islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,5733
EURO
55,7497
ALTIN
6.573,90
BIST
11.797,70
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Az Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
20°C
Perşembe Az Bulutlu
21°C
Cuma Yağmurlu
22°C
Cumartesi Az Bulutlu
18°C

GENÇLERDEN GELEN İLGİNÇ SORULAR VE ANLAMLI CEVAPLAR 4: SOSYAL MEDYA, BAŞARI VE MUTLULUK ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

GENÇLERDEN GELEN İLGİNÇ SORULAR VE ANLAMLI CEVAPLAR 4: SOSYAL MEDYA, BAŞARI VE MUTLULUK ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
A+
A-

Gençlerden Gelen İlginç Sorular ve Anlamlı Cevaplar – 4
SOSYAL MEDYA, BAŞARI VE MUTLULUK ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

13. Soru: Herkes bize YKS’yi, derece yapmayı, iyi bir üniversite kazanmayı ‘hayatın tek amacı’ gibi sunuyor. Bir sınava gireceğiz ve tüm hayatımız belirlenecekmiş gibi davranılıyor. Sınavda başarılı olamazsak biz ‘başarısız ve değersiz’ bir insan mı olacağız? Hayatın başarısı sadece sınav puanından mı ibarettir?

Anlamlı Yanıt: İnsanın “değeri” ile “akademik performansı” arasındaki sınırı birlikte çizelim. Bir insanın karakteri, dürüstlüğü, merhameti, sanatsal yeteneği veya insanlığa kattığı değer, tek bir kağıttaki şıklı testle ölçülebilir mi?

Tarihe yön vermiş alimlerin, düşünürlerin veya ustaların başarısını sadece aldıkları puanlarla mı ölçüyoruz, yoksa insanlığa sundukları eserler ve duruşlarıyla mı?

Peki, bu sınav bir insanın “tüm varoluşsal değerini” ölçmüyorsa, neden hayatımızın bu aşamasında önümüze bir sorumluluk olarak konuyor? Bu sınavı hayatın tek amacı değil de yeteneklerimizi ve disiplinimizi sergileyeceğimiz “araçlardan sadece biri” olarak görmek bakış açımızı nasıl değiştirir?

Sınavdan beklediğin sonucu alamadığında yok olan şey senin “insani değerin” midir, yoksa sadece “bir akademinin kapısı” mıdır? Başka kapıları açacak azme ve potansiyele sahip olduğuna dair kendine olan inancını bir teste kurban etmek ne kadar adildir?

14. Soru: Hayatın bir gayesi olduğunu ve sorumluluklarımız bulunduğunu söylediniz. Ama ben sadece kendi hayatımı yaşamak, anı yakalamak ve mutlu olmak istiyorum. Kimseye zararım yoksa bu niye yetmiyor?

Anlamlı Yanıt: Sadece ‘anı yakalamak ve anlık haz almak’ üzerine kurulu bir hayat tanımı, derin bir mutluluk mu getirir, yoksa geçici bir uyuşukluk mu? Bir insanın sadece kendi çıkarını ve hazzını merkeze alması, insanlığın ortak mirasına (bilime, sanata, adalete, merhamete) ne katar? Hiçbir sorumluluk almadan, sadece tüketerek yaşanan bir hayatın sonunda geriye dönüp baktığında, ‘Ben bu dünyada nasıl bir iz bıraktım?’ sorusuna vereceğin yanıt seni tatmin edecek mi? Zararsız bir varlık olmak yeterli midir, yoksa faydalı bir insan olmak mı esas başarıdır?

15. Soru: Teknoloji ve sosyal medya bizi hayattan koparıyor dediniz ama devir artık dijital devir. Biz bu mecralarda var olmazsak, gündemi takip etmezsek toplumdan geride kalmaz mıyız?

Anlamlı Yanıt: Sanal dünyada var olmak ile o dünyanın nesnesi/kölesi olmak arasındaki çizgiyi nereden çekiyoruz? Sosyal medyayı bir bilgi ve iletişim aracı olarak kullanmakla, kendi öz saygını ve mahremiyetini oradaki ‘beğeni’ ve ‘tık’ sayılarına bağlamak aynı şey midir? Teknolojiyi yöneten bir ‘özne’ mi olmak istersin, yoksa algoritmaların seni daha fazla ekranda tutmak için tasarladığı bir ‘tüketici’ mi? Dijital dünyayı araç olmaktan çıkarıp amaç haline getirdiğinde, gerçek hayattaki derin insani ilişkilerden ne kadar feragat ettiğinin farkında mısın?”

16. Soru: Hocam, ‘Sanal dünyanın sahte beğenilerine prim vermeyin, teşhircilikten uzak durun’ dediniz. Ama devir görünür olma devri. Sosyal medyada ne kadar çok takipçiniz ve beğeniniz varsa toplumda o kadar ciddiye alınıyorsunuz, çevreniz genişliyor ve fırsatlar kapınıza geliyor. Kendimizi göstermek ve estetik paylaşımlar yapmak neden ‘sahte bir hayat’ olsun ki?

Anlamlı Yanıt: Toplumun sizi ciddiye alma kriterinin ‘takipçi sayısı’ haline gelmiş olması, o kriterin doğru veya sağlıklı olduğunu gösterir mi? Gel bu durumu birlikte analiz edelim.

Sizi sırf ekran önündeki görüntünüz, kıyafetiniz veya takipçi sayınız için ‘ciddiye alan’ ve yanınızda duran bir kitlenin, yarın o popülerliği kaybettiğinizde yanınızda kalacağını garanti edebilir misiniz?

Öz-değerini dışarıdan gelecek ‘beğeni’ (like) sayılarına bağlayan bir insan, aslında kendi mutluluğunun kontrolünü tanımadığı yabancıların parmak uçlarına teslim etmiş olmuyor mu? Biri ekranı sağa kaydırdığında veya beğenmediğinde değerinden bir şey kaybeden bir ruh ne kadar ‘özgür’ kalabilir?

Gerçek saygınlık ve güç; başkalarının gözüne girmek için sergilediğimiz ‘görüntüde’ midir, yoksa o ekranlar kapandığında geriye kalan karakterimizde, ilmimizde, ahlakımızda ve ürettiğimiz somut değerde midir? İnsanlığa yön veren büyük alimler, mucitler veya liderler ekran başında beğeni toplayarak mı iz bıraktılar, yoksa işlerini tutku ve derinlikle yaparak mı?

VEDAT KAT

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.