
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’ndan Barış Sürecine İlişkin Çağrı
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’deki barış sürecinin belirsizliklerle yönetildiğini belirterek iktidara somut adımlar atma çağrısında bulundu.
Hatimoğulları, 2025 yılında Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’taki “asrın çağrısı” ile başlayan süreci anımsatarak, PKK’nin kendini feshederek silahlı mücadeleyi bırakmasını ve demokratik mücadeleye geçişini “tarihi bir imkan” olarak nitelendirdi. Ancak iktidarın bu adımlara karşılık vermediğini vurgulayan Hatimoğulları, şu ifadeleri kullandı:
“Süreç belirsizliklerle yönetiliyor, zamana yayılıyor. Bu barışı ilerletmiyor. Barış açıklık, cesaret ve kararlı bir irade ister. **Barış süreci belirsizliğe terk edilemez, zamana yayılamaz, başka siyasal dosyaların gölgesine sıkıştırılamaz.** Bu süreç niyet beyanı ile değil Meclis’ten geçecek bir demokratikleşme ve barış paketi ile ilerleyebilir.
Yapılması gerekenler somut. İlk etapta hızlıca bazı adımların atılması gerekiyor. **Sayın Abdullah Öcalan’ın özgür iletişim ve haberleşme koşulları sağlanmalıdır.**”
Hatimoğulları, barışın oy hesaplarına veya seçim takvimine kurban edilemeyeceğini belirterek, hem iktidara hem muhalefete sorumluluk çağrısı yaptı. Konuşmasında ayrıca kayyum uygulamalarının sona erdirilmesi, hasta tutsakların serbest bırakılması ve Meclis komisyonunun ortak rapor hazırlaması gibi talepleri de sıraladı.
Hükümet cephesinden gelen görüşler ise sürecin Suriye’deki gelişmelerle bağlantılı olduğunu vurguluyor. Yetkililer, hükümetin 2025 boyunca çok sayıda adım attığını, TBMM’de komisyon kurulması ve İmralı ziyaretleri gibi gelişmelerin bunun göstergesi olduğunu belirtiyor. Ancak sürecin uzamasının temel nedeninin Suriye’de PKK’nın uzantısı olarak görülen PYD/YPG’nin omurgasını oluşturduğu SDG ile Şam yönetimi arasında 10 Mart 2025’te imzalanan mutabakata uymaması olduğu ifade ediliyor. Bu mutabakatın tam uygulanması halinde sürecin hızlanacağı, ancak SDG’nin ayak diretmeye devam ettiği ve dış güçlerden, özellikle İsrail’den destek alarak süreci baltaladığı tespiti yapılıyor. Hükümet kaynakları, PYD/SDG’nin İsrail ile yakın ilişkilerinin bölgesel istikrarsızlığı artırdığını ve Türkiye’nin güvenlik kaygılarını haklı çıkardığını savunuyor. Bu nedenle sürecin tek sorumlusunun PYD/SDG olduğu, İsrail’e güvenerek attığı adımların barış fırsatını tehlikeye attığı görüşü hakim.
Konuşma, Türkiye’nin 2026’ya barış ve demokrasiyi eşzamanlı büyütme sorumluluğuyla girdiğini vurgulayarak sona erdi. Hatimoğulları, “Barış kazanacak, demokrasi kazanacak” sözleriyle umut mesajı verdi.
Bu açıklamalar, Kürt meselesinde 2025’te başlayan çözüm sürecinin 2026’da somut adımlarla ilerlemesi beklentisini yansıtırken, Suriye’deki PYD/SDG tutumunun süreci geciktirdiği yönündeki hükümet eleştirilerini de gündeme taşıdı.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube