
Tesettür meselesi, yalnızca dinî bir emir değil; insanın yaratılışına uygun, aile nizamını, içtimai huzuru ve insanlık onurunu koruyan ilâhî bir hükümdür. Tesettür, kadının hürmet ve haysiyetini muhafaza eden emanet örtüsüdür. Onun yokluğu, iffet ve güven duygusunu zedeler; varlığı ise neslin selâmetini teminat altına alır.
Cenâb-ı Hak, kadını ve erkeği fıtrat itibarıyla farklı duygular, tabii tepkiler ve cazibe merkezleriyle yaratmıştır.
• Kadın, bakışla etkilenebilir, fakat çoğu zaman tahrik olması temas ile gerçekleşir.
• Erkek ise, yalnızca bakışla dahi şehvet dürtüsünün alevlenmesine müsaittir.
Bu sebeple, Kur’ân ve Sünnet, tarafların birbirini tahrik edici unsurlardan korumasını ve cazibenin yalnızca meşru nikâh dairesinde kullanılmasını emreder[^1].
Kur’ân-ı Kerîm’de Nûr Sûresi’nde şöyle buyrulur:
“Mümin kadınlara söyle: Gözlerini sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, görünen kısmı dışında ziynetlerini açmasınlar…” (Nûr, 24/31)[^2]
Ahzâb Sûresi’nde ise tesettürün hikmeti beyan edilir:
“Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış elbiselerini üzerlerine alsınlar. Bu, tanınmaları ve incitilmemeleri için en uygunudur.” (Ahzâb, 33/59)[^3]
Burada iki ilâhî hikmet göze çarpar:
1. Koruma – Kadını kötü niyetli bakışlardan muhafaza etmek.
2. Tanınma – Onu iffetiyle tanınır kılmak.
Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurur:
“Kadın (bütünüyle) avrettir; dışarı çıktığında şeytan ona göz diker.” (Tirmizî, Radâ’, 18)[^4]
Bu hadis, tesettürün yalnızca örtünme değil; dışarıda, yabancı erkeklerle temasın da sınırlandırılması gerektiğini bildirir.
İslâm’da her kadın, yaratılış itibarıyla bir incidir; onun kabuğu ise tesettürdür. İffetini muhafaza eden kadın, gözlerde değil, gönüllerde yer bulur. Kraliçelere gösterilen hürmetin çok ötesinde, mümin kadınların mahremiyet zırhı vardır. Onun ziyneti altın, gümüş değil; edep ve hayâdır. Tesettür, bu ziynetin görünmeyen tacıdır.
Modern Batı ve onun taklitçileri, kadının cazibesini ticaret ve çıkar için kullanır. Reklam, moda ve eğlence sektörü; kadının ilgi görme arzusunu istismar eder. “Özgürlük” ve “çağdaşlık” adı altında, kadını metalaştırır. Oysa gerçek saygı, kadının şahsiyetini pazara sürmek değil, onu iffet ve vakar içinde muhafaza etmektir.
Na-mahrem erkeklerle ölçüsüz ortam paylaşımı, aile bağlarını zayıflatır. İnsan fıtratı, sürekli cazibe unsurlarıyla karşı karşıya kaldığında sadakat imtihanını zor verir. Tesettür, bu açıdan aileyi ve toplumu koruyan bir siperdir. İdealler ile gerçekler arasında sıkışıp ömür tüketmek yerine, meşru çerçevede huzur bulmayı sağlar.
Tesettür, sadece bir örtü değil, bir medeniyet alametidir. O, insanın nefsini terbiye eden, toplumun ahlakını muhafaza eden, ailenin temellerini sağlamlaştıran bir kalkandır.
İffet, kadın ve erkeğin onurudur; tesettür ise bu onurun görünür hâlidir.
Zaman değişir, modalar değişir, anlayışlar değişir; fakat iffetin ve tesettürün hükmü, fıtratla birlikte kıyamete kadar bâkidir.
Hazırlayan: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
İSLAMİ HABER “MİRAT” -TOUTUBE-
Kaynaklar:
[^1]: Buss, D. M., & Schmitt, D. P., “Sexual Strategies Theory: An Evolutionary Perspective on Human Mating”, Psychological Review, 100(2), 204–232.
[^2]: Kur’ân-ı Kerîm, Nûr, 24/31.
[^3]: Kur’ân-ı Kerîm, Ahzâb, 33/59.
[^4]: Tirmizî, Radâ’, 18; İbn Hibbân, Sahîh, 12/376.