islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
32,9394
EURO
35,8273
ALTIN
2.550,37
BIST
11.106,58
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
31°C
İstanbul
31°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
30°C
Perşembe Az Bulutlu
28°C
Cuma Az Bulutlu
28°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
31°C

Zekât zenginden alınıp fakirlere verilen ibadet görevimizdir

Zekât zenginden alınıp fakirlere verilen ibadet görevimizdir

Malların yaratıcısı ve sahibi Allah’tır. Bizler O’nun koyduğu yasalara göre: Kazanır. Harcama yapar. Yatırıma yönelir ve kazancımızın bir kısmıyla Bölüşürüz. Bölüşmenin ana yolu Zekâttır.

Zekât Rabbimizin Belirlediği Hak’tır

Zekât, İslâm Dini’nin, şartlarını taşıyan mü’minlerin malında fakirler, âcizler ve borçlular gibi sosyal yardıma muh­taç toplum kesimi için belirlemiş olduğu bir Hak‘tır.

Rabbimiz bu gerçeği Kur’ân’da şöyle açıklar:

«Onların mallarında ihtiyacını açıklayan ve açıklayamayan yoksullar için bir Hak vardır.”(Zariyat 19)

Sosyal adaleti sağlayıcı bir ibâdet olan zekât, İs­lâm binasının temellerinden biridir.

Zekât Rabbimizin Buyruğudur

Bakara sûresinde Rabbimiz şöyle buyurur:

«Namazı gereği gibi kılın. Zekâtı verin. Ölmeden önce öz canlarınız için yaptığınız hayırların Allah katanda mükâfatını bulursunuz. Şüphesiz Al­lah bütün yaptıklarınızı görücüdür; karşılığını da verici­dir.»(Bakara 110)

İslâm Dinî, mâna ile maddeyi birleştirdiği için, ibadetleştirdiği ze­kâtı daima namazla birlikte emretmiş ve bu emrini de­falarca tekrarlamıştır. Dinimiz böylece namazla Al­lah’a ibadet etmek görevini yüklerken, zekâtla Allah’ın buyruğu olarak topluma hizmet ödevini yüklemiştir.

İslâm Toplumunca Alınır. İbadet Vasıflı Vergidir

Dinimizde emredilen zekât, beşerî rejimlerde gör­düğümüz gibi ölçüleri, tahakkuku ve tahsili sadece bir kanun mevzuu olup, dinî bir değer taşımayan resmî ve donuk bir vergi değildir. O, Rabbimizin emrettiği mâlî bir vazife ve âhiretin Cennet saadetine erdirecek büyük bir ibâ­dettir.

Zekât Ahlâken Yücelten ve Kaynaştıran İbâdettir

Zengin müminlerden fakirlere aktarılması verilmesi gereken zekât, mü’minlerin, cimrilik, ihtiras, bencillik, ma­la düşkünlük, katı kalplilik gibi kötü hasletlerini gide­ren, fakirlere ve acizlere karşı sevgi ve şefkat duygu­larını geliştiren ve toplum fertlerini kaynaştıran bir ibâdettir.

Zekât Ekonomiyi Canlandıran Görevimizdir

Zekât, malı bereketlendiren, ekonomiye canlılık ve topluma refah sağlayan bir ibâdettir. Fakirin aldığı ze­kât tüketim gücünü arttıracağından, cemiyette üretim artacak, üretim arttıkça da yeni iş sahaları açılacak, böylece işsizlik azalacaktır. Zenginle fakir kaynaşacağı için de iktisadî bakımdan daha verimli bir ortam vücut bulacaktır.

Bu açık ekonomik gerçekler yanı sıra Rabbimiz de şöyle vadetmektedir:

«Mallarını, Allah yolunda harcayanların hali, yedi başak bitiren ve her başakta yüz dane bulunan bir tek tohumun hali gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah bilgisi ve rahmeti geniş olandır ve kullarının durumunu ve her şeyi bilendir.» (Bakara 261)

Zekât Malı Korur

Peygamberimizin تأخذ من اغنياءهم وترد الى فقراءهم “Zenginlerden alıp fakirlere vermekle emredildim” dediği Zekât mülkiyet düşmanlığını gideren, şahıs mallarına saygıyı pekiştiren ve malı koruyan bir ibâdettir. Bunun içindir ki Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:

«Zekât vererek mallarınızı kale içine; koruma altına alınız

Bu hadis, fakirlerle zenginlerin kaynaştırılmadığı cemiyetlerde doğabilecek sınıf bilincinin anarşiye dö­nüşerek malları yağmalattırabileceği hakikatine de ve­ciz bir şekilde işaret etmektedir.

Zekât Cennet’e Götürür

Zekâtlarını vermeyen mü’minler cezalandırılırken bu dinî-malî vazifelerini yapan mü’minler de mükâfatlandırılacak, Cennet nimetleriyle armağanlandırılacaklardır. Rabbimiz şöyle buyurur:

«…Rablerinin rızasını dileyerek her zorluğa sab­redenler, namazı dosdoğru kılanlar, kendilerine verdiği­miz rızıktan gizli ve aşikâr Allah yolunda harcayan­lar ve kötülüğü iyilikle savanlar dünya hayatının iyi bir sonucu olan Adn cennetlerine gireceklerdir. Onlar atalarından zevcelerinden, zürriyetlerinden iyi kişilerle beraber olmak üzere cennet­lere girecekler ve melekler de her bir kapıdan yanlarına sokularak şöyle diyeceklerdir: Sabrettiğiniz görevlerinize karşılık sizlere selâm olsun. Girdiğiniz cennetler dünya hayatının ne güzel bir sonucudur.» Rad 22-24

İyice bilmeli ve inanmalıyız ki fakirin zekâtı alma­ya muhtaç olmasından çok zengin vermeye muhtaçtır. Zira alan için zekâtın sağladığı maddî refah geçicidir. Ama veren için sağladığı mutluluk ebedidir.

Konuyu Noktalarken;

Sahabî Ebû Zerr şöyle anlatıyor:

Hz. Peygamber Kabe’nin gölgesinde otururken yanına geldim. Beni görünce “Kabe’nin Rabbi olan Allah’a yemin ederim ki, bunlar en ziyade zarara uğrayacak olanlardır.” Ben de “Anam-babam sana feda olsun Ya Resulallah onlar kimlerdir?” diye sordum. “Onlar, malları çok olanlardır” buyurdu ve şöyle devam etti:

Önünden arkasından sağından ve solundan şöyle şöyle dağıtanlar müstesna, onlar da ne kadar azdır.”

Not: mirathaber.com’da yayınlanmakta olan “Zekât ana görevimizdir” başlıklı yazımızdan. Tamamının okunması tavsiye edilir.

Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.