islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,7110
EURO
55,1602
ALTIN
6.684,84
BIST
13.811,60
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
30°C
İstanbul
30°C
Parçalı Bulutlu
Salı Az Bulutlu
29°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
30°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
30°C
Cuma Parçalı Bulutlu
29°C

KUR’AN’DA ERZELİ’L-ʽUMUR VE YAŞLILIK

KUR’AN’DA ERZELİ’L-ʽUMUR VE YAŞLILIK
A+
A-

KUR’AN’DA ERZELİ’L-ʽUMUR VE YAŞLILIK

Sizi yoktan var eden ve zamanı geldiğinde öldürecek olan Allah’tır. İçinizden bazıları genç yaşta hayata gözlerini yumarken, kimileriniz de bildiği şeyleri dahi bilemez hâle geleceği ömrünün  Erzeli’l -‘umur o en düşkün ve perişan çağına kadar yaşatılır. Şüphesiz Allah, sonsuz ilim ve kudret sahibidir.” (Nahl 70)

Yaşlılık insan ömrünün en son ama en dikkat edilmesi gereken dönemlerden biri olması yönüyle önemli bir sürece işaret etmektedir.

Bu önemine binaen yaşlılık Kur’an’da birçok âyette ele alınan bir konudur. Kur’an’da yaşlılık ile ilgili belli başlı kavramlar erzeli’l-ʽumur, şeyḫ, şeyb, ʽacûz ve kiberdir.

Bu tabirlerin her biri ilgili kısımlarda da geçtiği üzere belli anlam alanlarını içermekte ve Kur’an’ın bütünlüğü çerçevesinde bir yaşlılık resmi ortaya çıkarmaktadır. Bu bağlamda Kur’an’da öncelikle yaşlanmanın insan hayatının bir parçası olduğu vurgulanmakta ve insanın eğer ömrü yeterse bu dönemden geçeceğine işaret edilmektedir. Bir başka ifadeyle Kur’an’da yaşlılık kaçınılması mümkün olmayan bir realite olarak takdim edilmektedir.

Âyetlerde bu dönemin açıkça belirtilmesi insanın bu gerçeği kabul etmesine ve ona hazırlanmasına yönelik bir işlemdir. 

Kur’an’da yaşlıların karşılaşacağı bazı problemlere de değinilmektedir. Daha önce de üzerinde durduğumuz bu sorunlar yaşlı insanın tecrübe edeceği hususlardan sadece bir kısmını ortaya koymaktadır. Günümüzde yaşlılar ile ilgilenen çeşitli bilim dallarının ulaştığı bilgiler bu sorunların Kur’an’da değinilenlerden çok daha fazla olduğunu göstermektedir.

İlahi bir kitap olan Kur’an’dan bir bilim kitabının ele aldığı gibi olgulara yaklaşması beklenemez ve bu onun gönderiliş amacına da uymaz. Kur’an’da insanlara verilen mesajlar zaman zaman canlı sunumlar ve tasvirlerle pekiştirilmekte olup yaşlılık konusunun açıklanmasında da bu yöntem insan yaşamının en zorlu sürecini vurgulamak için kullanılmaktadır.

ERZELİ’L-ʽUMUR

Erzeli’l-ʽumur bilimsel veriler ışığında değerlendirildiğinde bazı yaşlıların bunama/şuur kaybı gibi zihinsel anlamda sıkıntılar yaşayacağı bir hastalık dönemi olarak karşımıza çıkmaktadır.  Bunu tecrübe edecek yaşlılar olacağı gibi etkilenmeyenler de olacaktır.

Kur’an’da geçen yaşlılık ile ilgili tüm tabirler de yaşlanmanın doğrudan tamamen bunamayı getirdiği sonucuna götürmemektedir. Özellikle erẕeli’l-ʽumur lafzının geçtiği her iki âyette (en-Nahl 16/70, el-Hac 22/5) sizden bazısı anlamına gelen  ْ ﻣِ ﻧْﻛُم  ifadesi yaşlılıkta bunamanın bazı kişileri etkilemekle beraber bir kısmını içine almadığını anlatmaktadır. Dolayısıyla erẕeli’l-ʽumur her yaşlıyı değil ama bir kısmını etkileyen yaşam dönemlerinden biridir.

Kur’an’da yaşlılar ile ilgili farklı kavramların kullanılması da yaşlanma sürecinin değişik etkilere yol açan çeşitli yönlerine dikkat çekmektedir. Eğer yaşlılık, bunama ile eşdeğer olsaydı Kur’an’da geçen şeyḫ ve kiber kelimelerinin anlamına ters düşen bir problematiği beraberinde getirmiş olurdu. Çünkü şeyḫ ve kiber yaşlanmayla birlikte edinilebilecek bilgeliği, tecrübe birikimini ve saygınlığı çok bariz bir şekilde vurgularken diğer taraftan bunamanın yaşlılığa eşitlenmesi bir çelişkiyi önümüze getirirdi. Oysaki bizce Kur’an’da yaşlanmadan bahsedilmesinin ikinci önemli sebebi yaşlı insanın taşıdığı değere ve ona gösterilmesi gereken itibara işaret etmektir. Aslında Kur’an’da seçilen kelimelerde bunu görmek zor değildir.

Arapçada bunama ve akli melekeyi yitirme anlamına gelen ḫaraf/ﺧرف kelimesinin Kur’an’da hiç kullanılmaması da yaşlıya bakışı gösteren bir zarif boyuttur. Yaşlılar Kur’an’da bildirilen çağa/erzeli’l-ʽumura ulaştıklarında çocukları yahut yakınları yaşlının zafiyetlerinin farkında olacakları için onlara nasıl yaklaşmaları gerektiği önceden Kur’an’da bildirilmektedir.

Kur’an’da anne ve babaya yaşlandıklarında merhametli ve söz ile bile kırmamak (el-İsrâ 17/23-24) üzere kurulan ve bir emir olarak ifade edilen şefkat atmosferinin işaret ettiği gerçeklerden biri budur. Ayrıca yaşlıların psikolojik ve sosyal açıdan tek başlarına bırakılmayacak kadar değerli oldukları da Kur’an’da altı çizilen konulardandır. Zira Kur’an’a göre yaşlılar sevgi ve değere layık bireylerdir. Dolayısıyla Kur’an’da gerek erzeli’l-ʽumurla karşılaşacak olsun gerekse bu dönemle karşılaşmayacak olsun yaşlılara sevgi, saygı ve hürmet gösterip onlarla birlikte bir hayat sürdürülmesi öngörülmektedir.

İşte bu yüzden insana yaşlılarına sahip çıkıp onlara maddî-manevî hak ettikleri değeri verme yükümlülüğünde olduğu ve bu dönemin özelliğini dikkate alarak hareket etmesi hatırlatılmaktadır.

“Ey insanlar! Eğer ölümden sonra yeniden diriliş konusunda herhangi bir şüpheniz varsa, kendi yaratılışınıza bir bakın:

Hiç kuşkusuz biz sizi ilkönce atanız Âdem’de olduğu gibi topraktan yarattık. Vücudunuzu meydana getiren temel elementleri de aynı şekilde topraktaki minerallerden meydana getirdik. Daha sonra bu mineralleri babanızın vücudunda birçok kimyasal işlemlerden geçirerek sperm denilen nutfeyi yarattık. Böylece bu nutfede bulunan yüz milyonlarca spermden  bir tanesini annenizin yumurtasıyla birleştirip dölleyerek ilk hücrenizi oluşturduk. Daha sonra bu hücreyi ikiye, dörde, sekize, on altıya… bölüp çoğaltarak alaka denilen embriyoyu yarattık. Rahim kanalından girerek rahmin arka duvarına sülük gibi yapışıp orada asılı duranbu kan pıhtısı görünümündeki alakadan, birkaç santim boyundaki et parçasını yarattık. Bundan sonra da, temel unsurları bakımından yaratılışı kısmen tamamlanmış, fakat bütün organlarıyla henüz tamamlanmamış olan bu bir çiğnem et parçasından, cenin denilen minicik varlığı yarattık ve bu yaratılışı size böyle ayrıntılarıyla anlattık ki, Kur’an’ın ilâhî bir kelam olduğunu, hiçbir şüpheye meydan vermeyecek biçimde size açıkça gösterelim.

Bu ceninlerden sağlıklı bir şekilde doğmasını dilediklerimizi belirli bir vakte kadar rahimlerde tutar, zamanı gelince de sizi bir bebek olarak dünyaya getiririz. Sonra da ergenlik çağınıza erişinceye kadar sizi besleyip büyütürüz.

İçinizden bazıları daha genç yaşta hayata gözlerini yumar, kimileriniz de bildiği şeyleri dahi bilemez hâle geleceği, ömrünün en düşkün ve perişan çağına kadar yaşatılır. Dış dünyanızdaki yaratılış delillerine gelince:

Kış mevsiminin sonunda, yeryüzünü bitki örtüsü ölmüş, kupkuru bir hâlde görürsün. Fakat oraya bahar yağmurlarıyla birlikte su indirdiğimizde, düne kadar hayattan eser olmayan o yerde toprak birdenbire coşup harekete geçer, altındaki tohumların çatlamasıyla öbek öbek kabarır ve her güzel çiftten renk renk, çeşit çeşit ürünler yetiştirir.”

Sevgi Tütün

Kaynak: Sevgi Tütün, “Kur’an’da Erẕeli’l-ʽumur ve Yaşlılık Üzerine Bir Değerlendirme”, Cumhuriyet İlahiyat Dergisi 20/2 (01 Aralık 2016), 324-325.

Bu yazı, künyesi verilen makalenin sonuç bölümünden alınmıştır. Ayet mealleri Mirat Haber tarafından yerleştirilmiştir.

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.