Gündem

TASAVVUFA BAKIŞIM

Mirat haber kadrosuna dahil olan Nejdet  Demirel kardeşimiz  sohbetimiz sırasında dışarıda bazı kesimlerce tasavvuf karşıtı olarak algılandığımı söyledi. Kur’ân ve Sünnet’te yer almayan bir kavramla ifade edilen bir disiplinle ilişkili olamayacağımız açık ise de, Kur’ân ile irtibatlandırılabilecek bir kültürel yapıyla sorunumuz olamayacağı açıktır. Bu konudaki görüşlerimizi kısmen yayınladığımız hatıratımızdan bir alıntı eşliğinde  özetleyelim.

[ 5 Temmuz 2019 da emekliye ayrılacak İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz kardeşimiz için hazırlanmakta olan programın çekiminde duygularımı açıklamak için İstanbul Müftülüğüne gitmiştim. Hasan Kâmil Bey kardeşimizin yanında müşterek bir dostumuz vardı. Siyasete de girmiş ünlü bir akademisyen olan bu kardeşimiz konuşmamız sırasında doğruluğuna inanarak şöyle bir menkıbe nakletti:

KABUL EDEMEYECEĞİM TASAVVUFİ YAKLAŞIM

a. Son dönem mutasavvıflarından Küçük Hüseyin Efendi 100 kadar yetim talebenin bakımı ve yetiştirilmesini üstlenmişti.

Ölüm döşeğine düşünce yetimler, ‘bizim halimiz nice olur’ deyip kendisine uzun ömürler vermesi için Allah’a dua etmeye başlamışlar. Yetimlerin duaları ölüm döşeğindeki Küçük Hüseyin Efendiye malum olmuş ve bir müridi aracılığıyla yetimlere haber salıp şöyle demiş:

– Duayı bıraksınlar. Ölüm meleği geldi, bekliyor, onların duaları sebebiyle de vazifesini yapamıyor.

KUR’ÂN VE SÜNNET İLE NASIL BAĞDAŞTIRALIM

Eceli gelen insanların ölümünün tehir edilmeyeceğini” açıklayan Münafikun sûresinin 11. âyeti ve benzerleri ile çelişen böylesi menkıbelere dayalı adına tasavvuf denilen bir anlayış nasıl  benimsenebilir?

b. Ülkemizin en ünlü şeyhlerinden biri olan merhum filancının yayınlanan sohbetinde “en güzel namazı Allah’ın kıldığını” söyleyen yaklaşımını nereye oturtalım? Tasavvuf adına kabul mü edelim?

Namaz bir ibadettir. Yalnızca Allah’a yapılır. Allah kime ibadet ediyor? Bu nasıl tevil edilebilir?

Bunun gibi onlarca örnek verilebilir.

c. Rüyamda kendisiyle derin bir muhabbetle kucaklaştığım merhum alim bilge kişiye intisabım oldu.

Gençlik yıllarımda birlikte yaptığımız hatm-i hâcelerimizden yararlandım. Ezkâra devamın bereketlerini yaşadım. Kur’ân bilgisiyle donanımlanınca tasavvuf adına anlatılanların önemli bir kısmının İslam olmadığını, İslam adına bağlayıcılığı bulunmadığını, kabule bağlı bir kültürün nakli olduğunu gördüm.

TEZKİYE GÖREVİNE VE YARARLANMAYA EVET

Rabbimizin Aziz Peygamberimize yüklediği Kur’an’ı okuma, onu ve anlamını öğretme, tebliğ etme ve uygulama görevleri yanı sıra bir görev de Tezkiye/rûhen temizleme ve olgunlaştırmadır. Görelim:

“Gerçekten Allah, müminlere büyük bir lütufta bulundu. Zira onlara kendi içlerinden öyle bir peygamber gönderdi ki, onlara Allah’ın âyetlerini okuyor, onları TEZKİYE ediyor; günah ve şirk kirlerinden arındırıyor ve onlara Kitabı ve Kitaptaki hükümleri pratik hayata uygulama bilgisi olan hikmeti öğretiyor.
Oysa onlar, bundan önce apaçık bir sapkınlık ve dalâlet içinde idiler.”

(Al-i İmran 164. Ayrıca bak. Bakara 151; Cumua 1; Maide 49, 67)

Bu Tezkiye görevi, kişi ile terbiye amacıyla yakın temasla doğrudan ilişki kurmayı  ve kişi üzerinde  yoğunlaşmayı gerektirir.

Bu görevin üstlenilmesi gereğine inanırım. Üstlenecek alimlerin Kur’ân ve Sünnet çizgisinde yapacakları tebliğ ve terbiye çalışmalarının gereğine ve bu gibi insanların sohbetlerine katılımla yararlanılması lüzumuna da inanırım. Bütün ömrümüzce de bunu yaptık, yapılması gereği de ortadadır.

Kur’ân’ın ve Sünnet’in buyrukları gereği Allah’ın çokça zikredilmesi, farzların dışındaki salih/güzel amellerin ruhen geliştiriciliği ve Allah’a yaklaştırıcılığını da kabul ederim.

KERAMETLERE DE İNANIRIM

İhlasla ezkâra, İslamî  amellere ve  deizme dayalı laik kültür ve egemenlikle mücadeleye devamın  salih rüyalar ve açık teyid-i ilahi türü bazı kerametlere vesile olacağını  -kısmen yaşamış olmakla da- bilir ve inanırım.

TASAVVUF KUR’ÂN VE SÜNNET İSE…

Yaşadığımız dönemin rağbet gören bir şeyhi,Tasavvuf adına  İslam Şeriati’ne aykırı olan söylemleri işitmiş ve yapılan işler görmüş olacak ki açık ve seçik olarak “Tasavvuf Kur’ân ve Sünnet’tir,” der. Biz de zaten böyle olması gerektiğini söylüyoruz.

Eğer Tasavvuf Kur’ân ve Sünnet’ten ibaretse, onu Kur’âni bir kavram olan yani Tezkiyetül- Enfüs ile ifade edelim ki gereksiz ayrılıklara düşmeyelim.

Sözün özü Kur’ân ve Sünnet hükümleri baş üzeredir. Gayrısından beriyim.]

Ali Rıza Demircan

GÜZEL KUL OLMA MÜCADELEM sf.305…

İSLAMİ HABER  ‘MİRAT’  -YOUTUBE- 

 

 

Recent Posts

  • Gündem

AYM Başkanı Özkaya’dan Adalet Vurgusu

Kuran'dan Ayetler Okudu AYM Başkanı Özkaya’dan Adalet Vurgusu: "Kul Hakkı En Büyük Sorumluluktur"   Anayasa…

8 saat ago
  • Gündem

Türkiye’de: Dijitalde Yeni Dönem

UYGUNSUZ AÇIK YAYINLAR ANINDA KALDIRILACAK! Dijital Dünyada Yeni Dönem: Uygunsuz İçeriklere Bir Saat İçinde Müdahale!…

13 saat ago
  • manşet

KURBAN, İBADETTİR, CENNET YOLUDUR!

KURBAN, İBADETTİR, CENNET YOLUDUR! Vacip, Adak, Akika, Şükür, kurban bağışlarınızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Siz de…

13 saat ago
  • Gündem

Jeffrey Sachs’tan Trump’a Orta Doğu Uyarısı

Jeffrey Sachs'tan Trump'a Orta Doğu Uyarısı: "10 Trilyon Dolarlık Felaketten Uzak Dur" Columbia Üniversitesi Profesörü…

14 saat ago
  • Gündem

Din ile Dinî Yorumları Ayırma İşlemini Hangi Usûl ile Kimler Nasıl Yapacak?

Din ile Dinî Yorumları Ayırma İşlemini Hangi Usûl ile Kimler Nasıl Yapacak? Özet Bu çalışma,…

14 saat ago
  • Gündem

EHL-İ SÜNNET DEYÜ YERENLER BARİ EHL-İ SÜNNET OLSA

Şiiliğe Mesafeli Sahabeye Saygılıyız EHL-İ SÜNNET DEYÜ YERENLER BARİ EHL-İ SÜNNET OLSA Kur’ân ve Sünnet…

14 saat ago