islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,2207
EURO
50,5377
ALTIN
7.136,03
BIST
13.092,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
10°C
İstanbul
10°C
Çok Bulutlu
Pazartesi Hafif Yağmurlu
12°C
Salı Az Bulutlu
12°C
Çarşamba Çok Bulutlu
10°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
10°C

YORUMLARI İÇİN AYŞEGÜL ÜNAL’A TEŞEKÜRLER

YORUMLARI İÇİN AYŞEGÜL ÜNAL’A TEŞEKÜRLER
A+
A-

Yazarımız Celal Kırca Hocamızın sitemizde yayınlanan yazılarına aynı güzellikte yorumlar yapan Ayşegül hanımefendiye şükranlarımızı sunuyoruz. Onun hocamızın son üç yazısına yaptığı yorumları bir arada takdim ediyoruz.

 ***

Ayşegül Ünal

21/08/2025, 14:26

Kıymetli Hocam,

Geniş bir perspektiften sunduğunuz, Müslümanlığın başlangıçtan bugüne geçirdiği aşamalar , bugün yaşadığımız Müslümanlığın durumu ve geleceği ile ilgili kaygılarınız, gösterdiğiniz çözümleriniz, konuya ilişkin önemli bilgiler edinmemizi sağladı.Ben de düşündüm ve kaygılandım. Bu arada Prof Ali Köse’nin “ Dinin Geleceği “ isimli eserini okudum ve kaygım biraz daha arttı. Fakat Batı toplumunun da içine düştüğü durumun ve geleceğinin pek parlak görünmediği bilgisinden hareketle Müslümanlığın geleceğiyle ilgili umut verici alternatif çözümler üretebiliriz, diye düşündüm.

Batı’nın ve gelişmiş ülkelerin en önemli problemlerinden birisi aile kurumunun yıpranmasıyla ilintili olarak nüfusunun giderek azalması, yaşlı ve yalnız insanlar toplumu olarak görünmesidir.Bireyin mutluluğu ve hedonizm yaşamda esas gaye olunca insanlar yalnızlaşıyor.Yalnızlık insan tabiatına uygun bir yaşam değildir,çünkü Dünya Sağlık Örgütüne göre insan; biyolojik, psikolojik, sosyolojik ve manevi ihtiyaçları olan varlıktır.
Modern hayat, insanların psikolojik, sosyolojik manevi ihtiyaçlarına karşılık veremiyor. Küresel düzenin, nefsinin köleleri olan sürü insanı üretiyor.

Oysa insan beşer olmaktan öte bir gelişim göstermek için hayatına anlam veren, yön veren tutunabileceği yüksek bir idealin ya da inancın varlığına muhtaçtır. insanın bu önemli ihtiyacının karşılaması noktasında İslam’ı bir çözüm olarak sunabiliriz. Ancak tebliğ metodunu çağın anladığı dile göre güncellemiz gerekir diye düşünüyorum . Hocamız da din dilinin ve üslubunun yenilenmesini, dini kuralların ve değerlerin nasıllığını öğrenmeden önce niçinlerinin öğretilmesini tavsiye ediyor.İslam’ı Batı düşünce sistemlerine ve çağa hitap eden evrensel bir içerikle tanıtabilmemiz için mevcut bilgilerden hareketle yeni bilgilere ulaşılmasının gereği üzerinde duruyor.
Celal hocamızın kıymetli tavsiyelerine ilaveten ben de sanatla , gönüllere ulaşmanın çok etkili ve kestirme bir yol olduğunu düşünüyorum.
Hocamıza inanç ve bilgi dünyamıza kattığı her şey için teşekkürler… selamlar saygılar…

***

Ayşegül Ünal

14/08/2025, 11:20

Islamiyet aslında kişinin ve toplumun huzur ve barış içerisinde yaşamasını hedefleyen bir din. İslam kelimesinin kökünde huzur ve barış anlamları var. Birden barıştı, huzura erişti anlamını da taşıyor.Kur’an-ı Kerim’deki emirler kişinin ve toplumun huzur ve barış içerisinde yaşamasını düzenlemek amacına yöneliktir.Su-i zandan çokça kaçınıp hüsn-ü zan üzere olmayı tercih etmemizi buyuran Rabbimiz bir anlamda düşüncelerimizi doğru yönetebilmemizin ilkelerini de veriyor . Düşüncelerimiz, duygu ve eylemlerimizi etkiler; eylemlerimiz de duygu ve düşüncelerimizi etkiler. Dolayısıyla zihnimizi,gönlümüzü neyle meşgul ettiğimize dikkat etmemiz gerekiyor.

“İnsan düşünceden ibarettir, gerisi kemik ve ettir.“diyen Mevlana’nın dizelerinden nasıl bir insan olduğumuzun hakikatini düşüncelerimizin belirlediğini anlayabiliriz.Güzel düşünceli insanlar hem kendileri mutlu olur hemde çevresini mutlu eder.İnsanların arasını bozan, fesat düşünceli insanlarsa başkalarını huzursuz etmekten mutluluk devşirirler.

Dinimiz toplumu fesada veren düşüncelerin önünü almak için kesin bilgimiz olmadığı durumlarda su-i zanna dayanarak hüküm vermemizi yasaklıyor. Bu öyle bir kesinlik ki elimizde % 90’a varan delil olsa bile, İzmirli İsmail Hakkı Bey’e göre ,“zann-ı galiple” hükmetmiş oluyoruz.Konuyla ilgili örneği “ ifk” hadisesi sonrası inen ayette görüyoruz.Rabbimiz, inananların hüsn-ü zan beslemeleri gerekirken iftiranın peşine düşmelerini kınıyor ve dört şahit getiremiyorsanız yalancısınız, diyor. Buradan İddia sahibinin iddiasını ispatlayacak delili olmadan sözlerine itibar edilemeyeceğini anlıyoruz.

Celal hocamızın yazısından edindiğimiz bilgiye göre, Allah , nübüvvet ve kesin delillere karşı olan su-i zannın haram; çalışma hayatı ve geçimle ilgili konulardaki zannın mübah olduğunu anlıyoruz.
Hocam yazınızdan pek çok bilgi edindiğim gibi konuyla ilgili birçok çağrışım etrafında düşündüm. Özellikle Allah’la ilgili zan konusundaki bilgilerinizde derinleşmek isterdim.
Tüm emek ve çabalarımızın değer bulması dileğiyle şükranlarımı iletiyorum. Selamlar saygılar…

Ayşegül ünal

04/08/2025, 15:21

Aydınlanma döneminden sonra insanlar, neredeyse dini bırakıp bilimi put edinmeye başladılar.Pozitif bilimlerin verilerine duyulan itimat kadar dinin doğrularına itibar edilmez oldu. Bu durumda dinin itibarını yeniden kazanmak için ayetlerin açıklamaları modern bilimlerin kıstaslarına uygun hale getirilerek açıklanmaya çalışıldı. Daha doğrusu ilahi kelam , zorlantılı ve kısıtlayıcı da olsa pozitivist- determinist bir mantığın doğrularına göre yorumlandı. Gençlere, modern insanın ,modern kafasına din,ancak böyle bir metod be la anlatılabilirdi, gibi bir tavır oluşmuştu.

Celal hocam bu yaklaşımın mantık hatalarını görmüş , alanla ilgili derin bilgisine dayanarak Kur’an tefsirinde rasyonalizasyona gidilmesi sorununa karşı ikna edici fikirlerini belirtmiştir.
Bilimsel bilgilerin mutlak ve kesin olmadığını, pozitif bilim anlayışı ile rölatif bilim anlayışının farklı oluşu gibi Popper’in yanlışlanabilen bilim anlayışının da diğerlerinden farklı oluşuna dikkat çekmiştir.
Günümüzde sadece Aristo mantığı kullanılmıyor. Saçaklı mantık (fuzzy) ile alışılmış kalıplar kırılıyor.Artık aklın yolu bir değildir, deniliyor.

Celal Hocam, “doğru”diye tanımlanan bilgilerin konu edinilen objelere göre değişme potansiyeline sahip olduklarını söylüyor. Gerçekten,Newton fiziğinin madde planında geçerliliği kabul edilirken, atom altı dünyada kuantum fiziğinin kabulleri öne çıkıyor. Bilimin nesnesi değiştikçe doğruları da değişebiliyorsa , ilahi kelamın doğrularını da kendi çerçevesine mahsus bir mantıkla anlamak icap ediyor.Elbette bilimin doğrularıyla çelişmeyen açıklamaları Kur’an’ı anlamak için kullanmakta bir sakınca yoktur. Ancak Kur’an bir bilim kitabı değildir ki bilimden beklenen neticeler ondan beklensin !Kur’an‘ın beyanına göre anlaşılmak öğüt alınmak için indirilmiş inananlara rehberlik eden apaçık bir kitaptır.Kur’an’ın ilahi bir kelam olduğuna iman edildiği taktirde modern insana inanılmaz görülen mucizeler anlamlı gelir.İnanan gönüller ayetlerdeki hikmeti keşfedebilir. Mehmet Akif’in “Doğrudan doğruya Kur’an ‘ dan alıp ilhamı/Asrın idrakine söyletmeliyiz İslamı” dizelerinde söylediği gibi Kur’an ‘ ın beyanında gerçeğin bize doğrudan doğruya verilmesinden başka bir de sezdirilmesi vardır.

Celal Hocamız Kur’an‘ı doğru anlamanın temel şartları arasında dil bilimsel ve bağlamsal anlamayı da gerekli görüyor.

Celal Hocamızın bu yazısı da diğer yazıları gibi beni oldukça etkiledi, çok teşekkürler.

İSLAMİ HABER “MİRAT”  -YOUTUBE- 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.