YETİMİ ÖRSELEMEMEK Kur’ân, “yetimi doyurmamayı, itip kakmayı, dini yalanlamakla eşdeğer tutan” bir kitaptır. Yine Kur’ân’ın yirmiyi aşan âyeti yetim haklarıyla ilgili emirler ve yasaklar içermektedir. Bu emirler içerisinde en çok dikkat çekilen ilk nokta, yetimlerin mallarına dokunmamaktır. İkinci nokta ise yetimlerin eğitilip yeteneklerinin ortaya çıkarılmasıdır. Şimdi, Duhâ/9. âyete baktığımızda,...
RABBİN SÖZÜ (KELİMESİ) TAMAMLANMIŞTIR Kelime bir mana ve maksatla söylenmiş sözdür. Bir kimsenin konuşmasına veya yazdıklarına “bu falancanın kelimesidir” denir. “Rabbinin sözü (kelimetü rabbike), doğruluk (sıdk) ve adalet bakımından tamamlanmıştır. O’nun sözlerini (kelimâtihi) değiştirecek kimse yoktur. O (her şeyi) işitendir, bilendir.” (En’âm 6/115) ’Sıdk’; sözde ve işte doğruluk, dürüstlük, gerçeğe...
İMAN, TESLİMİYET VE İHSAN Bakara Sûresi 112 Üzerine Bir Tefekkür بَلَىٰ مَنْ أَسْلَمَ وَجْهَهُ لِلَّهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ فَلَهُ أَجْرُهُ عِندَ رَبِّهِ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ “Hayır! Kim ihsan üzere olarak yüzünü Allah’a teslim ederse, onun mükâfatı Rabbi katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır” (el-Bakara, 2/112)....
BEKÂ EN BÜYÜK ZENGİNLİKTİR Yoksulluk ve zenginlik ekonomik anlamda düşünüldüğünde insanların mutlu ve mutsuz oluşlarının iki önemli unsurudur. İnsânlık tarihi bir anlamda yoksulluktan zenginliğe geçişin bir çabası/uğraşıdır. Şüphesiz dünyâya gelen her insânın, insânca yaşamasını sağlayacak imkânlara sahip olması, o insânın en doğal hakkıdır. Bu nedenle yoksulluğun ortadan kaldırılması, yönetimi elinde...
HİDÂYET, HAKÎKAT’E ERDİRMEKTİR Hidâyet; “bir hedefe kılavuzlanmak, doğruyu ve güzeli bulmak, fark etmek, bir hedefe giden yolda yürümek” anlamlarındadır. Hidâyeti buldurmaya/göstermeye de “ihtida” veyâ “hüda” denmektedir. Allah’ın isimlerinden biri de “Hâdî”, hidâyet veren, hidâyete erdiren demektir. Hidâyetin karşıtı “delâlet”tir ki, “sapmak, şaşmak, karanlıkta kalmak, bocalamak ve karmaşaya yenik düşmek” anlamlarına...
CEHENNEMDEN DÖŞEKLER VE ÖRTÜLER لَهُم مِّن جَهَنَّمَ مِهَادࣱ وَمِن فَوۡقِهِمۡ غَوَاشࣲۚ وَكَذَ ٰلِكَ نَجۡزِی ٱلظَّـٰلِمِینَ Onlar için cehennemden döşekler ve üstlerini kaplayan (ateşten) örtüler vardır. Zalimleri işte böyle cezalandırırız. (el-A`râf 7/40) İnsan, hakikati bildiği hâlde neden kibirle ondan yüz çevirir ve bunun bedeli ne olur? Bu yazıda ele alacağımız A‘râf...
KUR’AN’DA “ALLAH’IN KELÂMI (SÖZÜ)” İFADESİ Rabbimiz şöyle buyurdu: “Ve eğer müşriklerden biri senden aman dilerse, Allah’ın kelâmını işitip dinleyinceye kadar ona aman ver, sonra (müslüman olmazsa) onu güven içinde bulunacağı bir yere ulaştır. İşte bu (müsamaha), onların câhil bir kavim olmalarından dolayıdır.” (Tevbe 9/6) Bu hitap öncelikle Rasûlüllah’adır (sav), sonra...
CİNSEL İFADELERDE KİNAYELİ LAFIZLARI TERCİH ETMEMEKTEN KAYNAKLANAN MEAL HATALARI Cinsellik, hayatın devamı için Yüce Allah’ın koymuş olduğu bir yasadır. Aynı zamanda kadın ve erkek için bir ihtiyaçtır. Sevginin tezahürüdür. Allah Teâlâ bu yasasının istikamet üzerine işlemesini ister ve bu bağlamda insanlara nikâh ağı ile bir araya gelmelerini emir buyurur. Kur’an-ı...
VEDA EDEN/UNUTAN BİZİZ Kur’ân’da, insânın Allah ile olan ilişkisinde “unutma” fiili üç şekilde geçmektedir. Bunlardan biri, insânın Allah’ı unutması, ikincisi Allah’ın insânı unutması1 ve üçüncüsü de Allah’ın insâna kendini unutturmasıdır.2 Bu üç fiil içinde anlıyoruz ki; asıl problem insânın Allah’a unutmasıdır. Diğer fiiller ise bunun sonucu/yansımasıdır. İnsânın Allah’ı unutması, Allah’ın...
GÖK KAPILARI NEDEN BAZI KALPLERE AÇILMAZ? إِنَّ ٱلَّذِینَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔایَـٰتِنَا وَٱسۡتَكۡبَرُوا۟ عَنۡهَا لَا تُفَتَّحُ لَهُمۡ أَبۡوَ ٰبُ ٱلسَّمَاۤءِ وَلَا یَدۡخُلُونَ ٱلۡجَنَّةَ حَتَّىٰ یَلِجَ ٱلۡجَمَلُ فِی سَمِّ ٱلۡخِیَاطِۚ وَكَذَ ٰلِكَ نَجۡزِی ٱلۡمُجۡرِمِینَ Bizim ayetlerimizi yalanlayıp da onlara karşı büyüklük taslayanlar var ya, işte onlara gök kapıları açılmayacak ve onlar, deve iğne deliğinden...
GÜZEL BİR KELİME (KELİMETÜN TAYYİBETÜN) Allah (cc) şöyle buyuruyor: “Görmedin mi ki, Allah nasıl bir örnek vermiştir: Güzel bir söz (kelimetü’n tayyibe), güzel bir ağaç (şecerâtü’n-tayyibe) gibidir ki, onun kökü sâbit, dalı ise göktedir… “(O ağaç), Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir.” (İbrahim,...
GECENİN SESSİZLİĞİNDEN GÜNDÜZÜN AYDINLIĞINA İlk vahyin alınışından sonra geceleri kalkması ve ağır ağır duyarak Kur’ân okuması istenmişti Hz. Peygamber’den. Gerekçe olarak da gece vaktinde zihnin daha zinde ve güçlü olacağı söylenmişti. Bütün bu hazırlıkların sebebi Hz. Peygamber’e yüklenecek olan “kavlen sekîlâ” yâni ağır bir söz/mesajdır. Şüphesiz bu ağır söz risâlet/peygamberlik...
MAĞDURİYET EDEBİYATININ ÇÖKÜŞÜ Bazen fırtınalı bir denizde irademizin pusulasını bir başkasına devretmenin, sorumluluktan kaçan o konforlu limanına sığınmak isteriz. Bununla birlikte A‘râf sûresi 39. ayetin sarsıcı iklimine girdiğimizde, “Ben sadece uydum.” mazeretinin mahşer günü ne kadar hükümsüz kalacağını görüyoruz. Bu hafta, kalabalığın içinde yürümenin bizi masum kılıp kılmayacağı sorusuna dair...
KİBİRLE BAŞLAYAN YOL, YÜZLEŞMEYLE BİTEN AKIBET İnsan bazen hakikati bilmediği için değil, ona boyun eğmek istemediği için ondan uzaklaşır. A‘râf sûresinin 36. ve 37. ayetleri, inkârın ve kibrin sadece kalpteki bir düşünce değil, bilinçli bir hayat tercihi olduğunu hatırlatarak bu kırılma noktasına işaret eder. Bu yazı, ayetleri yalanlamanın Kur’an’da neden...