Yeniden Özne Olabilmek

Sadece Müslüman coğrafya değil, dünyanın çok farklı yerinden insanlar da uzun zamandır küresel ölçekte devam eden zulümlerden nasibini almaya devam ediyor. Arakan’da Müslüman insanların öldüğünü duyuyoruz.. Filistin meselesi ise sürekli kanayan bir yara. Ortadoğu’ya baktığımız zaman, orada da uzun süredir devam eden istikrarsızlık kısa vadede duracak gibi görünmüyor. Dünyanın farklı yerinde insanlar da farklı sebeplerden ölmeye devam ediyor. Dolayısıyla mesele bir insanlık sorunu olarak düşünülmeli ve isimlendirilmelidir. Sorunu gayet basit bir şekilde ifade etmek istersek, dünyada bulunan bazı insanlar daha çok kazanmak ve tüketmek istiyorlar. Bunun gerçekleşebilmesi için de, dünyanın geri kalan insanlarının beslenememesi, fakir kalması ve daha çok çalışması gerekiyor. Bu sorun, aslında dünya kurulalıdan beri var. Fakat farklı dönemlerde farklı formlarda ve çatışma alanları üzerinde izleniyordu. Bugün ise kurumsallaşmasını tamamlamış ve yeni evrelerine doğru hareket halinde olan kapitalizm üzerinden bunu konuşuyoruz. Kapitalizm, bu anlamda bir yandan bitmiş, diğer yandan bitmemiş bir proje.

Bir yanan tamamlanmış, diğer yandan tamamlanmamış diyoruz; zira oldukça kurumsallaşmış haliyle kemale ermiş görünüyor. Öte yandan, sürekli kendisini yenilemesiyle, yeni evrelerin ne olduğunu sormaya başlıyorsunuz. Modernlik, postmodernlik, postmodern tüketim, tüketim toplumu, küreselleşme kapitalizmin işleyiş biçimindeki yeni evreleri gösteriyor bir anlamda. Kapitalizm, niçin bu kadar kuvvet buluyor diye sorduğumuzda, buna verilebilecek en basit cevap insan nefsi. Kapitalizm, farklı aşamalarında insanın nefsini kışkırtarak kendisini ilerletiyor. İnsanın ve toplumların “iyi”yi inşa edebilmesi, nefsine ve kötülüklere direnmesi ile mümkün olabilecek bir şey. Ancak nefsine hoş gelen şeylere fırsat tanıması için kendisini gündelik yaşamın alışkanlıkları ve piyasaya bırakması yeterlidir. Zaten piyasa da “sen düşünme ben senin yerine düşündüm; sen sadece denileni yap” diyerek kişiye geniş bir alan açıyor.

Şunu net bir şekilde ortaya koymak lazımdır ki, İslam düşüncesi içerisinden esaslı bir kapitalizm eleştirisi çıkmamıştır. Kapitalizm karşısında Müslümanların ikircikli bir tavrı söz konusudur. Bir yandan oldukça pragmatik ve popüler bir tarzda kapitalizm kötülenir, hatta Amerikan bayrakları yakılarak Amerika aleyhine sloganlar atılırken, diğer yandan gündelik hayatta kapitalizmin tüm gerekleri yerine getirilir. Tüketim doruklardadır; hatta varolan değersel ilişkiler bile kapitalist zihniyet çerçevesinde tekrar dönüşüme uğramıştır.

Tüm bunlar karşısında Müslüman söylemin, batılıların bizi aldattığı, sömürdüğü ve gelişmemize izin vermediği şeklindedir. Evet bunların hepsi doğrudur. Ama Batılıların bizi kalkındırmasını beklemek aşırı iyimserlik olmayacak mı? Yani ne bekliyordunuz? O zaman temel soru(n); kendi problemlerimizin farkına varmak, bunları nasıl çözeceğimizi tartışmak ve sürekli şikayet edalarını bırakarak tarihe bir özne olarak girmek.

Çözüm olarak sunduklarımızın bir kere toplumsal karşılıklarının olması gerekiyor. Meselâ, bilim ve tabiat alanında çalışmalara ve atılımlara ihtiyacımız var. Batı’nın yüzyıllardır bilim üzerine çalışmaları, hala onları üretim noktasında birinci kılmaya devam ediyor. Müslüman dünya, bu safhada daha çok tüketici olarak kalıyor. Herkesten daha fazla Müslümanların çalışmaya ihtiyacı var. Dünyaya realist bir gözle bakarsak, bunu daha rahat anlayabileceğiz.

Kurtuluş bir bütündür; yani birbirine bağlı unsurlardan oluşur. Bilimde güçlü olmak, sivil toplumun güçlendirilmesi, değerlerin yeniden inşası, üretim ve insanlık için çalışmak vb. bunların hepsi birbiriyle bağlantılıdır. Tıpkı dünya olarak kurtuluşun da “iyi”nin etrafında bütünleşmeyle gerçekleşeceği gibi.

Herkese hayırlı bayramlar…

Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi

Recent Posts

  • Gündem

Avrupa Sokaklarında Öfke: Siyonist Etki İhtimali Göz Ardı Edilebilir mi?

Avrupa Sokaklarında Öfke: Kendiliğinden mi, Yönlendirilen Bir Dalga mı? Avrupa'nın farklı ülkelerinde yükselen toplumsal tepkiler,…

6 saat ago
  • Gündem

“Bize Nasıl Kıydınız?”: İnanç, Vicdan ve Haksızlık Üzerine Bir Sinema Hafızası

“Bize Nasıl Kıydınız?”: İnanç, Vicdan ve Haksızlık Üzerine Bir Sinema Hafızası Emine Şenlikoğlu’nun eserinden sinemaya…

7 saat ago
  • Genel

Türkiye Mekke Anlaşması ile Neyi Hedefliyor?

Türkiye Mekke Anlaşması ile Neyi Hedefliyor? MAKALENİN SESLİ ANLATIMI Mekke Anlaşması'nı Türkiye'nin milli çıkarları açısından…

12 saat ago
  • Genel

Türkiye’nin Petrol Üretimi Arttı!

Türkiye’nin Petrol Üretiminde Güçlü Adım Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin enerji üretimine ilişkin sevindirici gelişmeleri…

15 saat ago
  • Genel

Libya’dan Yunanistan’a Eleştiri

Libya’dan Yunanistan’a Eleştiri: Hakkından Fazlasını İstiyor Libya Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Musa el-Koni, Yunanistan’ın deniz…

16 saat ago
  • Genel

İsrail’i Protesto Ederken Saldırıya Uğradı

Kemal Sağlam’dan Adalet Çağrısı: “Biz Adalet Arıyoruz!” Rize’de “Kahrolsun İsrail” sloganı attıktan sonra darbedilen Dr.…

17 saat ago