islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,8573
EURO
52,8184
ALTIN
6.966,26
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
16°C
İstanbul
16°C
Az Bulutlu
Pazar Parçalı Bulutlu
17°C
Pazartesi Az Bulutlu
18°C
Salı Çok Bulutlu
19°C
Çarşamba Yağmurlu
13°C

YENİ SAVAŞIN ŞİFRESİ!: DÜĞME KİMİN ELİNDE?

YENİ SAVAŞIN ŞİFRESİ!: DÜĞME KİMİN ELİNDE?
A+
A-

‘‘YENİ SAVAŞIN ŞİFRESİ!: DÜĞME KİMİN ELİNDE?!’’

Artık savaşlar!; sadece, tankla, tüfekle…, cepheyle, göğüs göğüse mertlikle yapılmıyor! Zira artık savaşlar; görünmeyenle, sessiz olanla, düğmesine bastığında hayatı susturanla yapılıyor! Çağımızda artık gerçek savaş, kimin ne kadar silahı olduğuyla değil, o silahın kimin kumandasıyla çalıştığıyla belirleniyor. Ve gelinen nokta itibariyle bu çağda, atom bombasından! bile daha önemli bir silah, güç haline gelen ‘‘yazılım!’’, “milli yazılım!!!’’

İsrail’in, ABD ve İngiltere destekli olarak Katar’a yönelik gerçekleştirdiği son saldırı, bu gerçeği bir kez daha acı ve çıplak biçimde gözler önüne serdi. On milyarlarca dolar verilerek alınan silahlar, uçaklar, hava savunma sistemleri, düşmana, düşman uçaklarına karşı tek bir refleks bile göstermedi, gösteremedi! Çünkü o sistemler Katar’a ait değildi. Düğme başkasının elindeydi. Yazılım başkasına bağlıydı. Komuta başkasının ekranındaydı!
Ve sonuç ortada: Hiçbir füze, hiçbir radar, hiçbir savunma sistemi çalışmadı. Binlerce kilometre öteden gelen tehlike, adeta “görünmez” kılındı. Çünkü yazılım susturulmuştu. Dost görünen!, müttefik sanılan eller, düğmeye basmamış; aksine o düğmeyi Katar’ın elinden almıştı!

Bugünün savaş arenası artık görünmez! Cephelerle! dolu. Tankın, topun, tüfeğin… gücü tek bir satırlık kodla boşa çıkabiliyor. Uçaklar havalanamıyor, füzeler ateşlenemiyor, radarlar kör, sistemler sağır hale getirilebiliyor. Çünkü her şeyin kalbi yazılım!..
Artık ne kadar silahın olduğu değil, o silahların ne kadar “senin olduğu” önemli. Silahlar, donanım elinde olabilir, ama yazılım! başkasınınsa, senin elindeki sistem çöp değilse bile, başkasının kumandasındaki saatli bomba haline geliyor!
Düğmesi başkasının elinde olan senin elindeki silah, sana ait değildir. Ve bu gerçek, yalnızca askeri bir konu değil; bağımsızlığın, egemenliğin, caydırıcılığın da ta kendisi!
Bugünün dünyasında savaş, mertçe cephelerde değil; haince, sinsice, kalleşçe; ekranların arkasında, yazılım satırlarında, siber uzayın derinliklerinde yapılıyor. Kodlar mermiden, algoritmalar roketten daha tehlikeli hale geldi!

Ve İsrail… Katil, zalim, sapkın bir ideolojinin ürünü olan bu rejim; kendisinden başkasına yaşam hakkı tanımayan, kendini “seçilmiş ırk” olarak gören ve ABD ve Avrupa’yı da ipi elinde olan kukla gibi yöneten bir yapıya dönüştü. Kural tanımayan, hukuk tanımayan, insanlık tanımayan bir anlayışla dünyayı felakete sürüklüyor. Ve bu şeytani akıl durdurulmazsa, tümden bir insanlık geri dönüşü olmayan bir karanlığa felakete sürüklenecek…

Ve işte tam bu noktada, tüm bu kaotik, haydutça, kuralsız, ahlak dışı savaş düzenine karşı bir istisna, bir umut, bir direniş noktası olarak Türkiye var… Hamdolsun…
Özellikle son 20 yılda Türkiye, yerli, milli ve özgün savunma sanayiinde dünyanın en hızlı yol kat eden ülkesi oldu… SİHA’larımız, insansız hava ve deniz araçlarımız, yerli savaş uçaklarımız, radar sistemlerimiz, milli mühimmatlarımız ve en önemlisi bu sistemlerin tamamını çalıştıran YERLİ YAZILIMLARIMIZ ile biz artık kendi düğmemize! sahibiz.

Bugün yerli savunma sanayimizde % 80’leri aşan yerlilik oranı, sadece bir övünç değil; bir güvenlik garantisi, bir bağımsızlık belgesidir.
Bu toprakların binlerce yıllık devlet aklı, zaferlerle yoğrulmuş tarihi, derin diplomatik refleksi ve her şeyden önemlisi kendi kodunu! yazan bir milletin iradesi, bugün bizi bölgede ve dünyada söz söyleyebilen, oyun kurabilen, gerektiğinde oyun bozabilen bir güç haline getirdi…

İçerideki her türlü günlük, güncel problemlerimize! rağmen bu kutlu yürüyüş devam ediyor, devam edecek! hiç kimsenin şüphesi olmasın! Türkiye, bütün dünyayı kasıp kavuran, adeta esir almaya çalışan bu kaotik dijital savaş çağında da var olacak, asil necip milletiyle ayakta kalacak ve adaletin, mazlum milletlerin, coğrafyaların sesi olmaya devam edecektir!

Çünkü biz bu gün; atom bombasından daha önemli hale gelen bir sahada, yerli, milli bir misyonla ‘‘Kod’’ yazıyoruz! Yerli yazılımlarla bağımsızlık inşa ediyoruz!
Ve bunu yaparken, yalnız kendimizi değil, tüm bir insanlığı, mazlumları da koruyacak bir kalkana dönüşüyoruz!

Her şeyden önce, hepsinden önemli olanı! biz biliyoruz ki, dünyada, huzur, barış, adalet… isteniyorsa; her daim! “Hazır ol cenge, ister isen sulh-u salah!”

YAZARIMIZ ”EROL KAVUNCU’NUN”, DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

Erol KAVUNCU

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

ETİKETLER: ABD, İsrail, Savaş
Yorumlar
  1. Sadi ÖZGÜL dedi ki:

    Ayrıca yazarın eksik bıraktığı diğer önemli hususa gelelim;
    Bu operasyonun belkemiği olan dijital gözetim sistemlerinin artık yalnızca teknik altyapılar değil, ideolojik ve jeopolitik birer nüfuz aracı haline gelmiştir. Özellikle İsrail merkezli yazılım şirketlerinin, küresel ölçekte bireylerin mahremiyetine ve devletlerin veri egemenliğine yönelik tehdit oluşturmaktadır. Akıllı telefonlar üzerinden çalışan bu sistemler, yalnızca konum takibi değil, mikrofon ve kamera erişimi, mesaj analizleri ve davranışsal veri madenciliği gibi çok katmanlı izleme teknikleriyle bireyin dijital sınırlarını fiilen ortadan kaldırıyor. Bu teknolojilerin yalnızca ticari değil, askeri ve istihbarat amaçlarında da kullanıldığını; özellikle Ortadoğu ve Afrika gibi bölgelerde, veri üzerinden kurulan yeni bir dijital sömürgecilik biçimi oluşturmaktadır. Ayrıca, bu gözetim mimarisinin küresel medya ve teknoloji devleri tarafından normalleştirildiği, özellikle Türk kullanıcıların ise bu sistemlere gönüllü biçimde entegre olduklarını bilmekte fayda vardır. Sonuç olarak dijitalleşme, özgürlük değil, algoritmik tahakkümün yeni yüzü olarak yeniden tanımlanıyor.