
YÜRÜYEN KUR'ÂN
Resûlullah’ın Ahlâkı Kur’an’dı
Resûlullah’ın (s.a.v.) ahlâkını anlamak isteyen bir kalbin aradığı en öz, en veciz cevabı Hz. Âişe (r.anhâ) vermiştir:
“Siz Kur’ân okumuyor musunuz? O’nun ahlâkı Kur’ân’dı.”
Bu söz, Peygamberimizin (s.a.v.) hayatının özetidir. Kur’ân, onun dilinde tebliğ; kalbinde iman; davranışlarında ise ahlâk olmuştu. Ayet ayet inen vahiy, onun ruhunda şekillenmiş, ahlâkında hayat bulmuştu. O, Kur’ân’ın ete kemiğe bürünmüş hâli, yaşayan tefsiriydi. O, yürüyen Kur’an’dı.
Resûlullah’ın ahlâkı, sadece bireysel bir meziyet değil, nübüvvetin özüdür. Nitekim kendisi şöyle buyurmuştur:
“Ben güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim.” (Muvatta, Hüsnü’l-Huluk, 8)
Bu beyan, bize şu gerçeği öğretir: İslam sadece ritüellerden ibaret bir din değil; hayatı bütün boyutlarıyla güzelleştiren bir ahlâk sistemidir. Ve bu sistemin zirvesi, Allah Rasûlü’nün bizzat yaşadığı ve örnek olduğu ahlâktır.
Cenâb-ı Hak, elçisinin bu eşsiz vasfını överek şöyle teyit eder:
“Şüphesiz ki sen, yüce bir ahlâk üzeresin.” (el-Kalem, 4)
Ve işte bu yüzden onun hayatı, Kur’ân’ın ahlâkî prensiplerinin ete kemiğe bürünmüş hâlidir. Sabrı anlatan ayetleri onun Tâif’te taşlanırken gösterdiği vakarda gördük. Affı emreden ayetleri, onun düşmanlarına ettiği dualarda bulduk. Tevazuyu öğütleyen Kur’ân, onun kuru hurma dalları üstünde yatan bedeninde şekillendi.
Mümin, işte bu ahlâk ile olgunlaşır. Zira Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Müminlerin iman bakımından en olgun olanları, ahlâkı en güzel olanlarıdır.” (Tirmizî, Rada, 11)
İman; sadece bir kalp iddiası değil, bir davranış hâlidir. Ahlâkı zayıf olanın imanı da zayıftır. Çünkü imanın meyvesi güzel ahlâktır; sabırla, merhametle, doğrulukla, adaletle ve edeble kendini gösterir. Ahlâk yoksa, iman ancak sözde kalan bir söylem olur.
Ve bu ahlâkı biz, onun en yakınında bulunan bir çocuğun gözünden görüyoruz:
Enes b. Mâlik (r.a.) şöyle demiştir:
“Resûlullah’a on yıl hizmet ettim. Vallahi bana bir kez olsun ‘öf!’ bile demedi. Herhangi bir şeyden dolayı ‘Niçin böyle yaptın?’ demediği gibi, ‘Şöyle niye yapmadın!’ da demedi.” (Müslim, Fedâil, 51)
Bu söz, bir çocuğun yüreğinde iz bırakmış yüce bir ahlâkın tanıklığıdır. Bugün hiçbir pedagogun, hiçbir eğitimcinin, hiçbir anne-babanın on yıl boyunca bir çocuğa “öf!” bile demeden yaşaması kolay değildir. Ama Allah Rasûlü bunu yaptı demiyoruz; bu onun ahlâkıydı diyoruz.
Çünkü onun ahlâkı, vahiyle yoğrulmuştu. Bağırmazdı, kırmazdı, küçümsemezdi. Terbiye ederken bile incitmezdi. O, bağırarak değil, bağ kurarak insan yetiştirdi.
Bugün bir ümmet olarak Resûlullah’ın (s.a.v.) mirasına yeniden sahip çıkmak istiyorsak, onun kıldığı namaz kadar, yaşadığı ahlâka da tutunmak zorundayız. Zira Kur’ân, ezberde değil; ahlâkta yaşandığında diriltir. Ve Resûlullah’a benzeyen, Allah’a yakın olur.
Kadir Bekil
İSLAMİ HABER “MİRAT” -YOUTUBE-
YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ
KURBAN, İBADETTİR, CENNET YOLUDUR! Vacip, Adak, Akika, Şükür, kurban bağışlarınızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Siz de…
Ramallahlı Kadından Arap Liderlere ve Abbas Yönetimine Sert Tepki: "Bizi Gazze’deki Mücahitler Temsil Ediyor" Batı…
Bilal Erdoğan’dan Nüfus ve Aile Yapısı Uyarısı: "2100 Yılında 55 Milyona Düşebiliriz" İlim Yayma Vakfı…
250 YIL SONRA YENİDEN SÖMÜRGE İran'a, Gazze'ye, Yemen'e, Lübnan'a ortak operasyonlar yapan, Siyonist rejime karşı…
ÜÇ FATMA NUR’UN ÖLÜMÜ, TEK BİR GERÇEK: AİLE VE EĞİTİM SİSTEMİMİZİN ÇÖKÜŞÜ (2) 3. TOPLUM…
Gençler Arasında Sessiz Tehlike: "Apateizm" Akımı Yayılıyor! Eğitimci ve yazar Dilek Temirhan, son dönemde gençler…