
Dün üniversite kapılarında başörtüsünü korumak için ağır bedeller ödendi. Bugün ise tesettürün anlamını korumak için vicdanlarımızı sorgulamamız gerekiyor. Uğruna mücadele edilen değerler unutulursa, kazanılan özgürlüğün anlamı da aşınır.
Türkiye’nin hafızasında başörtüsü yasaklarının açtığı derin yaralar bulunuyor. Genç kızlar, inançlarıyla eğitimleri arasında tercih yapmaya zorlandı. Başörtüleri nedeniyle derslerinden uzaklaştırıldılar, disiplin cezalarıyla karşılaştılar. Bazıları eğitimlerini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Yaşanan mağduriyetler, insanların hayatında silinmesi güç izler bıraktı. O kapılarda yalnızca öğrenciler beklemiyordu. Yıllarca emek veren ailelerin umutları da bekliyordu. Okumak isteyen gençlerin karşısına, inançlarından vazgeçmeleri şartı çıkarılıyordu. Nice genç kadın, eğitiminden uzaklaştırılmasına rağmen başörtüsünden vazgeçmedi. Bu direniş, samimiyetin ve inanca bağlılığın güçlü örneklerini taşıyordu.
Başörtüsü mücadelesi, insanların inançlarıyla yaşayabilmesi için verildi. Savunulan hak, örtünerek eğitim görmek ve çalışabilmekti. Bu nedenle geçmişi hatırlamak, yalnızca yasakları anlatmakla tamamlanamaz. O mücadelenin hangi değerler uğruna verildiğini de hatırlamalıyız. Kazanılan özgürlüğün kıymeti, taşıdığı emanete sahip çıkmakla anlaşılır.
Bugün yüzleşmemiz gereken meselelerden biri, tesettürün anlamındaki aşınmadır. Saçın bir bölümünü açıkta bırakan örtünme biçimleri bunun örneklerindendir. Boynu açık bırakan kullanımlar da aynı sorgulamayı gerektiriyor. Dar veya içini gösteren kıyafetlerle tesettürün amacı nasıl korunabilir? Başta bir örtü bulunması, bütün kıyafeti kendiliğinden tesettüre uygun kılmaz.
Örtü küçülürken, dinî hassasiyetimizin de küçülmesine razı olabilir miyiz? Bu soruyu birbirimizi aşağılamak için sormuyoruz. Savunduğumuz değerlerle yaşayışımız arasındaki mesafeyi görmek için soruyoruz. Tesettürü koruduğumuzu düşünürken, onun içini boşaltıyor olabiliriz. Bir ibadetin görüntüsünü sürdürmek, anlamını yaşattığımızı tek başına göstermez.
Başörtüsünü çıkaran her kadının hikâyesini bildiğimizi söyleyemeyiz. Hiç kimsenin kalbindeki imanı kıyafetinden kesin olarak ölçemeyiz. Ancak bu hassasiyet, tesettürün dinî ölçülerini konuşmamızı engellememeli. İnsanları incitmeden yanlışları dile getirmek mümkündür. Nasihat, hem hakikati söylemeyi hem insan onurunu korumayı gerektirir.
Kur’an, örtünmeyi insanın keyfine bırakılmış bir görünüm meselesi olarak sunmaz. Nûr suresinin 31. ayetinde şu emir yer alır: “Başörtülerini yakalarının üzerinden bağlasınlar.” Diyanet’in tefsiri, bu emri başın, boynun ve göğsün örtülmesiyle açıklar. Dolayısıyla başörtüsünün dinî anlamı, saç üzerine yerleştirilen kumaştan daha kapsamlıdır.
Ahzâb suresinin 59. ayetinde de mümin kadınlara dış giysilerine bürünmeleri bildirilir. Bu ayetler, örtünmenin bir kulluk sorumluluğu taşıdığını hatırlatır. Müminin ölçüsü, değişen beğeniler karşısında bütünüyle değişemez. Moda yenilenebilir; fakat ilahî emrin anlamı modaya göre daraltılamaz.
Güzel, temiz ve özenli giyinmekle tesettürün ölçülerini korumak birlikte mümkündür. Sorun, beğenilme isteğinin dinî hassasiyetin önüne geçmesidir. Bir kıyafetin “tesettür” etiketiyle satılması, uygunluğunu tek başına kanıtlamaz. Müslüman, satın aldığı ürünün adını değil, taşıdığı ölçüyü sorgulamalıdır. İbadetin sınırlarını reklam diliyle belirlemeye başladığımızda, ciddi bir savrulma yaşarız.
Bu meseleyi yalnızca genç kızlara yükleyerek çözemeyiz. Aileler, eğitimciler, din görevlileri ve yayıncılar da kendilerini sorgulamalıdır. Çocuklarımıza örtünmenin anlamını ne kadar anlatıyoruz? Onlara Allah’a bağlılığı mı, insanların beğenisini mi öncelemeyi öğretiyoruz? Söylediklerimizle yaşadıklarımız arasındaki çelişki, nasihatimizin etkisini zayıflatıyor.
Sürekli görünür olmayı ve alkış toplamayı başarı sayarsak, mahremiyeti nasıl öğreteceğiz? Paylaşımlarımızda gösterişi özendirirken, gençlerden sadelik beklemek ne kadar tutarlıdır? Tesettür bilinci, yalnızca kıyafet uyarılarıyla güçlenmez. İbadet, ahlak, mahremiyet ve kulluk birlikte anlatılmalıdır. Gençlerin sorularını dinlemek de bu sorumluluğun bir parçasıdır.
Erkekler de bakışlarından, davranışlarından ve kendi örtünme yükümlülüklerinden sorumludur. Kadınların kıyafetini konuşurken kendi ahlakını sorgulamayan bir yaklaşım eksiktir. Bununla birlikte ortak sorumluluk, kadınların tesettür yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Herkes kendi kulluğunu ciddiye almalı, başkasına da merhametle yaklaşmalıdır. Dinî ölçüleri savunmak, kırıcı ve küçük düşürücü davranmayı gerektirmez.
Başörtüsü mücadelesinin hatırasını yaşatmak, onun anlamına sahip çıkmayı gerektirir. Dün özgürlük için verilen mücadele, bugün bilinçle desteklenmelidir. Yasakların kalkması büyük bir kazanımdır. Ancak inancımızı yaşama imkânımız genişlerken, dinî hassasiyetimizin zayıflaması düşündürücüdür. Kazanılan hakları, uğruna bedel ödenen değerleri yaşayarak değerlendirmeliyiz.
Bir zamanlar örtümüzü korumak için kapılarda bekledik. Şimdi örtünmenin anlamını korumak için vicdanımızın önünde durmalıyız. Kendimize dürüstçe sormalıyız: Allah’ın rızasını hayatımızda ne kadar önceliyoruz? Alışkanlıklarımız yanlışları sıradanlaştırıyorsa, yeniden düşünmenin vakti gelmiştir. Dinî hassasiyetin aşınmasına kayıtsız kalmak hayra alamet değildir.
Rabbimiz, bize hakkı hak olarak göster ve ona uymayı nasip et. Yanlışı yanlış olarak göster ve ondan uzaklaşmayı kolaylaştır. Kalplerimize ihlas, yaşayışımıza istikamet, ailelerimize bilinç ver. Gençlerimizi inançlarıyla barışık, ahlaklı ve şuurlu eyle. Bizi savrulmaktan koru; sonumuzu hayır eyle. Âmin.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube
Üsküdar’da 365 Günlük Kararlı Boykot Nöbeti Sonuç Verdi: McDonald’s Şubesi Kapatılıyor İstanbul Üsküdar Bahçelievler Mahallesi’nde,…
ABD’den Şoke Eden İtiraf: İran Savaşında 81 Hava Aracı Kayıp. Kongre Raporu Askerî Envanterdeki Büyük…
KÜRESEL SİYONİZM VE MEMURİYETİN TANZİMİ KANUNU Maide Suresi’nin 41. ayeti şöyle uyarıyor: يَٓا اَيُّهَا الرَّسُولُ…
Bir Koyup On Alırken Mağdur Değildiniz! Fon Mağduru mu, Kolay Para Kazanma Mağduru mu? Bir…
BM Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese: Büyük İsrail Projesi Halihazırda Gerçekleşiyor Birleşmiş Milletler (BM) Filistin…
FAİZ SÖMÜRÜSÜ FON REZALETİNDEN ÇOK DAHA PİSLİK AMA DİLE GETİREN YOK Genelde bütün üniversiteler, özelde…