islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
33,0799
EURO
36,0369
ALTIN
2.608,43
BIST
11.136,96
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
33°C
İstanbul
33°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Açık
34°C
Perşembe Açık
33°C
Cuma Az Bulutlu
33°C
Cumartesi Az Bulutlu
31°C

Yaratılış Sebebimiz ve İbadet Görevimiz

Yaratılış Sebebimiz ve İbadet Görevimiz
7 Temmuz 2024 10:00
A+
A-

Yaratılış Sebebimiz ve İbadet Görevimiz

Yüce Allah, insanları birbirlerinin eşiti erkek ve kadın olarak en güzel şekilde yaratmıştır. Gökleri ve yeri insanlar için yaratan Allah, onları da kendi zâtına ibâdet etmeleri için halk etmiştir.5

İbâdet, Allah’ın hakimiyeti önünde eğilmek, O’nun emirleri ve yasaklarına göre yaşamaktır.

Yüce Allah, emirleri ve yasaklarını, insanlar içinden seçtiği elçileri aracılığıyla İslâm Dîni ile göndermiştir. Bu Dînin Son Elçisi / Peygamberi Hz. Muhammed’dir. Rabbimizin nihaî emirleri ve ya- saklarını içine alan Son Kitabı da Kur’ân’dır.

Kıyâmet Günü’ne kadar yaşayacak bütün Muhammed Çağı insanlığı, İslâm Dîni’ne îman etmek, Hz. Muhammed’in önderliğinde Kur’ân’ın emirleri ve yasaklarına göre ibâdet ederek yaşamakla yü- kümlüdür.

Amel Kitabı’nın Hazırlanması

Kur’ân çizgisinde Güzel Ameller Yarışı6 olarak da açıklanabilecek olan ibâdet görevimizi yapıp yapmadığımız, biz insanlar için görevlendirilmiş olan vazifeli Melekler tarafından izlenmektedir.

İnfitar 10-12:

“Üzerinizde, yapmakta olduklarınızı bilen ve onları koruma altına alan çok onurlu yazıcı Melekler vardır.”

Zuhruf 80:

“Yoksa onlar; gerçekten bizim, onların sır nitelikli konuşmalarını ve fısıldaşmalarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Hayır, işitiyoruz ve onların yanlarındaki elçilerimiz olan Melekler de de her iradeli davranışı ve işi yazıyorlar.”

Bu Yüce Melekler, iradeli bütün sözlerimizi kayda almakta, davranışlarımızı ve işlerimizi de görüntülemektedir. Bizler Âhiret Hayatı’mızda bu kayıtlar ve görüntülerin oluşturacağı Amel Kitabı’mıza / Hayat Filmi’mize göre Rabbimizin huzurunda yargıla- nacak; hesaba çekileceğiz.7

Ölüm ve Sonrası

Dünya hayatını bitiren, âhiret hayatını başlatan ölümdür. Hayat gibi ölümü de yaratan Allah’tır. Nefsin, (Rûh’un / canın) geri dönmeyecek şekilde bedenden ayrılması ve bedenin canlılığını yitirmesi olan ölüm her Nefs’in tadacağı bir ilâhi kânundur. İnsan yaşadığı gibi ölür. Öldüğü gibi de diriltilir. Ömrün amel birikimi, ölüm anlarında ortaya çıkar.

Kur’ân herkesin yaşayacağı ölüm öncesi yaşam faslını şöylece dile getirir.

Kıyame 26-30

كَلَّٓا اِذَا بَلَغَتِ التَّرَاقِيَۙ *وَق۪يلَ مَنْ۔ رَاقٍۙ*وَظَنَّ اَنَّهُ الْفِرَاقُۙ*وَالْتَفَّتِ السَّاقُ بِالسَّاقِۙ* اِلٰى رَبِّكَ يَوْمَئِذٍۨ الْمَسَاقُۜ‌۟

“Hayır, hiç de onların sandığı gibi değil. Can boğaza dayandığında, yok mu bir tedavi ederek ölümden kurtaracak, denildiğinde kişi ayrılık vaktinin geldiğini anlar. Ayaklar birbirine dolaşır. O gün gidiş, yalnızca Rabbinedir.”

a-Gidiş-dönüş-sevkiyat Allah’adır. Ama mü’min güvendedir; Çünkü ilk müjdeyi ölümü anında ölüm Meleklerinden alır:

Nahl 32:

“Melekler, onların canlarını iyi kimseler olarak alırken, “Selâm size! Yapmış olduğunuz iyi işlere karşılık girin Cennet’e” derler.”

İnanç ve amel durumuna göre farklı olarak yaşanacak bu gerçeği Peygamberimiz de şöyle açıklar:

“Can vereceği zaman; mü’mine Allah’ın rızası ve nimetleri müjdelenir. Artık mü’minin önünde müjdelenenlerden daha sevgili bir varlık yoktur.

Bu sebeple Allah’a, O’nun rızası ve nimetlerine kavuşmayı arzular. Allah da ona kavuşmayı; lütuflarını yağdırmayı arzular.8

Böyle olunca da ölüm mü’mine ilâhî bir hediye gibi gelir. Rahata erer. Rabbinden aldığı vahyî bilgilerle aydınlanan Peygamberimiz bizi de şöylece bilgilendirir:

“Mü’min kul ölümle rahata erer, dünya hayatının yorgunlukları ve acılarından kurtularak Allah’ın rızası ve nimetlerine kavuşur.

İlâhi emir ve yasakları tanımayan ve yaşamayan kişiden ise insanlar, hayvanlar, ağaçlar ve şehirler kurtulur.”9

b-İçi-dışı inkârcı olan Kâfir ile içi inkârcı, dışı Müslüman olan Münafık kişi ise tehlikededir ve korkuludur / acılıdır. Çünkü onların herbiri ilk darbeyi ve azab duyurusunu, ölüm vaktinde, ölüm Meleklerinden alır. Kur’ânımızda şöyle buyrulur:

{“Meleklerin, inkârcıların nefislerini (rûhları / canlarını) alırken yüzlerine ve sırtlarına vurarak şöyle dediklerini bir görseydin: Tadın bakalım yakıcı azabı.”

“Melekler onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak nefislerini (rûhları / canlarını) alırken halleri nice olacak? Böylesi bir azaba uğramaları Allah’ı öfhelendiren kişileri / olayları izlemeleri ve O’nun rızasını aşağılamaları sebebiyledir. Allah da işlerini boşa çıkarmıştır.”}10

Peygamberimiz de şöyle buyururlar:

Kâfir / Münafık can vereceği zaman ise, Allah’ın azabı ve cezalandırması ile korkutulur. Artık onun önünde (korkutulduklarından) daha ürkütücü bir varlık yoktur. Bu nedenle Allah’a kavuşmayı, (O’nun azabı ile karşılaşmayı) sevmez. Allah da ona kavuşmayı sevmez.1

Kabir Hayatı

Âhiret Hayatı, ölümle başlayacak Kabir Hayatı ile Kıyâmet ve Kıyâmet sonrasında gerçekleşecek Cennet ve Cehennem hayatından oluşmaktadır.12

Âhiret konaklarının ilki olan Kabir hayatı (Bölüm sonundaki Ek1’de) Kur’ân âyetleri ile açıklanacağı üzere Hak’tır.13

Kabir, bedenin ve Nefs’in yâni Rûh / Can’ın kabri olmak üzere ikidir. Asıl kabir ise Rûh’un kabridir.14

Aralarında rüya gören nefis ile uyuyan beden arasındaki ilişki benzeri bir bağlantı vardır.

Bedenin kabri; toprak altında, deniz dibinde, hayvan karnında v.s. şekillerde gerçekleşebilir. Bu farklılık Kabir Ahkâmı’nı değiştirmez. Yürürlükten düşürmez.

Zira Kabir Hayatı, Ahiret Hayatı’nın bir bölümünü teşkil ettiğinden orada cereyan edecek kanunlar, dünya hayatında cari olan tabiî kanunlardan ayrıdır.

Kur’ân’ın açıklamasına göre insan benliği anlamına Nefis bedenden uyku halinde geçici, insan benliği ve rûh / can anlamında nefis ise ölüm halinde kalıcı olarak ayrılır.

اَللّٰهُ يَتَوَفَّى الْاَنْفُسَ ح۪ينَ مَوْتِهَا وَالَّت۪ي لَمْ تَمُتْ ف۪ي مَنَامِهَاۚ فَيُمْسِكُ الَّت۪ي قَضٰى عَلَيْهَا الْمَوْتَ وَيُرْسِلُ الْاُخْرٰٓى اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّىۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

“Allah, ölüm sırasında nefisleri (insan benliği ve canları) alır. Ölmemiş olanların nefislerini (insan benliğini) ise uykularında alır. Sonra haklarında ölüm kararı verdiklerini alıkoyar, diğer- lerini belirlenmiş bir süreye kadar salıvererek bedene döndürür. Hiç şüphesiz bunefisleri almada ve geri döndürmede düşünecek bir topluluk için dersler vardır.”15

– Doğrusunu Allah bilir- Kabir Hayatı, uyku ile bedenden geçici olarak ayrılan Nefs’in rüyada yaşadığı bedenle irtibatlı mutluluk veya ıstırabın benzerini, ölümle yerleştiği kabirde daha canlı olarak yaşamasıdır. Nitekim Kur’ân kabri Merkad / uyku-uyku yeri olarak niteler. Ancak bu uyku yaşadığımız uykudan farklı ve daha derin sevinçli ve acılıdır.

İnsanlar dünya hayatlarında Mü’min, Kâfir ve Münafık olarak yaşarlar ve bu şekilde de ölürler. Kur’ân bu gerçeği açıklamaktadır. Yukarıda değinildiği üzere Müminler “Tayyibîn” olarak Cennet’le müjdelenerek can verirken (Nahl 32), Münafıklar “nefislerinin zalimi olarak ve melekler tarafından darbelenerek” ölürler. (Nisa 97, Muhammed 27) Kâfirler de kendi kâfirliklerine tanık olarak ölümü tadarlar. (A’râf 37)

Peygamberimiz de Kurân çizgisinde insanların ölürken ve ölüm sonrasında inanç ve amel durumlarına göre mümin, münafık ve kâfir olarak ayrılacaklarını bildirmektedir. Örneğin O, kâfirler ve münafıkların kabirde, sorgulama sonrasında Sorgu Melekleri tarafından demirden bir topuzla dövüleceklerini açıklamaktadır.16 Müminlerle ilgili olarak da şöyle buyurmaktadır:

“Sizden biriniz öldüğü zaman (kabrinde) sabah-akşam ona varacağı yer gösterilir. Cennetliklerden ise Cennetliklerin yerlerin- den bir yer, Cehennemliklerden ise Cehennemliklerin yerlerinden bir yer gösterilir ve ona şöyle denir:

Kıyâmet günü uyandırılacağın ana kadar bulunacağın yer burasıdır / iletileceğin yer sana gösterilecektir.”17

Hiç şüphesiz Peygamberimizin yaptığı bu açıklama, Allah’ın Kitabı Kur’ân’a dayanmaktadır. Çünkü Kur’ân, Âl-i Firavun örneğinde inkârcıların sabah ve akşam âteş görüntüleriyle sarsılacaklarını bildirir:

“Sabah-akşam ateşe sunularak onlara Cehennem ateşi gös- terilir. Kıyâmet koptuğunda ise görevli Meleklere şöyle denir: Firâvun ve işbirlikçilerini en şiddetli azaba atıverin.”18

Kafirlerin ve Münafıkların uğrayacağı felakete pek tabii ki Müminler mârûz kalmayacaktır.

Ölümü il birlikte Tayyibînden olarak alacağı Cennet müjdesiyle kabir hayatı başlayacak olan mü’min kişiye Melekler tarafından, Cennet’ten bir kesite baktırılarak şöyle denir:

{“- Sen dünyada samimi bir îmanla yaşadın. Bu îman üzerinde öldün. İnşaallah bu îman ile ba’s edilecek; kabir uykusundan kaldırılacaksın.”

Allah seni Kıyâmet günü şu Merkad’inden ba’s edinceye / uykundan uyandırıncaya kadar rahat uyu; ailesinin en sevdiği ferdi tarafından uyandırılacak gelin -güvey gibi uykuya yatarak huzurla uyu.”}19

Bu bildiri ve açıklamalar Can / Rûh merkezli olarak yaşanacak Kabir hayatının, mutluluk veya istırap yüklü rüyalar gibi düzenli, fakat fasılalı olacağını kanıtlar.

Kabir hayatı göğün yarılacağı, güneşin dürüleceği, yıldızların döküleceği ve dağların yürütüleceği Kıyâmet Günü’ne kadar devam edecektir. Ansızın başlayacak Kıyâmet’in ne kadar süreceğini yalnızca Allah bilir. Kıyâmet sonrasında mahiyetini bilmediğimiz Sûr’a ikinci üfürülüşle birlikte yeryüzü Allah’ın nûruyla aydınlatılacaktır. Böylece herkesin derdinin kendisine yeter-artar olacağı Büyük Sorgulama başlayacaktır.20

Kıyâmet, Cennet ve Cehennem gibi Kabir Hayatı da akıl ve duyu organlarıyla kavranılamaz. Biz onu ancak Peygamberimizin vasıfladığı gibi niteleriz:

“Kabir ya Cennet bahçelerinden bir bahçe veya Cehennem çukurlarından bir çukurdur.”21

Biz, Peygamberimizin “Kabir azabından Allah’a sığınınız.” şeklindeki uyarıları doğrultusunda ölüm sarhoşluğu ve kabir sorgusu yanı sıra kendine özgü şartlar içinde gerçekleşecek olan kabir aza- bından da Allah’a sığınırız.22

Kabir Hayatı, Kıyâmet ile birlikte sona erecektir.

(Devam Edecek)

ALİ RIZA DEMİRCAN

MİRATHABER.COM -YOUTUBE-

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ

DİP NOTLAR

4-Müsned 4 / Bu hadîsi doğrulayan âyetler için bak. Rûm 50; Fussılet 39.

5-Tin 5; Hûd 7; Zâriyat

6-Mülk

7-İnfitar 10-12; Câsiye 29; Kehf 49; İsra 19; Kamer 52-53.

8-Buhârî İsti’zan 41; Müslim Zikr

9-Buhârî Rikak 42; Müslim Cenaiz- Trafik kazaları ölümleri gibi ansızın gelen ölümler, kulluk çizgisi üzerinde olanlar için mutluluk sebebi, Allah ve Âhiret yokmuş gibi yaşayanlar için ise îman ve tövbe imkânı yitirilmiş olacağından felâket ve hüzün sebebidir. Bak. Müsned 6 / 136.

10-Enfâl 50; Muhammed 27-28. Ayrıca En’âm 93

11-Buhârî, İsti’zan 41; Müslim, Zikr

12-Kabir Hayatı akıl ve bilim yoluyla bilinemez Ğayb’dır. Varlığı elbetteki kesin Kur’ân ve Kur’ân ile ortüşen Sünnet delillerine dayanmalıdır. Biz sunduğumuz Kur’ân ve Sünnet delillerini yeter bulmaktayız.

Burada bir daha vurgulayalım: Kabir Hayatı, -Doğrusunu Allah bilir, – nefsin (insan benliği ve rûhun) uykuya daldığında bedenden geçici olarak ayrılmasıyla görebildiği mutluluk ve elem verici rüyaların benzerlerini, ölümü tattığında bir daha dönmemek üzere bedenden ayrılmasıyla birlikte daha canlı, derin ve etkili bir şekilde yaşamasıdır.

Kur’ân’ın dünyada verileceğini bildirdiği ve Peygamberimizin de Güzel Rüya olarak açıkladığı Büşrâ henüz dünyada iken -bir tür kabir hali olan- uyku halinde verildiğine göre, daha büyük bir benzerinin kabirde verileceğini kabul edebiliriz. (bak. Yûnus 64: Tirmizî Rüya 3)

Burada bilvesîle ifade edelim. Biz samimi ilmî çalışmaları sonucu sunulan delilleri yeterli bulmayarak Kabir hayatını / azabını kabul etmeyen mümin kardeşlerimizi aslâ Hak’dan sapmış olmakla nitelemiyoruz. Konu üzerinde sürekli olarak çalışmamızı sağladıkları için de kendilerine duâ ediyoruz.

13-Yeyüzünün bütün topluluklarına Peygamber gönderildiği ve onlar tarafından açıklandığı için olacak, birbirine çok uzak coğrafi bölgelerde yaşayan milletlerin hayatında kabir hayatına ilişkin inançlar bulunmaktadır. (Mehmet Okuyan, Kabir Azabı Var mı? 39-59)

Kabir inancı Tevrat ve İncîl’de de yer almaktadır. (Bak Yaratılış 25 / 8, Luka 16 / 22)

14-Biz Kur’ânî anlayışımız çizgisinde Nefsi insan benliği ve beden – can bütünlüğü anlamında kullandığımız gibi örneğin Zümer 42 çizgisinde uyku hâlinde yalnızca teveffi edilen insan benliği mânasında da kullanıyoruz. Bilindiği gibi uyku ve ölüm halinde nefisler teveffi edilirken / alınırken bedenler varlığını korumaktadır.

Rûh kelimesini ise Kur’ân’da kullanıldığı üzere (İsra 85) Vahiy anlamında değil, Türkçemize yerleştiği gibi can mânasında kullanıyoruz.

15-Zümer, 42

16-Tecrîd-i Sarîh Ter. H. 658

17-İ. Mace Zühd 32, Hn. 4270. Tirmizi, Cenaiz 70, Hn. 1072, Müslim, Cennet 17, Hn. 2866 Ölüm melekleri ile sorgu meleklerinin aynı olabileceğine ilişkin olarak (48) numaralı dipnotumuza bakınız.

18-Mü’min, 46

19-İ. Mace, Zühd 32, Tirmizî, Cenaiz 71

Bu hadîsler, ileride açıklanacağı gibi Kabri Merkad kelimesi ile uyku, uyku yeri ve uyku zamanı olarak niteleyen Kurân ile örtüşmektedir. bak. Yâsîn 52.

20-Muhammed, 18; Zümer, 68-69; Abese, 37

21-Tirmizî, Kıyâmet 26

Kabri, Cennet bahçelerinden bir bahçe olarak niteleyen bu hadîs, yukarıda anlamı verilen Nahl sûresinin 32. âyetinin ve de Yâsîn sûresinin 26. âyetinin açıklaması gibidir. Bu âyetlerde, Cennet’in bütünü zikredilmiş, fakat bu hadîste bütünü değil cüzü murat edilmiştir.

22- Buhârî, Cihad 25; Nesâî, İstiaze 5, Sehv 64; Müslim, Mesacid 130-134. Ayrıca bk. Müslim, Hn. 2866

ETİKETLER: Manşet
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.