TÜRKİYE’DE KURAKLIK SONA ERDİ: 70 YILIN EN YÜKSEK SU DOLULUĞU
Jeoloji Mühendisi Fahri Çelik, Türkiye genelinde son aylarda etkili olan yoğun yağışların, hem yer altı hem de yer üstü su kaynaklarında tarihi bir toparlanma sağladığını açıkladı. Yapılan saha gözlemleri ve meteorolojik veriler, ülke genelinde yaklaşık 70 yıldır görülmemiş bir doluluk oranına yaklaşıldığını ortaya koyuyor.
YAĞIŞLAR SU DÖNGÜSÜNÜ YENİDEN CANLANDIRDI
Uzmanlara göre son yağışlar, doğanın su döngüsünü üç farklı şekilde besledi. Yağışın bir bölümü buharlaşarak atmosfer dengesini korurken, önemli bir kısmı baraj ve göllerde depolandı. En kritik pay ise yer altına sızarak su rezervlerini doldurdu ve uzun süredir kuruyan “su damarlarını” yeniden canlandırdı.
Fahri Çelik, bu sürecin sadece yüzeysel bir doluluk olmadığını, aynı zamanda derin yer altı su sistemlerinin de aktif hale geldiğini vurguladı.
70 YILIN EN YOĞUN SU HAREKETİ
Son birkaç aylık yağış periyodunun, Türkiye’nin yakın tarihindeki en güçlü su döngülerinden biri olduğuna dikkat çeken Çelik, doğanın adeta kendini yenilediğini ifade etti. Bu yoğunlukta bir yağış hacminin yaklaşık 70 yıldır gözlemlenmediğini belirten uzmanlar, su stoklarının hızlı bir şekilde tazelendiğini dile getiriyor.
YER ALTI SU SEVİYESİNDE 1980’E DÖNÜŞ
Yer altı su seviyelerindeki yükselişin en somut gösterge olduğuna dikkat çeken Çelik, özellikle Bursa, Trabzon ve Şanlıurfa gibi kritik bölgelerdeki doluluk oranlarının dikkat çekici seviyelere ulaştığını söyledi.
Çelik, “1980’den bu yana sürekli gerileyen yer altı sularının bugün yeniden eski seviyelerine yaklaştığını görüyoruz. Bu sadece verilerle değil, sahadaki doğal göstergelerle de açıkça ortada” ifadelerini kullandı.
KURUYAN ÇEŞMELER YENİDEN AKIYOR
Uzun süredir kurumuş olan çeşmelerin ve yerel su kaynaklarının yeniden akmaya başlaması, bu toparlanmanın en çarpıcı göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre bu durum, yer altı su basıncının ciddi şekilde arttığını ve su damarlarının yeniden dolduğunu ortaya koyuyor.
UZMANLARDAN UYARI: SUYU KORUMAYA DEVAM
Her ne kadar mevcut tablo sevindirici olsa da uzmanlar, bu sürecin kalıcı olması için su kullanımında disiplinin sürdürülmesi gerektiğini vurguluyor. Tarımsal sulama ve şehir kullanımı açısından büyük bir rahatlama sağlayan bu gelişmenin, bilinçsiz tüketimle tekrar riske atılmaması gerektiği ifade ediliyor.
HABER YORUM
Rahmet…
Halk boşuna “yağmur rahmettir” demez.
Bugün gökten inen her damla, sadece toprağı değil, kalpleri de diriltiyor. Kuruyan dereler doluyor, susan çeşmeler konuşuyor… Ama asıl mesele şu: Biz bu nimetin farkında mıyız?
Rabbimiz açıkça uyarıyor:
“De ki: Suyunuz çekilip gitse, size kim akıcı bir su getirebilir?”
— Mülk Suresi 30. Ayet
Düşünelim…
Eğer o su kesilseydi, ne teknoloji ne güç ne de insan aklı bunu geri getirebilirdi. Demek ki su sadece bir doğa olayı değil; doğrudan bir rahmet tecellisi.
Ama biz?
Gafletle, israfla, nankörlükle yaşayan kullarız çoğu zaman…
Buna rağmen yağmur yağıyor.
Neden?
Çünkü bu rahmet sadece günahkâr kullar için değil…
Aramızda masum çocuklar var.
Dua eden yaşlılar var.
Dilsiz ama hak sahibi hayvanlar var.
Rabbimiz merhametini onların hatırına indiriyor.
Ama aynı Rabbimiz, umut kapısını da kapatmıyor:
“Allah, kulları ümitlerini kestikten sonra yağmuru indirir ve rahmetini yayar…” (Şûrâ Suresi 28. Ayet)
İşte mesele tam burada…
Yağmur sadece su değil, bir mesajdır.
“Ben hâlâ size merhamet ediyorum” mesajı…
Su varsa hayat var.
Su varsa rahmet var.
Su varsa hâlâ umut var.
Ama unutmayalım…
Şükür olmazsa, o nimet bir gün çekilip gider.
RABBİMİZİN NİMETLERİNE NE KADAR ŞÜKRETSEK AZDIR…
İSLAMİ HABER “MİRAT”
YOUTUBE