AHAD’I VE VAHÎD’İ DÜŞÜN Sûrede üzerine yemin edilen üçüncü gerçeklik çokluk ve tekliktir: “Çok olanı ve Tek olanı düşün!” veya başka bir çeviri ile “çift’e ve tek’e yemin olsun!”. Âyette geçen “eş-şef” kelimesi “çift” ve “el-vetr” kelimesi de “tek” anlamındadır. “On gece” konusunda olduğu gibi bu “çift ve tek” ifâdelerinin...
TOPRAĞIN KADERİ VE KALBİN HÂLİ وَٱلۡبَلَدُ ٱلطَّیِّبُ یَخۡرُجُ نَبَاتُهُۥ بِإِذۡنِ رَبِّهِۦۖ وَٱلَّذِی خَبُثَ لَا یَخۡرُجُ إِلَّا نَكِدࣰاۚ كَذَ ٰلِكَ نُصَرِّفُ ٱلۡـَٔایَـٰتِ لِقَوۡمࣲ یَشۡكُرُونَ Güzel bir beldenin bitkisi rabbinin izniyle çıkar. Çoraklaşmış olan beldeden ise ancak çok zorlukla (veya yararsız) bitki çıkar. Şükreden bir topluluk için ayetleri işte böyle genişçe açıklarız....
MÜRŞİD OLAN KUR’AN’IN KAYNAĞI AÇISINDAN ÖZELLİKLERİ Kur’an da canlı bir mürşidtir ve genelde insanları, özelde mü’minleri irşâd etmek onun, yani Vahyin hedefidir. Kur’an, hidâyeti, sırat-ı müstakim’i (doğru yolu) göstermektedir. İnsanı ‘rüşd’e ulaştırabilecek tek ilâhî kitaptır. İçinde bulunan hükümler, haberler, ölçüler ve hikmetler insanları doğru yola götürmeye, irşad etmeye yöneliktir. Dalâlet...
KUR’AN’DA SEBÎLÜ’R-RÜŞD ve SEBÎLÜ’R-REŞÂD KAVRAMLARI – Reşed ve Reşâd Bunlar, ‘raşide’ fiilinin diğer masdarlarıdır ve doğru yolu bulup ona sülûk etme, girme anlamındadır. Kur’an bunları doğru olan, en iyi olan, maksada en uygun olan ve iyilik manasında da kullanıyor. Üç âyette geçen ‘reşed’ kelimesi Allah’a izâfe ediliyor: Ashab-ı Kehf şöyle...
KUR’AN’DA İRŞÂD VE MÜRŞİD KAVRAMLARI Giriş Bir yazının girişinde şöyle demiştik: Türkçe’de Kur’an bağlamından kopartılarak yanlış veya eksik anlaşılan, yani kendisine yazık edilen kavramlardan ikisi de ‘irşâd’ ve ‘mürşid’ kavramlarıdır. Bunlarla aynı kökten gelen rüşd, râşid, reşîd kavramlarını geçen yazıda işlemiştik. Bu yazıda ise irşâd ve mürşid kavramlarını Kur’an açısından...
FECR’İ YAŞAMAK Fecr Sûresi, Kur’ân’ın resmî dizilişine göre 89, iniş sırasına göre ise 10. sûresidir. Mekkî olan ve adını ilk âyette geçen “fecr” kelimesinden alan bu sûre, 30 âyetten meydana gelmiştir. Fecr Sûresi, Leyl Sûresi’nin ardından ve muhtemelen Habeşistan’a yapılan birinci hicretten sonra inmiştir. Sûrenin genel içeriği -tüm Mekkî surelerde...
ISLAH EDİLMİŞ YERYÜZÜNDE İFSAT YASAĞI وَلَا تُفۡسِدُوا۟ فِی ٱلۡأَرۡضِ بَعۡدَ إِصۡلَـٰحِهَا وَٱدۡعُوهُ خَوۡفࣰا وَطَمَعًاۚ إِنَّ رَحۡمَتَ ٱللَّهِ قَرِیبࣱ مِّنَ ٱلۡمُحۡسِنِینَ “Düzene sokulmasından sonra yeryüzünde fesat çıkarmayın. O’na korku ve ümit ile dua edin. Muhakkak ki Allah’ın rahmeti iyilik edenlere yakındır.” (el-A`râf 7/56) İnsanoğlu, üzerinde yaşadığı yeryüzünü zaman zaman sınırsız...
KUR’AN’DA RÜŞD KAVRAMI Giriş Türkçe’de Kur’an bağlamından kopartılarak yanlış veya eksik anlaşılan, yani kendisine yazık edilen kavramlardan biri de, rüşd, reşid, râşid ile aynı kökten gelen ‘irşad’ ve ‘mürşid’ kavramlarıdır. Bu yazıda ilk üçünü, bir sonraki yazıda da irşad ve mürşid’i açıklamaya çalışacağız. Sözlükte Rüşd ‘Rüşd’, ‘reşid’, ‘râşid’ ve...
RABBE GİDEN YOLU TUTMAK Sûrenin başında buraya gelinceye kadar, büyük haber olarak nitelendirilen “ölümden sonra dirilişin” nasıllığı üzerine konuşanlara, Allah düşünmeleri için yeryüzünden ve semâdan birçok örnek vermişti. Sonra da “ayrım/fasl günü”nden bahsetmiş ve “sur’a” üflenmesiyle başlayacak âhiret yaşamının cezâ ve müfâkat yeri olan cennet ve cehennemin özellikleri tasvir edilerek...
RÛH’UN KIYAMI Sûrenin başında verilen büyük haberden sonra Nebe/5. âyet “elbette zamanı geldiğinde anlayacaklar” uyarısını bize yapmıştı. Şimdi anlaşılıyor ki; süreç işlemiş ve hesap/mahşer/ayrım/idrâk gününde artık her şey “anlaşılma” noktasına gelmiştir. Bu geri dönülmez sahnenin değişmez/sabit oyuncuları/karakterleri son tanıklıklarını yapmak üzere Rahmân’ın huzurunda saf saf dizilmişlerdir: “O gün Rûh ve...
SABRIN VE FESADI ÖNLEMENİN DEĞERİ Hûd sûresi 115.-116. ayetlerinin klasik ve modern dönem tefsirlerinin projeksiyonunda yorumlanmasıyla sınırlı bu yazıda amaçlanan şey, insanî erdemlerden sabrın ve bozgunculuğa engel olmanın önemine dikkat çekmektir. Bu iki ayet, insan davranışlarının sonuçlarına odaklanmaktadır. Ayrıca, yazıda fesadın toplumlar üzerindeki olumsuz etkileri ve erdemli insanların kötülüğe mani...
AĞIZLARINDAN BÜYÜK KELİME (SÖZ) ÇIKIYOR İnsanlardan bazıları, öteden beri -hâşâ- “Allah evlat edindi”, “Allah’ın çocuğu/çocukları var” diye iddia ve bu saçmalığa iman ederler. Kur’an bu katıksız şirk inancına şöyle işaret ediyor: “Onlar: “Allah, çocuk edindi” dediler. Hâşâ! O bundan münezzehtir. O hiçbir şeye muhtaç değildir. Göklerde ne var, yerde ne...
CENNET KORUNANLARIN MÜKÂFATIDIR Cennet, “örtmek” anlamındaki “cenn” kökünden türemiş bir isimdir. Bol bitkili, gür ağaçlı bahçe veyâ toprak parçası anlamındadır. Kur’ân açısından bakıldığında cennet, cehennemin tam karşıtı bir değerler bütününün veyâ mekânın ifâdesidir. Yeryüzünde kötülük sergileyenler cehenneme giderken, iyilik sergileyenler de cennete gideceklerdir. Yâni cehennem nasıl bir cezâlandırarak tekâmül ettirme...
GÜNAHKÂRLARI GÖZLEYEN CEHENNEM Üflenen sûr, toplanan insânlar, gerçekleştirilen fetih, açılan semâ kapıları ve sonunda “Ayrım Günü”nün ortaya dökülen sayfaları ve kesinleşen/kesilen hesaplar, artık herkesi yeryüzünde yaptığı tercihlerin sonuçları beklemektedir. İşte Nebe/21-30. âyetleri ölümden sonra dirilişi inkâr edenleri nasıl bir yerin beklediğini ve orada neler yaşayacaklarını ürkütücü bir dille bize haber...
SÜLEYMANİYE CAMİİ’NDE İNGİLİZCE TEFSİR DERSLERİ BAŞLIYOR Mirat Haber yazarlarımızdan, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kayacan, İstanbul’un tarihî camilerinden Süleymaniye Camii’nde İngilizce tefsir dersleri verecek. Türkiye’ye farklı ülkelerden gelen turistlere İslam’ın evrensel mesajlarını ulaştırmayı amaçlayan programda, Kur’an ayetlerinin anlam dünyası, temel kavramları ve günümüz insanına...
KELİMETÜ’L-FASL (HÜKÜM SÖZÜ) OLMASAYDI “Yoksa onların bir takım ortakları mı var ki, Allah’ın izin vermediği şeyleri, dinden kendilerine şeriat (tutulacak yol) kıldılar? Eğer kesin karar (kelimetü’l-fasl) olmasaydı, elbette aralarında hüküm hemen verilirdi. Gerçekten zalimler için acıklı bir azap vardır.” (Şûrâ 42/21) Âyette geçen ‘fasl’; iki şey arasındaki mesafe olduğu gibi...