Venezuela’da devlet başkanı ve eşinin ABD ordusu tarafından kaçırılmasından sonra artık yeni bir dünya düzenine geçildiğini söylüyor herkes. Yanlış. Aslında İsrail’in Gazze soykırımı ve ardından 6 ülkeye saldırmasıyla başlayan ‘Yeni Dünya Düzeni’nin devam filmini izledik Venezüella’da.

Uzun süren bir mayalanma döneminin sonunda artık sahada uygulanmaya başlanan, tüm dengeleri, kuralları, ahlaki değerleri alt üst eden kaotik bir düzenin uygulanmasıdır yaşadığımız olaylar. O nedenle Venezüela’yı bir başlangıç olarak değil, devam eden sürecin bir parçası olarak okumalıyız.

Devam eden süreç diyorum çünkü sonra hangi ülkelere müdahale edileceğini, hangi ülkelerin işgal edileceğini, hangi rejimlerin değiştirileceğini Trump bizzat anlattı (Küba, Kolombiya, İran, Grönland).

Venezüela saldırısı Yeni Dünya Düzeni’nin kurallarının biraz daha netleşmesini ve dünyanın yeni kuralları daha iyi anlamasını sağladı sadece.

Belirsizlik ve kaos üzerine inşa edilen bu düzenin nasıl sonuçları olacağını henüz tam kestiremiyoruz. Yaşayarak göreceğiz.

Netleşen bazı kuralları sıralayayım sizlere:

  1. Demokrasi sadece seçkinler için vardır.
    Zayıfların, fakirlerin, etnik ve dini kökeni farklı olanların oy kullanabildiği bir sistem olamaz, demokrasi bunlar için artık yoktur. Zeki, sağlıklı, güçlü, zengin, tercihen beyaz seçkin insanlar için demokrasi yeniden tanımlanmıştır.
  2. Uluslararası hukuk artık yoktur.
    İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ülkeler bir arada daha iyi yaşasın diye belirlenen uluslararası kuralların işlevsiz olduğu anlaşılmıştır, bundan böyle hükümsüzdür. Dünya hiçbir kuralın ve hukukun olmadığı bir döneme girmiştir.
  3. Güçlü olan kuralları ve hukuku belirler.
    Uluslararası hukuk ortadan kalkınca güçlü olanların belirlediği kurallar ve hukuk geçerli olmuştur. Kimin suçlu kimin suçsuz, neyin doğru, neyin yanlış olduğuna ordusu, ekonomisi, teknolojisi güçlü olanlar karar verir. Bu kurallar ve hukuk; ülkeden ülkeye, kişiden kişiye değişebilir, zaman içinde farklılaşabilir.
  4. Zayıfların ve fakirlerin yaşam hakkı elinden alınmıştır.
    Dünyanın doğal kaynakları ve rezervleri kısıtlı hale geldiğinden zayıfların ve fakirlerin yaşam hakları ellerinden alınmıştır. Güçlü, sağlıklı, zeki ve zengin olanlar daha iyi bir dünya inşa edeceğinden zayıf olanların hakları onlara devredilmiştir.
  5. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi tarih olmuştur.
    İnsanların doğuştan sahip oldukları haklar ortadan kalkmıştır. Yaşam, güvenlik, beslenme ve barınma hakları herkes için eşit değildir, herkesin elde edeceği haklar değildir artık.
  6. Birleşmiş Milletler gibi kurumlar hükümsüzdür.
    Geçen yüzyıla ait kurumlar misyonunu tamamlamış ve işlevsiz hale gelmiştir. Birleşmiş Milletler, Lahey Adalet Divanı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gibi kurumlar artık hükümsüzdür ve tarih olmuşlardır. Yerine yeni kurumlar kurulmayacaktır.
  7. Diplomasinin, medeni ilişkilerin, ahlaki değerlerin şekli değişmiştir.
    Aşırı nezaket, saygı, kibarlık içeren diplomasi kuralları zayıflığı temsil ettiği için kaldırılmıştır. Medeni ilişkilerdeki benzer nezaket ve saygınlık gereksiz görüldüğünden artık geçersizdir. Ahlaki değerler gibi muğlak kurallar anlamsızdır. Kaba, sert, hoyrat hatta küfürlü diplomasi iletişim biçimi bir güç göstergesi olduğundan geçerli kural haline gelmiştir.
  8. Hakikat kaybolmuştur, gerçek kişiye göre değişkendir.
    “Hakikat nedir?” sorusu artık sorulamaz zira hakikat ortadan kalkmıştır. Hakikatin peşinde koşmak suçtur. Bir şeyin “gerçeği” kişiye göre değişebilir, bu değişkenliğin yönünü ve şeklini güçlü olanlar belirler.
  9. Egemen devletler yoktur, bağımlı devletler vardır.
    “Bağımsız Devlet, Egemen Devlet” kavramı sadece güçlü ve büyük devletler için geçerlidir. Nükleer silahları olmayan orta ve küçük devletlerin bağımsızlığı ve egemenliği olamaz, başka bir devletin hegemonyasına girmek zorundadır. İtiraz edenlerin rejimleri değiştirilir.
  10. “Teknokrallıklar” kurulmuştur ve dokunulmazdır.
    Orta çağ derebeyliklerinin ve krallıklarının yerine onlardan daha güçlü ve etkin “teknokrallıklar” kurulmuştur. Sınırları yoktur, vatandaşları evrenseldir, kimlik ve pasaportları her yerde geçerlidir. Bu krallık herkesin tüm mahrem bilgilerini toplar, işler, kaydeder ve satar, dokunulmazdır. Teknokrallıkların ihtiyaç duyduğu değerli mineraller ve madenler kimde olursa olsun krallığa vermek zorundadır. Teknokrallıkları sınırlamak savaş nedenidir.
  11. Yeni Dünya Düzeni kaos ve düzensizlik üzerine kurulmuştur, değiştirilemez.
Kemal Öztürk

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube