
Bir seneyi aşkın süredir İsrail’in Filistin topraklarında sürdürdüğü insanlık dışı saldırılar, hepimizin yüreğini dağlamaktadır. Kadın, çocuk, yaşlı demeden binlerce masum insanın yaşam hakkını ellerinden alan bu sistematik vahşet, sadece Filistin halkını değil, tüm insanlık onurunu hedef almaktadır. İşte böylesi bir süreçte, ülkemizin vatandaşı olan bazı kişilerin İsrail ordusuna katılarak bu zulmün bir parçası haline gelmeleri kabul edilemez bir utançtır.

Bu şahıslar, Türk vatandaşlığı gibi kimliğe sahip olmalarına rağmen, Siyonist güçlerin çıkarlarına hizmet etmeyi tercih etmişlerdir. Sosyal medya hesaplarında çatışmaya katıldıklarına dair görüntüler paylaşarak yaptıklarını adeta övünç kaynağı haline getirmeye çalışmışlardır. Bu durum, Türk hukukuna ve toplum vicdanına aykırıdır.
Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 29. maddesi son derece açıktır: “İzin almaksızın yabancı bir devlet hizmetinde gönüllü olarak askerlik yapanlar vatandaşlıktan çıkarılır.” Bu yasa hükmü, sadece bir metin değil, Türk vatandaşlığının onurunu ve bütünlüğünü koruyan bir kalkan niteliğindedir. Vatandaşlığımızın, masum insanları katleden bir rejimin ordusunda kullanılmasına müsaade edilemez.
Soykırım suçu, uluslararası hukukun en ağır suçlarından biridir. Bu suçu işleyenler, nerede olurlarsa olsunlar adalet önüne çıkarılmalıdır. İsrail ordusuna katılan Türk vatandaşlarının ülkemize dönmeleri durumunda yargılanmaları ve en ağır cezalara çarptırılmaları bir zorunluluktur. Ülkemizin nimetlerinden yararlanıp Filistin’de Müslüman kardeşlerimizin üzerine bomba yağdıranların, Türkiye’nin adaletinden kaçmaları mümkün olmamalıdır.
Mirat Haber olarak bizler, İslami bir çizgide olmanın verdiği samimiyetle hareket ediyoruz. Çifte vatandaş olan bu kimselerin, başka bir bölgede başka bir din mensubu insanları katletmesi durumunda da yargılanmaları ve cezalandırılması noktasında aynı görüşe sahip olduğumuzu ve olacağımızı da hatırlatmak istiyoruz. Zira yüce kitabımız Kur’an- Kerim de şöyle buyrulmaktadır:
“De ki: Gelin, rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anne babaya iyilik edin. Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin; biz, sizin de onların da rızkını veririz. Kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Haklı bir sebep olmadıkça Allah’ın yasakladığı cana kıymayın. İşte bunları Allah size emretti; umulur ki düşünüp anlarsınız.” (En’am Suresi 151)
Müslüman Türk milletinin vicdanı, mazlumların yanında olmaktan ve adaletin sesi olmaktan asla vazgeçmemiştir. İsrail’in işgal politikalarına destek veren, Filistin halkının kanını döken hiçbir kişi, bu toprakların vatandaşı olmayı hak etmemektedir. Siyonist zulme hizmet edenlerin, bu milletin değerlerini taşıması kabul edilemez.
Ülkemiz, tarih boyunca mazlumların sığınağı olmuş, adaletin timsali olarak hareket etmiştir. Türk vatandaşlığı, kendi içinde büyük sorumluluklar taşıyan meziyetler yumağıdır ve başka milletlere zulmetmenin aracı değildir. Soykırıma katılanlar, hak ettikleri şekilde yargılanmalı, vatandaşlıktan çıkarılmalı ve tüm insanlık vicdanı önünde hesap vermelidir.
Unutulmamalıdır ki Filistin halkının dökülen her damla kanı, insanlık tarihine kara bir leke olarak geçecektir. Bu suça ortak olanların Türk milletine ve onun adaletine karşı hesap verme vakti de gelmiştir…
MİRATHABER.COM