islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
33,0881
EURO
36,0142
ALTIN
2.604,42
BIST
11.159,29
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
33°C
İstanbul
33°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Açık
34°C
Perşembe Açık
33°C
Cuma Az Bulutlu
33°C
Cumartesi Az Bulutlu
31°C

Yaratılış yüceliği yetmez, İslâm da gereklidir II

Yaratılış yüceliği yetmez, İslâm da gereklidir II

Dün yayınlanan yazımıza bugün devam ediyoruz.

İnsan Bu Gün Hak Dediğine Yarın Batıl Diyebilir

Bir önemli nokta daha var. İnsan bugün haktır dediğine yarın batıl diyebilir. Bugün güzel dediğine yarın çirkin diyebilir. Çünkü insan aklı/kalbi iç ve dış etkenlerin altında devamlı değişime ve değişikliğe uğrayabilir. Ama İslâm bunu engeller. Dünyanın neresinde olunursa olunsun, nereye gidilirse gidilsin İslâm’ın iman esasları, değer yargıları, emirleri ve yasakları değişmez nitelikli olup aynıdır. Dolayısıyla İslâm’da güzelliklerin, çirkinliklerin, hakkın, batılların, kaybın, kazancın, güvenin, üstünlüğün aşağılığın tanımları, kuralları, ölçüleri bellidir.

İnsan – İslâm örtüşmesine işaret eden âyet

Sevgili kardeşlerim burada Rum sûresinin 30. âyetini hatırlatmak sterim. Bu âyette “Allah’ı birleyerek varlığını dine/İslâm’a, Allah’ın insanı üzerinde yarattığı fıtrat/yaratılış düzenine yönlendir,” buyrulur.

 Yaratılış düzeni olan Fıtrat ile İslâm örtüşür. Bu sebeple İslâm’ın güzel bulduğunu yozlaştırılmamış insan doğasının çirkin görmesi mümkün değildir. Ama bunun için Fıtrat’ı yozlaşmaması lazım. İslâm’ın da Kur’ân’a göre bilinmesi, kavranması lazımdır. Fıtrata yönelirsek kapı İslâm’a açılır. İslâm’a yönelirsek kapı insan doğasının keşfettiği güzelliklere erilir.

Ateist, deist ve Müslüman bakış farkı

Sevgili kardeşlerim Allah’a inanmayan ateist ile Allah’a inanan ama vahye, peygamberlik kurumuna, ahiret hayatına ve bu hayatın sorgulamasına, Cennet ve Cehennem inanmayan deistle Müslümanı birlikte ele alalım.

Mesela ateist de, deist de, Müslüman da eşcinselliğe “hayır” der. Fark nerede? Ateist ve deist fıtrat çizgisinde bakarak hayır der. Müslüman ise hem fıtrat ve hem de İslâm İslâm penceresinden bakarak hayır, der.

Yirmi yıl kadar önce Hulki Cevizoğlu’nun ATV’de eşcinsellikle ilgili bir programına katıldım. Katılımcı genç, “ben eşcinselim böyle yaratıldım” deyince ona şöyle dedim:

“Oğlum eşcinsel olarak yaratılsaydın Allah İslâm ile eşcinselliği yasaklamazdı. Allah’a inanıyorsan O, doğaya inanıyorsan doğa, sindirim aygıtının son halkasını, cinsel tatmin için değil, idrar ve dışkı boşaltı mı için yaratmıştır.”

İnancı ne olursa olsun fıtratı düzgün bilgili insan fıtrat düzeni ile örneğin işgalci ve sömürücü savaşa, uyuşturucuya, zalim faiz düzenine karşı çıkar, bir Müslüman olarak ben de karşı çıkarım ama ben fıtratla karşı çıkarken İslâmî inancımla da karşı çıkarım.

İslâm’ın devreye girmesi lazım. İslâm devreye girmezse ne olur biliyor musunuz? Allah’ın yarattığı fıtrat yani yaratılış düzeni çalışır çalışır çalışır ama iç ve dış etkenler, çıkarlar, propagandalar Allah’ın yarattığı bu fıtrat düzenini kilitleyebilir, mühürleyebilir. Bakarsınız savaşa hayır diyen adam kendi ülkesinin menfaati için evet diyebilir. Bugün doğal çevre korunmalıdır der ama yarın fabrika kurduğu zaman atıkları ile doğayı kirletir. Neden? Çünkü Fıtrat yetmez.

İslâm ise insanı uyarır, “aklını başına al, Allah’ın yarattığı bu fıtrat düzenini bozma” der.

Sevgili kardeşlerim, İslâm’la Fıtrat kardeştir, örtüşürler. Bazen insanın doğası insanı İslâm’a götürür. Bazen de İslâm insanın fıtratını tetikler erdemlerde zirveye taşır. Allah bunun örneklerini bize veriyor. Mesela

Beled Sûresi’nde fıtratın İslâm’a götürdüğüne dikkatlerimiz çekilmektedir:

“ Biz insana iki göz bir dil ve iki dudak vermedik mi?
Ona iki yolu
( doğru ve eğriyi ) gösterdik . Fakat o, sarp yokuşu aşamadı.
 O sarp yokuşu sana kim bildirebilir?
O, esir azat etmektir, Veya açlık gününde yakınlığı olan bir yetime ya da hiçbir şeyi olmayan yoksula yemek yedirmektir,
Sonra iman edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve birbirlerine merhamet etmeyi öğütleyenlerden olmaktır.
İşte bunlar Cennetlik olan sağdakilerdir.
 Ayetlerimizi inkâr edenler ise onlar da soldakilerdir,
Onların Cezaları, kapıları üzerlerine sımsıkı kapatılmış bir ateştir. “
(Beled 90/ 8-20)

Önce iman, sonra sabır ve merhamet tavsiyesi, sonra esir azadı, sosyal adalet için adımlar. Sıra böyle olmalı değil miydi? Burada öyle değil, esiri azat, yedirme içirme yoksulu barındırma, sonra da iman edenlerden olma… Anlatması zor ama bir örnekle açıklayalım:

Bir kişi Peygamberimize gelir ve şöyle der:

“Ya Resulallah! Ben İslam öncesinde, siz peygamber olarak görevlendirilmeden önce ben esirleri, köleleri toplar özgürleştirirdim. İşsizlere, yetimlere, dullara yardımlar ederdim. Bunların bana bir faydası oldu mu, olacak mı?“

Peygamberimiz şöyle cevap verdiler:

“Yaptığın bu erdemli işler sebebiyle Allah seni İslâm’a yönlendirdi.”

İşte böyle fıtratın sesini dinlersek fıtrat bizi Yaratan’a götürür. Yaratana ve onun düzeni İslâm’a teslim olursak, o da hayatımızda iman devrim, yapar. Bakarsın alkolik adam alkollü içkilerle mücadele ediyor. Sömürücü insanlar, yardıma yönelen bir şahsiyete dönüşmüş. Yani Fıtrat İslâm’a götürür, İslâm da fıtratı geliştirir. Fıtrat İslâm’la birleştiği zaman dünyamız istikrar, huzur bulur. Âhiretimiz de Cennet olur.

Fıtrat yani yaratılış düzeni bütünüyle ölmez. İçinde amperi düşük de olsa bir ışık barındırabilir. İslâm’a yönelebilir.

Hulâsa: inançları ve renkleri kültürleri ne olursa olsun insanlar pek çok insani değeri kavrar. Ama bu kavrama bir yere kadardır. İç ve dış etkiler insan doğasında var olan fıtrat değerlerini alt üst edebilir. Bunun içindir ki Alla Hazreti Âdem ile birlikte İslam dinini de hayat düzeni kılmıştır. İslam dini ile Fıtrat örtüşür kaynaşır. İkisi kaynaştığı zaman insanın dünyası da ahirette de mesut olur. Bugün insanlık İslâm’dan yoksun olduğu gibi fıtratını da koruyamıyor.

Peki gidilecek yol nedir? Bir kişi geliyor ve şöylece ricada bulunuyor:

“Ya Resulallah, bana öyle bir öğüt ver ki senden sonra bir başkasından öğüt istemeyeyim.”

Peygamberimiz de şöyle buyuruyor:

“Allah’a inandım de sonra da dosdoğru ol.”

Böylece fıtrat ve İslam çizgisinde yaşanırsa ne olur? Rabbimizi dinleyelim:

“Rabbimiz Allah’tır deyip de sonra fıtrat ve İslam çizgisinde dosdoğru olarak yaşamaya çalışanlara korku yok. Onlar üzülmeyeceklerdir de. Çünkü yaptıkları güzel işlere karşılık içinde ebediyen kalacakları cennetler onlarındır. ” (Ahkaf, 46/13-14)

Yüce Rabbim cümlemize sevdiği ve razı olduğu kulları cümlesine ilhak buyursun, dünyamız ve ahiretimiz mesut olsun, benim aziz ve güzel kardeşlerim.

Ali Rıza Demircan

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.