
Tamamen Kuruyan Seyfe Gölü Kuş Cenneti Sessizliğe Büründü
187 Kuş Türünün Yaşam Alanı Yok Oldu
Kırşehir’in Mucur ilçesinde bulunan ve 10 bin 700 hektarlık genişliğiyle Türkiye’nin önemli sulak alanlarından biri olan Seyfe Gölü Kuş Cenneti tamamen kurudu. Geçmişte 27’si nesli tükenme tehlikesi altında bulunan toplam 187 kuş türüne ev sahipliği yapan göl, kuraklığın etkisiyle sessizliğe büründü.
Kırşehir Son 65 Yılın En Düşük Yağışını Aldı
Meteoroloji Genel Müdürlüğüne göre Kırşehir, son 65 yılın en düşük yağış seviyesini yaşadı. Ramsar Sözleşmesi kapsamında korunan Seyfe Gölü’nü besleyen Seyfe, Horla, Yenidoğanlı ve Malya pınarlarından beklenen su akışının sağlanamaması, gölün tamamen çekilmesine yol açtı.
“Acil Eylem Planına Dahil Edildi”
Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sultan Kıymaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada kurumanın yalnızca yağış azlığıyla değil, yeraltı sularının bilinçsiz kullanımıyla da hızlandığını söyledi.
Kıymaz, Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğünün kuruyan göller için başlattığı çalışmada Seyfe Gölü’nün de yer aldığını belirterek şunları ifade etti:
“Bakanlığımızın ‘acil eylem planı’ bizim için umut veriyor. Su kalitesinin ve yeraltı su seviyelerinin düzenli izlenmesi, kaçak kuyuların engellenmesi, kuraklığa dayanıklı bitki çeşitlerinin yaygınlaştırılması gibi adımlar uzun vadede gölün yeniden canlanmasına yardımcı olabilir.”
Göçmen Kuşlar Bölgeyi Terk Etti
Suyun tamamen çekilmesiyle göçmen kuşların artık bölgeyi tercih etmediğini söyleyen Kıymaz, Seyfe Gölü’nün son yıllarda giderek daha sessiz hâle geldiğini dile getirdi.
1985’ten Bu Yana Yüzde 94 Daralma
Uydu görüntülerinin ayrıntılı analizini paylaşan Prof. Dr. Kıymaz, gölde 1985’ten 2024’e kadar dramatik bir küçülme yaşandığını vurguladı.
“1985’ten bugüne yüzey alanında yüzde 94 daralma görüyoruz. 1995’te ilk büyük kırılma yaşanmış. 2005, 2010, 2015 ve 2020 yıllarında Türkiye genelindeki ciddi kuraklıklar gölü olumsuz etkiledi.” ifadelerini kullandı.
Kısa Süreli Yağışlar Çare Değil
Kıymaz, kısa süreli yağışların göle kayda değer bir katkı sağlamadığını belirterek göl çevresinde mutlaka kuraklığa dayanıklı bitkilerin ve ağaçların yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi.
HABER YORUM
Pırıl pırıl bir güneş, tertemiz bir hava, berrak mı berrak sular, artık hayal oldu galiba…
Çünkü insanoğlunun hırsı ve doğayı yok sayan tutum ve davranışları dünyayı bu hale getirdi..
Ve bugün, kuruyan göllerden tükenen nehir yataklarına, nefes alamayan şehirlere kadar her yerde bir uyarı çığlığı yükseliyor. Doğa, yıllardır sessizce anlatmaya çalıştığı acıyı artık açıkça gösteriyor:
“Beni korumazsanız, sizi de koruyamam.”
Ağaçları keserek, su kaynaklarını hoyratça tüketerek, toprağı zehirleyerek aslında kendi geleceğimizi yok ediyoruz. Bir zamanlar kuşların gökyüzünü şenlendirdiği, çocukların gönlünce oynadığı o huzurlu manzaralar, şimdi yerini susuzluğa, kuraklığa ve sessizliğe bırakıyor.
Ama hâlâ geç değil…
Doğa bize yeniden hayat vermek için bekliyor. Yeter ki biz, tüketen değil koruyan olalım… Yok eden değil iyileştiren, ıslah eden olalım…
Çünkü unutmayalım: Dünya bize ait değil, biz dünyaya emanetiz.
Ve o 187 Kuş türünün doğada eko sistem içinde hepsinin farklı farklı görevleri var…
O görevler yerine getirilemediği durumlarda ise zaman saati, biz insanoğlunun aleyhine işleyecektir…
“Ey Peygamber! Doğru inanç ve ahlâkın insan hayatında sudan daha hayati bir öneme sahip olduğunu idrak edemeyen, bu yüzden Rahman’a kul olmayı reddeden o zalimleri uyararak de ki: “Gökten indirdiği kar ve yağmur sularını dağlarda depolayıp biriktiren, sonra onu serin ve tatlı pınarlar, gözeler şeklinde istifadenize sunan ve o suyla insanlara, hayvanlara ve bitkilere hayat bahşeden Allah’tır. Bir düşünsenize, şayet Allah hayatın kaynağı ve tüm canlıların en önemli ihtiyacı olan tatlı su kaynaklarını aniden kurutsa ve bütün suyunuz çekilip yerin dibine gitse, söyler misiniz, Allah’tan başka kim size o akan tatlı suyu geri getirebilir?” (Mülk Suresi 30)
İSLAMİ HABER “MİRAT”