır” buyurulmaktadır. Gerçekten de ibret nazarıyla bakabilenler için bir sincap da, taşıdığı ceviz de, o cevizden doğan ağaç da Allah’ın ayetlerinden biridir.
İnsan ise bu büyük düzen içinde sorumsuz bir tüketici değil, bir emanetçidir. Rabbimiz, yeryüzünü bize sınırsızca sömürelim diye değil, koruyalım ve imar edelim diye emanet etmiştir. Bu sebeple çevreyi korumak, ağaçları yaşatmak, hayvanların yaşam alanlarına saygı göstermek sadece çevreci bir davranış değil, aynı zamanda kulluk bilincinin bir gereğidir.
Belki de bir sincabın unuttuğu ceviz bize şunu hatırlatmaktadır:
Allah’ın yarattığı düzende hiçbir iyilik kaybolmaz. İnsan bazen yaptığı işin sonucunu göremez; tıpkı sincabın filizlenecek cevizi göremediği gibi. Fakat Allah, küçük sebeplerden büyük sonuçlar yaratır.
Bize düşen görev ise kâinat kitabını okumak, gördüklerimiz üzerinde tefekkür etmek ve emanet olarak verilen bu yeryüzünü gelecek nesillere daha yaşanabilir bir şekilde bırakmaktır.
İSLAMİ HABER “MİRAT”