Adaletle Yürünen Tevhid Yolu A‘râf sûresinin 29. ayeti, bugün Müslüman insanın en temel arayışlarından birine, Allah’a yönelişin nasıl sahici ve tutarlı kılınacağına çarpıcı bir cevap sunuyor. Ayetin çağrısı, “ihlas (sadece Allah’a kulluk)” olarak ifade edilen bir duruşa işaret ediyor: Hayatı adalet üzerine kurmak, ibadeti gösterişten arındırmak ve sadece Allah’a yönelmek....
İslam dünyasında ilim sınıfı tarih boyunca ümmetin rehberi, toplumsal vicdanın sesi ve hakikatin muhafızı olmuştur. Ancak çağımızda, İslam ilim sınıfının büyük bir kısmı, modern dünyanın problemlerine çözüm üretmekte yetersiz kalmakta; küresel sistemin etkisiyle geleneksel söylemleri tekrar eden, çağdaş meselelerden kopuk bir yapıya bürünmektedir. Yetersizliğin Kök Nedenleri Taklitçilik ve Usûl Sorunu...
Fıtratın Değiştirilmesi Bizim bakış açımızdan erkek ve kadın arasındaki ontolojik farklılık bir hikmete mebni olarak ilahi iradenin eseridir, bu özelliğiyle erkek olsun kadın olsun, insan Allah’ın muradıdır. Bir arada bulunmaları halinde tür olarak insan olmaklığı gerçekleştirmekle yükümlü iki cinsin farklı isimleri taşıyor olmaları farklı fıtratlara sahip oluşlarının sebebidir. Asli manada...
Düşünmeli Değil miyiz? YAĞMURLARI BİZE KİM YAĞDIRABİLİR? Yağmurlar Bir Ölçüye Göre Yağdırılmaktadır Yeryüzünün yaklaşık dört bölü üçü denizlerle kaplıdır. Böyle iken hayatımızı sürdürebilmek için yağmur suyuna muhtacız. Yüce sıfatlarından biri er-Rahman olan Rabbimiz yarattığı biz insanlara ve diğer bütün canlılara pek merhametli olduğu için yağmurları bir ölçü içinde yağdırmaktadır: “ Gökten...
KUR’AN’DA BASİRET SAHİPLERİ (ULU’L-EBSÂR) Akıl görme ve işitme anlamına gelen ‘basar’ ve ‘sem’’ ile hasıl olan bir keyfiyet olarak zikredilir. Ama ‘basar’ ve ‘sem’’, sadece kafadaki gözle ve kulakla görmek ve işitmek değildir. Görüp işittiklerini önyargısız düşünmek ve anlamak demektir. Bu gerçeğe işaret eden pek çok âyet vardır. Mesela: “Şayet...
DOĞUM GÜNÜ KUTLAMASI BİR ŞÜKÜR FIRSATIDIR Hafta sonu oğlumun doğum günü… Ama onun heyecanı çoktan başladı bile. Günler öncesinden sabırsızlıkla geri sayıma geçti. Babası, “Artık büyüdü, ne gerek var kutlamalara?” dese de; ben yine de bir kek, küçük bir pasta ya da birkaç ikram hazırlamayı seviyorum. Çünkü bilirim ki çocuklar...
OSMANLIYI BEĞENMEYEN LAİK CUMHURİYETİN TOSUNCUKLARININ HIRSIZ NESLİ Yeni kurulan sistem, kendi meşruiyetini topluma kabul ettirebilmek için önceki sistemi elinden geldiğince karalar. Bu konuda iftira atmaktan da çekinmez. Bizim cumhuriyetin tosuncukları da laik ve seküler rejimlerini, saf Müslümanlara sevdirebilmek için Osmanlıyı iftiralar yaparak karalamışlardır. Okullarda okuttukları resmi tarih derslerinde bu karalamalarla...
ZAMAN DOSTUMUZ MU, DÜŞMANIMIZ MI?… Zaman, yaşamımız içindeki bir iş, bir oluş veya bir boşluğun içinden geçtiği, geçeceği ve geçmekte olduğu süreye diyoruz. Bu sürenin, bu zamanın, bir başı ve sonu yoktur. Bir şey yapmak için bekleyeceğimiz en iyi bir zaman dilimi de yoktur. Öyleyse boşuna bekleme! En doğru zaman...
AKIL KAVRAMININ SINIRLARI: VAHİY TEMELLİ BİR İNCELEME GİRİŞ: MODERN DÜŞÜNCEDE AKLIN MERKEZİ KONUMU Akıl, modern düşünce açısından vazgeçilmez temel kavramlardan bir tanesidir; adeta eksene alınan, temel kılınan bir özelliktir. Akıl, tabiri caizse, Yunan mitolojisinde ‘tanrının yerine geçen Mitik bir şey’e dönüşmüş durumdadır. Bu mitolojide, ateşi (bilgi olarak kabul edilir) çalmalarıyla...
Erkeğin ve kadının payına düşen isimler İnsan kendi hayatında ilahi isimleri birer ahlak idesi (en yüksek ideal ve varoluşsal gaye) olarak yaşayıp gerçekleştirmekle yükümlüdür. İnsanın gai sebebi bundan başkası değildir, diğer bütün meşgale ve eylemler bu sebebin tahakkukuna hizmet ederler. İnsan bu yükümlülüğü yerine getirme başarısını gösterdiğinde varoluşsal hakikatinin bilincine...
Ayrı Dünyalarda Yaşamanın Esrarı Bir toplumda insanların ayrı dünyalarda yaşaması, pek kolay anlaşılabilecek bir konu değildir. Bunu anlayabilmek için, kişinin kendi dünyasını bilebilmesi ve diğeri ile arasındaki farkı görmesi gerekir. Ben niçin yaşıyorum?. Sahip olduğum değerler nedir ?. Ben nasıl bir dünya arzu ediyorum ?..” gibi sorulara verilecek cevaplar, kendimize...
Yolsuzluğun Anatomisi: İnsandan Sisteme Bir Sorgulama Bugün, toplumumuzun damarlarında dolaşan ve hepimizi derinden etkileyen bir hastalığın, Yolsuzluğun Anatomisi üzerine bir sorgulama yapacağız. Yolsuzluk dediğimiz olgu, yalnızca ekonomik veya hukuki bir suçtan ibaret değildir; o, aynı zamanda derin bir ahlaki yozlaşmanın, bireysel tercihin ve sistemsel körlüğün bir dışavurumudur. Bu müzakerenin başlangıç...
Yüzyıllık Kuşatma ve Kimlik Deformasyonu Yüzyıldır sahada olup bitenleri sadece siyasi ya da ekonomik okumalarla izah etmeye çalışanlar, meselenin mahiyetini kavrayamadılar. Bu topraklarda sınırlar değişti, rejimler değişti, güç merkezleri değişti; fakat zihni kuşatma hiç değişmedi. Çünkü öncelikli hedef aklı ve kalbi işgal idi. Bir ülkeyi işgal etmek istiyorsan, önce dilini,...
SÖZÜN GÜZELİNE UYMAK Sözün güzeli denilince ilk anda, edebî eserlerin iç dünyamıza sihirli dokunuşu aklımıza gelir. İç dünyamız edebî eserlerle zenginleşir; kendimizi ve başkalarını daha iyi anlar, bir keşif heyecanı yaşarız. Aynı zamanda estetik haz duygusunu besleyen çeşitli duyguların etkisiyle gündelik hayatımızdan uzaklaşırız. Benliğimize farklı insanların duyuş, düşünüş ve mücadeleleri...
ŞÜKRETMEYİ UNUTAN İNSAN “93 yaşındaki bir adam, hastalığı için yatırıldığı hastanede bir süre tedavi görüp iyileştikten sonra taburcu edilir. Hastaneden çıkışı yapılırken, ondan solunum cihazını kullanma bedeli de istenir. Bu sözü duyan yaşlı adam, ağlamaya başlar. Doktoru, onun fatura yüzünden ağladığını düşünmüş olacak ki ağlamaması için onu teselli etmeye çalışır....
İdeolojik Körlük Dijital Tufanın Altında Bu Milleti Telef Edecek Siyasi arenada tansiyon hiç düşmüyor. Özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, “Terörsüz Türkiye” hedefine ulaşmak için attıkları adımlar ve bu kapsamda dolaylı veya dolaysız olarak PKK müntesipleriyle yürütülen çabalar, bazı eski yol arkadaşlarının ve...
YARIN ÇOK GEÇ OLABİLİR! Bu memlekette herkesin bildiği sırlar (!?) vardır ve biri gelip bu sırrı açıklayana kadar kimse o konunun üzerine gitmez, gidemez. MİT bilmez mi bunu, EGM istihbarat bilmez mi? Bilir de kimse olayın üzerine gitmez, gitmek istemez. Giderse başına bir işler gelmesinden korkar. Hem o kadar yaygındır...
Gayb, duyu organlarına saklı kalan ve insânın bilgisinden gizlenen her şey için kullanılan bir kavramdır. Gaybın karşılığı şuhûd veyâ şehâdettir. Kur’ân, Allah için gayb kabul etmez. Gayb insân için söz konusudur ve her mertebede gayb, aynı anda şuhûd/görünen olmaktadır. Yâni bir bakışa göre gayb olan, bir başka bakışa göre şuhûd...