
“Allah her varlığın yaratıcısıdır. O her varlık üzerinde Vekil’dir; tek otoritedir ve her varlık onun gücü altında ve yönetimindedir, her varlığa yeterli yegane güzel vekildir.” (Zümer 62)
Hakkımızda cehennem olabilecek iki kaynağın Güneş ve Mağma tabakası arasındayız. Bize gelinceye kadar insanlık çoktan tahammül edilemeyecek sıcaklar sebebiyle yok olup gidebilirdi.
Bütün varlıkların yaratıcısı olan ve biz insanlara yeryüzünde hayat bahşeden Yüce Allah’ımız, tabiat varlıkları arasında mucizevi dengeler kurdu. Biz o dengelerin rahmet gölgesi altında yaşıyoruz. Açalım:
İslam’ın iman esasları çizgisinde oluşturduğumuz hayat görüşlerimiz ışığında bizim için yaratılmış ve bize hizmet sunacak şekilde halk edilmiş dost varlıklar içinde yaşıyoruz. Yani dağlar, denizler bitkiler hayvanlar, yıldızlar, ay ve güneş gibi Allah’ı bilen ve Onun iradesine tabi zikreden varlıklar ile birlikte yaşam sürüyoruz. Bütün dengelerin bozulacağı Kıyamet Günü’ne kadar ahengimiz devam edecek.
Bizimle bu tabiat varlıkları arasında müthiş bir birliktelik var. Tesadüflere yer yok. Rabbimizin kader programı hayatımıza egemen. Bu sebeple güven içindeyiz.
Rabbimize güvendiğimiz kadar onun koyduğu tabiat düzenine ve insana özgü olarak koyduğu İslam düzenine ide imanımız var.
Malum, bu günlerle sıcaklarla ama bilinçsizce yatıp kalkıyoruz. “Sıcaklık Değişimine Etki Eden Faktörler” için arama yaptığımızda karşımıza “Zaman, Enlem derecesi, Rakım, Eğim, Atmosfer, Toprak özellikleri, Bitki örtüsü, Kar örtüsü” gibi sebepler sıralanıyor.
Bu sebeplerin her birini, ilmi tespitler ölçüsünde kabul etmemize bir engel yoktur. Çünkü biz Tabiat varlıklarını ve bu varlıkların oluşturduğu tabiat/doğa olaylarını Rabbimizin halk ettiğine inanırız.
Biz her olayı Rabbimizin kudret, bilgi ve rahmet tezahür olarak görürüz.
Onun yarattığı her şey, sebep sonuç ilişkisi içinde Kendi Zatı gibi mükemmeldir.
Ama gel gör ki yukarıda işaret ettiğimiz doğal sebepleri okuduğumuzda ilim dilini göremiyoruz; gavur mu gavur tam bir ateist dilin kullanıldığını şahitlik ediyoruz.
İnsan aklı ve bilimi sebepsiz yani kendiliğinden yaratılış ve oluşumları kabul edebilir mi?
İslam’ın iman esasları çizgisinde varlıklara bakamadığımızda gördüğünüz her varlık karşısında tam bir yabancılık çekmeniz, kaygılar ve hatta korkular duymanız kaçınılmazdır.
Bir ateist için güneş ve ay dost varlıklar olabilir mi? Denizler ve içindeki balıklar ne anlam ifade edebilir?
Onlar, insan ile toprak ve binbir çeşit TOPRAK ürünleri arasında aptalca ‘tesadüf’ demenin ötesinde bir bağlantı kurabilir mi?
İmansızlık çekilir gibi değildir. Hele bir de Allah’a inanıldığı halde Allah ile insan ve tabiat varlıkları arasında bağlantı kuramamak var ya. Bu zavallılığa gökle yer ağlasa yeridir. Görelim:
“Her türlü batıl inançtan arınıp bir tek Allah’a yönelerek, hiç kimseyi ve hiçbir şeyi O’na ortak koşmaksızın Rabb’inize kulluk edin! Unutmayın ki, her kim Allah’a ortak koşarsa, tıpkı gökten aşağılara düşerken dev bir yırtıcı kuş tarafından kapılıveren ya da şiddetli bir rüzgâr tarafından derin uçurumlara savrulup paramparça olan kimse gibi perişan ve zavallı bir duruma düşmüş olur.” (Hac 31)
ALİ RIZA DEMİRCAN
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-
YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ