islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,1833
EURO
52,7770
ALTIN
6.635,47
BIST
14.311,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
16°C
İstanbul
16°C
Az Bulutlu
Cuma Hafif Yağmurlu
11°C
Cumartesi Çok Bulutlu
14°C
Pazar Hafif Yağmurlu
13°C
Pazartesi Çok Bulutlu
15°C

KUR’AN’A GÖRE EN HAYIRLI TOPLULUK (ÜMMET) 3

KUR’AN’A GÖRE EN HAYIRLI TOPLULUK (ÜMMET) 3
05/02/2025 09:00
A+
A-

(Hayırlı topluluğun (ümmetin) özelliklerini anlatmaya devam ediyoruz)

 7-Adaletli olmaları

Şu âyeti tekrar hatırlayalım:

İşte böylece sizin insanlığa şâhitler (örnek) olmanız, Rasûl’ün de size şâhit (örnek) olması için sizi vasat bir ümmet kıldık… (Bekara 2/143)

‘Vasat-orta ümmet’i en iyi açıklayacak kelimelerden biri adâlet kavramıdır. (İbnu Atıyye, Muharriru’l-Vecîz, s: 139-140. el-Ferrâ, Meâni’l-Kur’an, 1/83. Tabatabâî, el-Mizan, 1/323)

Adâlet; zulmü, haddi aşmayı engellemek, bir şeyin gerektiği ölçüde olmasını sağlamak, dengeli olmaktır.

Kur’an’da şâhitlik ve adâlet kavramları bazen yanyana kullanılır.

Allah (cc) müslümanlara Muhammed’e (sav) indirdiği kitap ile hidâyet verdiği gibi, insanlar üzerine şâhit (örnek) olmanın bir gereği olarak âdil, dengeli ve mu’tedil olmalarını istiyor.

Kur’an adalete uygun hareket etmeyi ‘adalet’ ve ‘kıst’ kelimeleri ile anlatıyor.

“… Ölçüyü ve tartıyı adâletle (kıst ile) tam yapın…” (En’am 6/152. Ayrıca bkz: Nisâ 4/135. Mâide 5/8. En’am 6/152)

“… Allah, adâletle davrananları (kıst yapan muksıt’leri) sever!” (Hucurât 49/9)

“Yarattıklarımız arasında, daima hakka ileten ve adâleti hak ile yerine getiren bir ümmet (topluluk) bulunur.” (A’raf 7/181)

Kur’an ayrıca ‘muktesıd (adaletli)’ bir ümmetten (topluluktan) söz ediyor.

“….Onlardan muktesıd bir ümmet (doğru ve âdil bir yol tutturanlar) vardır…” (Mâide 5/65-66)

‘Kıst’; haklıya hakkını ve hatta daha fazlasını veren, itidalli ve âdil davranan demektir. Bir anlamda her konuda orta yolu izlemek ve hak vermede daha faziletli davranmaktır.

Allah (cc) insanlığın doğru hareket etmesi için kitap ve mizan (ölçü)  indirmiştir. (Hadîd 57/25)

İslâm ümmet yapısının temelinde iste bu Kitap, mizan (ölçü) ve hadid (otorite) (Hadid 57/25) vardır. Onlar, gücü/otoriteyi Kitaba uyarak kullanır ve mizan çerçevesinde ölçülü davranırsa ‘kısd’ yapmış, adaleti gerçekleştirmiş olurlar.

Kendi yaptıkları yüzünden Cehennemi hak etmiş kimselere karşılık öyle bir ümmet (toplum) olmalı ki, hakka sarılarak insanlara rehberlik etsinler/yol göstersinler, adâletle hükmetsinler.

8-Davetçi olmaları

Hayırlı topluluk; “Sizden, hayra çağıran… bir topluluk (ümmet) bulunsun” âyetinin gereğini yaptığı için bu övgüyü hak eder.

Allah (cc) bu ‘hayırlı topluluğa’ insanlığı hakka davet gibi önemli ve şerefli bir görevi  vermiştir. Müslümanlar bu şerefli görevin sorumluluğun bilincinde olmalı ve öncekilerin düştüğü hatalara düşmemeli…

Âyette her ne kadar “ümmet-topluluk” sözü geçse de aslında her müslüman, hakka ve hayra davet görevini yerine getirerek bu ismi, adresi, teşkilatı olmayan ama Allah katında şerefli olan ümmetin bir üyesi olur.

Yani her mümin, İslâm’la kazandığı güzellikleri elverişli durumlarda yaymak ve insanları buna çağırmakla yükümlüdür. Müslümanlar bu görevi hem sözlü olarak, hem de amelî olarak (uygulayarak) yerine getirirler.

Hayırlı topluluğa mensup olanlar her ne kadar fiziksel olarak bir araya gelip, davet için teşkilat kurmasalar da, birlikte çalışmasalar da, organik bağları olmasa da; dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, yaptıkları hayra davet cihadıyla (çalışmasıyla) bu müjdeyi hak ederler.

Onlara kimsenin ünvan, isim, pâye, rütbe, madalya, makam vermesine gerek yoktur. Onlar da müslümanlar arasından böyle şeyler için ortaya çıkmazlar.

Onlar ellerinden geldiği kadar imanların. hayat hâline getirirler. Bulundukları yerde parmakla gösterilecek kadar kişilikli, dürüst ve ahlâklı yaşarlar. İslâmi daveti önce bu hâlleriyle yaparlar. Yeri gelince uygun bir dil, metod, ifade ve araçlarla insanları hakka davet ederler.

Bazılarına göre Âli İmran 3/103. ve Fussilet 41/33. âyetler her müslümana hitap ediyor. Dolaysıyla onlar hakka davetten ve hakkı tebliğden sorumludur. Zira her müslüman Dininin temsilcisidir.

Müslümanlar bunu yaparlarsa, bu hayırlı işi yaptıkları için en hayırlı insan, en hayırlı ümmet (topluluk) olurlar.

9-Vahdet toplumu olmaları

İslâm “Tevhid dini”, ona inananlar ise “vahdet toplumudur”. Zira Kelime-i Tevhid iman edenlerin vahdetini (birliğini) gerekli kılar. Onlara “İslâm ümmeti, mü’min, muvahhid, şehit/şâhid, Allah’tan yana olan (hizbullah), hidâyete tabi olan, rabbaniyyûn” gibi isimler kazandırır.

İman edenlerin toptan Allah’ın İpi’ne sarılmalarını, tefrikaya düşüp parça parça olmamalarını öngörür. (Âli İman 3/103)

Kur’an müslümanların tek ümmet, yani Kelime-i Tevhidle, bir anlamda Vahiyle aynı akideye/dine iman eden, bununla “müslim/müslüman” ismini alan kimselerdir.

“Ey iman edenler! Allah’tan, O’na yaraşır şekilde korkup-çekinin  ve ancak müslümanlar olarak can verin.” (Âli İmran 3/102)

“(Ey iman edenler), gerçek şu ki, bu sizin ümmetiniz tek bir ümmettir: çünkü hepinizin Rabbi Benim; öyleyse (yalnızca) Bana kulluk edin.” (Enbiyâ 21/92. Ayrıca bkz: Mu’minûn 23/52)

Tevhide iman etmiş mü’minler farklı ırk, dil, ülke, coğrafya, görüşlere sahip olsalar da Tevhid açısından hepsi aynı ümmetin fertleridir.

Kur’an’ın “hayırlı topluluk” diye vasıflandırdığı müslümanlar, bu ilâhi emri hakkıyla yerine getiren, Kur’an ilkelerine bağlı, mü’minleri kardeş ve veli (dost ve müttefik) bilen, onlara ona göre davranan, müslümanlar arasında vahdet olsun; ama tefrika, yıkıcı/zararlı ihtilaf ve düşmanlık olmasın diye çaba gösteren kimselerdir.

10-Kurtuluşa (felaha) aday olmaları

Şu ayeti de tekrar hatırlayalım.

Sizden, hayra çağıran, ma’rufu emreden ve münkerden sakındıran bir topluluk (ümmet) bulunsun. Kurtuluşa (felaha) erenler işte bunlardır.” (Âli İmran 3/104)

Felâh; sözlükte başarı, kurtuluş, zafer, nimet ve hayırda/rahatta devamlı olma (İbni Manzur, Lisânu’l-Arab, 11/216. Firuzâbâdî, Kâmûsu’l-Muhît, s: 234),

Ya da arzu edileni elde etme, istenilen şeye veya itiyaç duyduğu bir şeye kavuşma demektir.  (el-Isfehânî, R. el-Müfredât, s: 578)

Felâh;  ayrıca istenmeyen şeylerden kurtulma, refah ve saadet içinde bulunma gibi anlamlara da gelir.

‘Felâh’; zafer, necat, halâs ve fevz kelimeleriyle eş anlamlı kabul edilir.

Felâh kavram olarak, kişinin dini ve ahlâkî yükümlülüklerini yerine getirmesinin sonucunda dünyada elde edeceği başarı ve mutlulukla âhirette ulaşacağı ebedî kurtuluş ve saadeti ifade eder.

İnsanın böyle bir sonuca ulaşabilmesinin, karşısına çıkan bütün engelleri aşması şartına bağlı olduğu dikkate alınırsa felâhın sözlük anlamı ile terim anlamı arasındaki bağlantı anlaşılır. (Günaydın, F. Candan, Kur’an’da Kurtuluş, s: 17-18)

Felah onbir âyette “umulur ki felaha erersiniz” şeklinde geliyor. Bu âyetlerde bazı emirler, tavsiyeler ve ölçüler yer almaktadır.

Âyetlerdeki ‘umulur ki’ ifadesinin bunlardan sonra yer almış olması, söz konusu emir ve nehiylere uyulduğu takdirde bir kurtuluş olabileceğini ifade eder. Bunların gerçekleştirilmesi kurtuluş (felah) için birer sebep olup sonuç değildir.

Bu demektir kurtuluşun recetesi bu ve benzeri âyetlerdeki ilâhi ölçülere uymaktır.

Buna göre emr-i bi’l-ma’ruf, nehy-i ani’l-münker yapan sorumlu mü’minler insanların hayırlısı olarak (Âli İmran 3/110) felaha ermeyi de hak ederler.

-Netice olarak

Yukarıdaki âyetlerde “en hayırlı ümmet”in özellikleri sıralanıyor. Bu zımnen bütün müslümanlar böyle olsun demektir. Eğer mü’minler âyette belirtilen görevleri yerine getirmezlerse “en hayırlı ümmet” olma şerefini yitirirler.

Hüseyin K. Ece

MİRATHABER.COM -YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

 

 

 

 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.