
Beton duvarlar, demir parmaklıklar ve “doğal ortamı temsil eden” yapay kayalar…
Bugün dünyanın pek çok yerinde hayvanat bahçeleri, eğlence ve eğitim adı altında milyonlarca hayvanı doğal yaşamlarından kopararak sergiliyor. Peki bu uygulama gerçekten masum mu? Daha da önemlisi: İslam inancına göre bu ne kadar doğru?
İslam’a göre insan, yeryüzünün tek öznesi değildir. Kur’an-ı Kerim, bu gerçeği açıkça ortaya koyar:
“Yeryüzünde yürüyen hiçbir canlı ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki sizin gibi birer ümmet olmasınlar.”
(En‘âm Suresi, 38)
Bu ayet, hayvanların da tıpkı insanlar gibi bir düzen, topluluk ve yaşam hakkına sahip olduğunu bildirir. Yani hayvanlar sadece “seyirlik varlıklar” değil; Allah’ın yarattığı, kendi fıtratı ve düzeni olan ümmetlerdir.
Bugün hayvanat bahçelerinde sergilenen birçok hayvan:
-Tek başına tutuluyor
-Eşi yok, sürüsü yok, doğal iletişimi yok
-Doğasına aykırı alanlarda yaşamaya zorlanıyor
Oysa İslam’da yalnızlaştırmak bile bir zulüm sebebidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), hayvanlara eziyet eden bir kadının cezalandırıldığını, bir köpeği sulayan kişinin ise affedildiğini bildirmiştir. Bu hadisler, hayvanlara yönelik muamelenin imanla doğrudan ilişkili olduğunu gösterir.
Yüksek kayalıkların zirvesine yuva yapan kartallar…
Geniş vadilerde süzülen, kilometrelerce uçan bu kuşların birkaç metrekarelik kafeslere kapatılması ne anlama geliyor?
Uçamayan bir kartal,
-Kimliğini kaybeder
-Davranış bozuklukları geliştirir
-Sadece hayatta kalır, yaşamaz
Kur’an’da hayvanların yaratılışında bir denge (mizan) olduğuna vurgu yapılır:
“O, her şeyi bir ölçüye göre yaratmıştır.”
(Kamer Suresi, 49)
Bu ölçüyü bozmak; hayvanı fıtratından koparmak, İslami açıdan da sorgulanması gereken bir durumdur.
Hayvanat bahçeleri sıklıkla “çocuklara hayvan sevgisi aşılamak” iddiasıyla savunulur. Ancak:
-Cam arkasındaki stresli bir hayvan mı sevgiyi öğretir?
-Doğal olmayan bir yaşam mı merhameti artırır?
Gerçek sevgi, esareti normalleştirerek değil; özgürlüğü anlayarak öğrenilir.
İslam’a göre insan, yeryüzünün sahibi değil; emanetçisidir.
“Biz emaneti göklere, yere ve dağlara sunduk da onlar onu yüklenmekten çekindiler…”
(Ahzâb Suresi, 72)
Bu emanetin içinde hayvanlar da vardır. Onları korumak, haklarını gözetmek ve zulmetmemek insanın sorumluluğudur.
Hayvanat bahçeleri sadece modern dünyanın değil, Müslüman toplumların da kendine sorması gereken bir sorudur:
-Bir ümmeti, başka bir ümmetin keyfi için hapsetmek doğru mu?
-Fıtrata aykırı yaşamlar, gerçekten “koruma” mıdır?
Belki de asıl soru şudur:
Biz hayvanlara bakarken, onlar bize neyi kaybettiğimizi mi gösteriyor?
İSLAMİ HABER “MİRAT”