2020 Bütçesinin En Büyük Payı Faize

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak; 2019-2021 yılları arası Yeni Ekonomi Programını dengeleme-disiplin-değişim başlıkları altında açıklamıştı. Programda Temel hedefler olarak; enflasyon, kamu maliyesi, cari açık/zarar, büyüme ve istihdam ve bankacılık sektörü ve reel sektör kredileri olarak belirtilmişti.  Ekonominin temel hedefleri içinde bankacılık sektörünü ve kredilerin dahil edildiğini gördüğümüz bu Yeni Ekonomik Program, 2020 bütçesini belirleyecek bir programdır.

Bütçe çalışmalarının başlaması ile nasıl bir bütçenin oluşturulacağı aslında bu programla daha öncesinde belirlenmiştir.  2020 bütçesi de Borca Dayalı bir bütçe olarak YEP bağımlı olacaktır.

Hazine ve Maliye Bakanlığının, dengeleme, disiplin ve değişim kavramları adı altında uygulayacağı politikalar, aslında IMF’in dayattığı sıkı maliye politikası olup, vergileri yükseltmek ve talebi kısmasıdır. Bu aynı zamanda örtülü bir enflasyon kontrolüdür. Enflasyonu bu şekilde frenlediğiniz zaman, memur emekliye vereceğiniz zamda bu enflasyon oranı gerekçesi ile düşük olacaktır. Nitekim son açıklanan enflasyon oranı olan 8,5 bizi haklı çıkartır niteliktedir.

  Tabi bu sıkı maliye politikasıyla bir yere kadar kemer sıkılabiliyor. Eğer kemeri gevşetmezseniz o zaman toplumsal infiallere neden olacak sonuçlarla karşı karşıya kalırsınız.  Cari açığın/zararın bu şekilde ihracatın lehine oluşturulması, bizim ihracat kabiliyetlerimizin artmasından değil, ithalatın kısılması ile bir pozitif yansıma olarak ortaya çıkıyor.

Temel hedef olarak YEP belirtilen sıkı para ve maliye politikası ile enflasyon kontrol edilmeye çalışılıyor. Açıklanan enflasyon rakamlarına da zaten artık kimse itibar etmiyor. Bir devlet kurumunun bu hale gelmesi de kurumlar üzerinden ayrı bir tartışma konusudur.

YEP kamu kaynaklarını verimli kullanmaya yönelik olarak Hazine ve Maliye Bakanlığında oluşturulan ‘’Kamu Maliyesi Değişim Dönüşüm Ofisi’’  işgüzar bürokratın bir göz boyaması. Kamu maliyesinin içerisindeki ana virüs olan faiz faktörüne sistemsel bir çözüm önerilmediği sürece, bu ve benzeri çalışmalar kamuoyunun gazını almaya yönelik hep olacaktır.

YEP da Merkezi yönetim bütçe zararının milli gelire oranla hedeflenen % 2 altında tutulması asla gerçekleşecek bir öngörü değildir. Temel hedefler konusunda bunları söylerken, uygulayacağınız para politikalarında faizin gölgesinde sürekli küçülen ekonomiyi genel göstergelerde gösterilmesi gerçeğini nereye koyacağız?

2020 bütçesi, Merkez Bankası’nın fiyat istikrarı hedefine göre yapılacağı ve YEP da enflasyon hedefinin olması, bu hedefin tutturulamayacağının temel bir kanıtıdır.

Merkez Bankası ne zaman fiyat istikrarını sağladı da enflasyon hedeflemesini tutturdu? Enflasyonun düşürülmesi onun sebebi faizleri besleyerek mi olacak?

Başkan sürekli enflasyonun nedenini faiz olduğunu söylüyor. Bundan dolayı da Merkez Bankasına baskı yaparak faizleri düşürtüyor. Bizce de bu doğrudur. Ancak sorun para kredi sisteminin değişimi ile ilgilidir. Hazırlanan bütçede faiz ödemeleri akıl almaz biçimde yükseliyor.  Bu faiz ödemelerini bütçeye yük olarak getirirken, vergilere yükleniliyor. Sonuç bütçeye büyük faiz ödemeleri şeklinde yansıyor. O halde sizin merkez bankasının faizlerini baskıyla düşürmeniz ne işe yaradı?

Sonra çıkıp buna dengeleme diyorsunuz. Dengeyi bozan faize müdahale, Merkez Bankasının faizle sattığı paranın faizlerini düşürmesi ile gerçekleşir mi?

Şimdi gelelim 2020 bütçesini felç edecek bankaların YEP dan hareketle mevcut durumuna.  Programda bankaların sermaye yeterlilik oranının %16,1 olduğunu söylerken, bankacılığın verdiği kredilerin batık kısmının % 3 olduğu söyleniyor. Bu rakam verilen krediler ve piyasadaki parasal hacimlere baktığımızda asla doğru olmadığını görüyoruz. Rakam çok daha yukarıdadır.

Ak Parti YEP da ‘’ politika ve tedbirler’’ başlığı ile faizci bankacılık sektörünün mevcut mali durumunu daha da güçlü bir hale getirmek için çaba sarf edeceğini belirtirken, hedefin bankaların daha çok kredi vermelerini sağlamak. Reel sektörü bu şekilde ayağa kaldıracağına inanan karar alıcılar, tam bir faizci liberal politika uygulamaktadır.

İşte 2020 bütçesinin asıl can alıcı kısmının ekonomiyi tamamen kontrol eden, faize bağlamış bankalar üzerinden düzgün işler yapılmaya çalışılıyor olmasıdır. Bu anlayış asla başarı getirmeyecektir.

Bütçe, hükümetin yıl içinde milli gelirdeki dağılımın nasıl olacağını gösteren ve hükümetin karnesinin değerlendirilmesinde en önemli temel bir unsur.

Genel olarak 2020 bütçesine baktığımızda;  2019 yılı için 81 milyar TL olarak hedeflenen (Eylül 2019 itibariyle 85 milyar TL’ye ulaştı) bütçe zararı 2020’de yüzde 72 artışla 139 milyar TL olması hedefleniyor.

Üstelik yeni yasal düzenlemeyle, borçlanma yetkisini iki katına çıkartarak meclisten yetki alıyorsunuz.

Soruyorum; siz şimdi daha çok borçlanarak ekonomik temel sorunları çözebileceğinizi mi zannediyorsunuz!

Hayır, çözemeyeceksiniz. Hükümetimizin yeni bir para kredi modeline ihtiyacınız var. Aksi halde ekonomik güç; siyasal istikrarla sağlanan güçle birleşmeyecek, okyanuslar ötesinden ekonomik tehditler almaya devam edeceksiniz.

Selam ve dua ile…

Yunus EKŞİ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir