Makale

UZUN SÜRE İKTİDAR KALANLARIN HAZİN SONU

UZUN SÜRE İKTİDAR KALANLARIN HAZİN SONU

Siyaset bilimi ve devlet idaresi bakımından görülmektedir ki, uzun süreli iktidarlar, çoğu zaman zirvede değil, zirvenin ardından gelen yorgunluk döneminde zorlanırlar. Bu durum yalnızca padişahlar için değil, modern devletler, siyasi partiler ve hatta büyük şirketler için de geçerlidir. Çünkü iktidarın en büyük düşmanı muhalefet değil, uzun süreli iktidarın doğurduğu alışkanlık, yorgunluk değişime karşı direnç ve günümüzdeki ifadesiyle metal yorgunluğudur.

Tarih incelendiğinde, uzun iktidarların ortak kaderi vardır. Uzun süre hüküm süren baştaki liderlerin son dönemlerinde bazı problemler ortaya çıkar.

İhtiyarlayan İktidar ve Değişen Dünya

Bir hükümdar veya yönetici kırk-elli yıl boyunca devlet yönetmiş olabilir; ancak dünya aynı kalmaz. Yönetici, kendi gençliğinin ve iktidarının şartlarına göre düşünmeye devam ederken toplum değişmeye başlar. Bu nedenle uzun iktidarlar genellikle şu paradoksla karşılaşır: Devleti büyüten yöntemler, bir süre sonra devletin önünde engel hâline geldiği görülür. Bu durumu Osmanlıda üç padişah döneminde açıkça görmekteyiz.

Kanuni Sultan Süleyman Dönemi

Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı’nın askerî ve idarî sistemi dünyanın en ileri sistemlerinden biriydi. Fakat Kanuni’nin son yıllarında Avrupa’da başlayan dönüşümler, Osmanlı’nın alışılmış düzenini zorlamaya başlamıştı. İktidar, hâlâ güçlüydü, fakat dünya artık farklı bir yöne doğru ilerliyordu.

Osmanlı’nın en ihtişamlı hükümdarı sayılan Kanuni, devletini Viyana kapılarına kadar götürmüştü. Hatta Yahya Kemal’e nispet edilen veciz bir söz vardır.

Yahya Kemal’e sormuşlar: “Üstad, bu millet Viyana kapılarına kadar nasıl gitti?”

Yahya Kemal’in cevabı: “Pilav yiyerek ve Mesnevî okuyarak.” şeklindedir.

Buradaki “pilav”, maddî gücü, kanaatkâr hayatı ve halkın günlük yaşantısını, “Mesnevî” ise, maneviyatı, ahlâkı ve kültürü temsil eder. Yahya Kemal’in asıl vurgusu, Osmanlı’nın yalnız kılıç gücüyle değil, bir medeniyet tasavvuru ve manevî iklimle büyüdüğüdür. “Yahya Kemal’e göre Viyana kapılarına ulaşan kuvvet, yalnız orduların kuvveti değildi. Bir elde kaşık, bir elde kitap; yani madde ile manayı birlikte taşıyan bir medeniyet hamlesiydi.”

Kanuni’nin iktidarında dikkat çeken önemli nokta şuydu: Hayatının son yıllarında yaşanan saray entrikaları, Şehzade Mustafa’nın idamı ve oğulları arasındaki mücadeleler, zaferlerle dolu bir saltanatın üzerine gölge düşürmüştü. Kanuni, Zigetvar önlerinde ordusunun başında vefat edince, bir cihan hükümdarının ölümü bile devlet adamlarına şu mesajı veriyordu: Gücün zirvesi ile insanın fâniliği arasında aşılmaz bir mesafe vardır.

I. Bayezid’in Tahttan Ayrılışı

Bayezid, yaklaşık otuz bir yıl hüküm sürdü. Saltanatının son döneminde yaşlılık ve sağlık sorunları belirginleşmişti. Daha önemlisi oğulları arasındaki mücadele, devletin geleceğini tehdit etmeye başlamıştı. Şehzade Ahmed, Şehzade Korkut ve özellikle Yavuz Sultan Selim arasındaki rekabet, Bayezid’i fiilen yalnız bırakmaya başlamıştı. Sonunda tahttan çekilmek zorunda kaldı ve kısa süre sonra vefat etti. Bu olay, bize uzun iktidarların başka bir gerçeğini de gösterir: Bir hükümdarın en zor imtihanı, düşmanlarıyla değil, kendi yetiştirdiği mirasçılarla olmaktadır.

II. Abdülhamid ve Yalnızlaşan İktidar

Otuz üç yıllık saltanatı boyunca imparatorluğu ayakta tutmaya çalışan Abdülhamid, Osmanlı’nın en uzun süre hüküm süren padişahlarından biridir. Fakat uzun iktidarın doğurduğu güvenlik kaygıları, zamanla merkezîleşmeyi artırmıştı. Yıldız Sarayı etrafında kurulan yönetim tarzı başlangıçta devleti koruyan bir mekanizmayken, zamanla toplumla yönetim arasındaki mesafeyi büyüttü. 1909’da tahttan indirildiğinde yalnızca bir padişah değil, bir dönemin siyaset anlayışı da sona eriyordu.

Abdülhamid’in hikâyesi bize şunu öğretmektedir: Uzun süre iktidarda kalan yönetimler, çevrelerinden gerçek bilgiyi almakta zorlanmaya başlarlar. Siyaset Biliminin buna bakışı ilginçtir. Modern siyaset teorisinde buna “iktidar yorgunluğu” denilmektedir. Uzun süreli yönetimlerde şu problemler ortaya çıkar:

Bürokratik hantallık,
Yenilik korkusu,
Liyakat yerine sadakatin öne çıkması,
Eleştirilerin tehdit olarak algılanması,
Toplum ile yönetim arasındaki mesafenin büyümesi…
Halefiyet (yerine geçecek lider) krizleri

Bu problemler, monarşilerde olduğu kadar demokratik sistemlerde de görülebilmektedir. Bundan günümüz için çıkarılabilecek birçok dersler vardır. Bugün dünyanın birçok ülkesinde uzun süre iktidarda kalan siyasi iktidarlar bulunmaktadır. Tarih bize şu gerçeği hatırlatmaktadır: Bir devletin gücü, yöneticilerinin ne kadar uzun süre görevde kaldığıyla değil,

Kurumlarının sağlamlığıyla,
Hukuk düzeninin işlerliğiyle,
Eleştiriye açıklığıyla,
Yönetici değişimini huzur içinde gerçekleştirebilmesiyle ölçülür.

Roma’dan Bizans’a, Bizans’tan Osmanlı’ya, Osmanlı’dan günümüz devletlerine kadar uzanan çizgide değişmeyen hakikat şudur: “Tarih, iktidarların yükselişlerini ihtişamla; düşüşlerini ise ibretle yazar. Kanuni’nin Zigetvar’da, Bayezid’in tahtını terk ederken İstanbul’da, Abdülhamid’in Beylerbeyi Sarayı’na gönderilirken yaşadığı hüzün ve acıklı son, aslında iktidarın faniliğini hatırlatan büyük bir tarih dersidir. Devletler ancak şahısların değil, kurumların güçlendiği ölçüde uzun ömürlü olabilirler.”

İktidarların Sonbaharı

Tarih bize gösteriyor ki hiçbir iktidar, ne kadar güçlü olursa olsun, zamanın yıpratıcı tesirinden bütünüyle kurtulamaz. Devletleri zirveye taşıyan irade, uzun yıllar boyunca aynı makamda kaldığında bazen kendi başarılarının gölgesinde kalabildiğidir. Kanuni’nin ihtişamı, II. Bayezid’in yalnızlığı ve II. Abdülhamid’in hüzünlü vedası, iktidarın yalnız yükselişten ibaret olmadığını, her yükselişin içinde bir sonbahar mevsimini de taşıdığını göstermektedir. Asıl büyüklük, uzun süre iktidarda kalmakta değil, zamanı geldiğinde değişimi okuyabilmekte, kurumları, şahısların önüne koyabilmekte ve ardında huzurla işleyen bir düzen bırakabilmektedir. Çünkü tarih, en çok iktidara gelenleri değil, iktidarın emanet olduğunu idrak edenleri hayırla yâd etmektedir.

İktidarların ömrünü uzatan şey güçleri değil, yenilenme kabiliyetleridir. Yenilenemeyen her iktidar, en parlak yaz günlerinden sonra kaçınılmaz olarak kendi sonbaharına yürür.

Şakir Diclehan

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Recent Posts

  • Gündem

ALİYEV, OKTAY SARAL’IN GÖREVDEN ALINMASINI İSTİYOR

İLHAM ALİYEV, HADDİNİ AŞIYOR. Oktay Saral'ın, GÖREVDEN ALINMASINI İSTİYOR. Azerbaycan'da başörtülü öğrenci ve öğretmenlerin okullardan…

13 saat ago
  • Genel

ATATÜRK-İNÖNÜ İLİŞKİSİ: SADAKAT Mİ, REKABET Mİ?

ATATÜRK-İNÖNÜ İLİŞKİSİ: SADAKAT Mİ, REKABET Mİ? Beyan Yayınları’nın “Tarihin Gerçek Yüzü” serisinden çıkan, Prof. Dr.…

14 saat ago
  • Genel

Zorlu Enerji: ZES’in Bağlı Olduğu Şirketteki Paylarını Devrediyor

Zorlu Enerji’den 147,6 milyon dolarlık satış: ZES’in bağlı olduğu şirketteki paylarını devrediyor Zorlu Enerji, ZES…

14 saat ago
  • Genel

MAHKEME, İFTİRA ATTIĞI İÇİN ÖZGÜR ÖZEL’E CEZA KESTİ

MAHKEME, ÖZGÜR ÖZEL'İN, YALAN KONUŞUP İFTİRA ATTIĞINI BELGELEDİ İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek’in CHP Genel Başkanı…

15 saat ago
  • Genel

Dera Milletvekili, Güney Olmadan Suriye Olmaz

Dera Milletvekili Abdülmevla el-Hariri’den Sert İsrail Tepkisi: "Güney Olmadan Suriye Olmaz" Suriye'nin Dera Milletvekili Abdülmevla…

16 saat ago
  • Gündem

Ankara’da Gazze İçin Sessiz Boykot Nöbeti: Bir Bardak Çay, Bir Vicdan Çağrısı

Ankara’da Gazze İçin Sessiz Boykot Nöbeti: Bir Bardak Çay, Bir Vicdan Çağrısı Ankara Keçiören’de bir…

17 saat ago