
Tasavvuf araştırmacısı Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, tekkelerin kapatılmasının dinî yapılarda denetimsiz bir alan oluşturduğunu söyledi. Yılmaz, gerçek tarikatların siyaset ve ticaretten uzak durması gerektiğini vurguladı.

Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz, tekkelerin kapatılmasının sonuçlarına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Yılmaz, tekkelerin faaliyetlerine devam etmesi hâlinde FETÖ benzeri yapıların ortaya çıkamayacağını belirtti.
“Tekkeler kapatılmasaydı FETÖ gibi oluşumlar var olamazdı” diyen Yılmaz, geleneksel tasavvuf kurumlarının önemli bir denetim mekanizması taşıdığına işaret etti.
Tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla tasavvuf hayatının görünmez hâle geldiğini belirten Yılmaz’ın değerlendirmesi, dinî yapıların denetlenmesi tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.
Hasan Kamil Yılmaz, gerçek tarikat anlayışının iki temel prensibi bulunduğunu söyledi. Bunlardan birinin ticaretten, diğerinin ise siyasetten uzak durmak olduğunu ifade etti.
Yılmaz, şu değerlendirmede bulundu:
“Tarikatların en temel iki prensibinden biri ticaretle, diğeri ise siyasetle uğraşmamaktır. Her ikisi de tarikat anlayışında yasak kabul edilir.”
Bu ilkeler, manevi rehberlik amacı taşıyan tasavvuf yolunun dünyevi güç ilişkilerinden korunmasını hedefliyor. Siyaset ve ticaret merkezli örgütlenmeler ise geleneksel tarikat anlayışıyla bağdaşmıyor.
Yılmaz’ın sözleri, FETÖ’nün bir tarikat olarak değerlendirilmesine yönelik itirazları da güçlendirdi. Çünkü FETÖ, yıllar boyunca eğitim, ticaret, medya ve siyaset alanlarında örgütlendi.
Devlet kurumlarına sızan yapı, manevi bir eğitim hareketinden çok siyasi güç odağına dönüştü. Ekonomik faaliyetler ve uluslararası ilişkiler de örgütün temel dayanakları arasında yer aldı.
Bu özellikler, FETÖ’nün geleneksel tarikat anlayışından ayrıldığını açıkça gösteriyor. Zira sahih tasavvuf anlayışında amaç, siyasi iktidar veya ekonomik kazanç değildir. Asıl hedef, insanın manevi terbiyesi ve güzel ahlak sahibi olmasıdır.
Hasan Kamil Yılmaz’ın açıklaması, tarikat adı altında faaliyet gösteren bütün yapıların aynı kabul edilemeyeceğini ortaya koyuyor. Tasavvuf geleneği, asırlardır nefis terbiyesi, ahlak ve manevi olgunlaşmayı esas alıyor.
Dini kullanarak siyasi veya ekonomik güç elde etmeye çalışan yapılar ise bu geleneği istismar ediyor. Bu nedenle sahih tasavvuf kurumları ile çıkar merkezli örgütlenmeler arasında açık bir ayrım yapılması gerekiyor.
Yılmaz’ın açıklamaları, tekkelerin kapatılmasının ardından oluşan manevi boşluğun nasıl doldurulduğunun yeniden tartışılması gerektiğini gösteriyor. Denetimsiz ve geleneği bulunmayan yapılanmalar, dinî duyguları siyasi ve ekonomik amaçlarla kullanabiliyor.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube
E yani, yaşadığımız mazi, olayla iyi veya kötü bir tarihi süreç olmuştur… Bu sürecin sebepleri şudur-vudur, hiç önemli değil netice itibariyle dünyanın her yanı Rabbimizin izin verip-yaratgığı bir mukadderatı yaşıyor… Lıyamet Alametleri v otuza yakın yalancı DECCAL veya MEHDİ bir bir ortaya çıkacak ve dünya kıyamete sürüklencektir. Bzi acizane bir kul olarak, “şu şöyle olmasaydı da, bu böyle olsaydı bunaltr böyle olmazdı” kabilnden yorum ve değerlendirmeleri asla doğru bulmuyoruz ve bulmayız !.. Bay Kamil Yılmaz Bey’i hsadiseleri daha doğru okumaya davet ediyoruz.