
Giriş olması için söyleyebileceklerimizi Ahmet Hakan’ın kaleminden aktaralım:
[ Teğmenler, siyaseti ikiye böldü:- İKTİDAR: “Yapılan disiplinsizliktir, tek mesele budur” dedi, diyor.
MUHALEFET: “Mesele sadece Mustafa Kemal’in askeri olmalarıdır” dedi, diyor.
Peki teğmenler hangi taraftalar?
İktidar tarafında mı? Muhalefet tarafında mı?
Aslında teğmenlerin ta en başından beri yapmaları gereken şey şuydu:
İktidara da… Muhalefete de…
“Bizim üzerimizden siyaset yapmayın. Bizi siyasetlerinize alet etmeyin. Biz askeriz, emir komuta bizim şiarımız. Bizim siyasetle bir ilgimiz yok. Biz siyasi tartışmanın tarafı olamayız” demeliydiler.
Fakat ne yazık ki teğmenler, böyle bir yerde durmadılar.
Avukatları aracılığıyla yaptıkları açıklamalarla daha çok muhalefetin dalga boyundaymış izlenimi verdiler. Savunmalarını “Mustafa Kemal’in askeri olduğumuz için yargılanıyoruz” açısı üzerine kurdular.
En son Anıtkabir’e gittiler.
Anıtkabir’e gitmelerinde tabii ki sorun yok. Her Türk teğmeni, tabii ki Anıtkabir’e gidecektir. Gitmeleri değil, gitmemeleri yadırganır. Ancak bizim teğmenler, Anıtkabir pozuyla bir mesaj vermek istediler.
O mesaj…“Atam! Disiplinsizlik yaptık. Başımıza bunlar geldi” mesajı değil tabii ki. “Atam! Senin askerin olduğumuz için başımıza bunlar geldi” mesajı.
Teğmenlerin bu yaklaşımında…
Komutanlardan yedi kere izin isteme konusu yok. / Komutanların yedi kere izin vermeme konusu yok. / Komutanların yedi kere izin vermemesine rağmen kılıçları çekip yemin etme yok. / Siyasette taraf haline getirilmelerinden herhangi bir yakınma yok. / Muhalefetin siyasetine malzeme olmaktan en küçük bir rahatsızlık yok…]
***
1925’DE DEĞİLİZ
2024 Türkiye’sinde komutanların izin vermemesine rağmen Cumhurbaşkanımızın katıldığı bir törenin ardından kılıç çekerek Mustafa Kemal’in askerleriyiz şeklinde haykırarak korsan yemin edeceksiniz… ve bunun adı darbeler görmüş ve çile çekmiş yurdumuzda soyut disiplinsizlik olacak.
O zaman niye korsan mitinge katılanların hepsine ceza kesmediniz. Elebaşlarını cezalandırmanız doğal ama diğerleri için “mahalle arasında top oynayan çocuklar mıydı ki” aldatıldılar diyeceksiniz.
Yüreğimiz yetmiyor da illa disiplinsizlik diyecekseniz, ”Mustafa Kemalin askerleriyiz” diyerek haykırmaktan daha büyük bir disiplinsizlik mi olur?
Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Batıcı ithal yasa mantığına dayanıyorsa da Türkiye bir hukuk devletidir. Anayasa’da, kanunlarımızda, ordu mevzuatında “Mustafa Kemalin Askerleri olmak” şeklinde bir ifade var mı? Hoş olsa da karşı çıkılması gereken bir hata olurdu ya.
Kemalistler, Solcular… müsterih olsunlar, yüzyıllık yasal ve kültürel baskı sebebiyle laikliği içselleştiren Diyanet, İlahiyatlar ve de tarikatlar İslam’ın önündeki engellerdir.
Böyle iken örneğin ilahiyat mezunları müşterek töreninde yüzlerce mezun bir ağızdan “Muhammedin askerleriyiz” deselerdi ne olurdu.
Milletimiz ziyadesiyle memnun olurdu. Ama hiç şüphemiz olmasın kendilerini 1925’de sanarak demokratikleştirilmesine bile tahammül edemedikleri laiklik adına zulümler sergilemeye kalkacak nice ilkel adamlar ortaya çıkardı ve Ülkemiz zarar görürdü.
İslam’ı bir hayat düzeni olarak algılayan insanlar olarak ifade edelim: Halkımızın özgür iradeleri ve çoğunluğuyla kabul etmeyecekleri hiçbir devrimsel değişim kabul edilemez ve de dayatılarak sürdürülemez.
Sitemizde daha önce de yazılmıştı. Bu beş teğmen baş kaldırıları sebebiyle ihraç edilmeliydiler. Yazık, bir şey yapılması gerekirdi ve kısmen yapıldı ama caydırıcılık olması gereken maksat hasıl olmadı.
Bu vesile ile üzerinde birleşilmesi gereken gerçeğin şu olması gerektiği teyit edilmelidir:
Ordumuzun bütün fertleri milletimizi askerleri olarak yetiştirilmeli ve görev yapmalıdırlar.
Unutmayalım İslam ve Türk Dünyası ve de insanlık bizi bekliyor.
ERDEM YILMAZ
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-
Ahmet Hakan sallamış.
Askerler komutanlarından izin almadan basan açıklama yapamazlar.
Ve şu da bir gerçek ki kim Mustafa Kemal Atatürk’e karşı tavır alırsa onlar Kaybedendir.
Türkiye’nin gerçeği de budur.
Toplumun bir kesimini kutsiyet atlettikleri şeylere karşı cephe almak bu ülkeyi böler.