Kitle Psikolojisi, toplumların zayıf yönü olarak ilim adamlarınca açıklanır. Çünkü insan, bir grubun veya kesimin “eşdeğer” ve “standart” parçası değildir. Bu yüzden, kitle ile bazı hallerde ortak bir tavır gösterse de insan, çoğu zaman “kendi iradesi” ile hareket eden şuurlu bir varlıktır ve kitlenin iradesiz uydusu olamayacak yüksek bir değerdedir..
Kitle Psikolojisini Kim İster:
Kitle hareketleri, daha çok devrimci hareketlerin kullandığı bir metottur. Devrimci hareket, kısa zamanda kitle gücünü arkasına alarak, belli bir hedefi belirler ve bu hedefi, kitlenin duygularına ve heyecanlarını galeyana getirerek ortadan kaldırmak ister. Özellikle, ideolojik ve illegal hareketlerin çokça başvurduğu bir yoldur bu. Çünkü bu yolda, insanlara makul ve gerçekçi hedefler yerine, onları tahrik eden, onların bam teli’ne basan açıklama ve olaylar ortaya konulur ve onların taşkınlık içine girmesiyle, bazı legal ve meşru güç ve sistemler yıpratılır.
Kitle harekteleri, batı toplumlarının sınıflı ve iktisaden insanları arasında büyük uçurumlar olan veya yönetimlerin köhne ve ağırlaşmış sistemlerine yönelik “kısa vadeli” ve kitleyi ajite ederek bir düşman kamp oluşturma tekniği ile gerçekleştirilir. Kitlelerin, inanç ve ahlakları olmaz. Çünkü onlar, bir çabanın aracı haline getirilmiş, şuur dışı kalabalıklardır. Özellikle, birbirini tanımayan ve birbiriyle iletişimi olmayan grupları, çeşitli söz ve iddialarla karalamaya çalışan sokak hareketleri, hiçbir zaman uzun vadeli ve mantıklı bir mücadelenin içine girmemişlerdir.
Kitle hareketlerinin yanlış ve plansız tutumlarına, Fransız, Rus ve Çin ihtilallerini örnek olarak gösterebiliriz. Bu ihtilallerde, toplum, çeşitli siyasi gruplar, statü bakımından ve yönetim gücü itibariyle birbirinden kopmuş kesimlerin temsilcileri ile, düşmanca bir savaşın başlatılmasına şahit olmaktayız. Fakat, bu hareketler; aynı zamanda onbinlerce masumun kanının akıtılmasını da sağlayan, kanlı hareketler olarak tarihe geçmişlerdir.
Kitleleri Sokağa Dökmenin bedeli:
Ülkemizde, bir yolsuzluk soruşturması ile başlatılan ve bir siyasi partinin kitleleri, ajite ederek, kendince siyasi bir figürün meşruluğuna dayalı başlattığı, hükümeti ve yargıyı hedef alarak, düzensiz ve şuurla hareket etmeyen kitlelerden sonuç olmaya çalışması, akıl dışı bir hareket olarak açıklanabilir.
Olayın, yolsuzluk ve rüşvet boyutunu hiç ağzına almayarak, olayı sadece siyasi bir engelleme şeklinde gösterip, bu hareketi, bir mağduriyet konusu haline getirerek, insanları sokağa çağırıp, bu fiili güç ile, siyasi haklar aramaya çalışması, siyasi nezaket ve sosyal kuralları ortadan kaldırmak anlamına gelmektedir. Üstelik bunu yaparken, siyasi başarısına katkı veren bazı illegal güçlerin de desteğini alarak bu hareketi gerçekleştirmektedir. Böyle bir sokak nümayişinde, çeşitli illegal grupların da bu harekette, yıpratıcı güç ve çeşitli yaralayıcı ve zarar verici saldırılara girişmesine de açıkça imkan verilmiştir.
Bu hareketle, marjinalleşmiş belli grupları, belediyelere yerleştirip, çeşitli ihale yolsuzlukları ile besleyici çabalarını, ısrarla gözlerden uzak tutarak, “hedefe giden her yol mübahtır” anlayışı ile hareket edildiği ve bu konuda da son derece tahrik edici bir dil kullanarak, güya siyaset yapılmaktadır.
Batılılaşma ile kendi kültür ve değerlerinden medya ve yanlış eğitim programları ile koparılan bir gençlik kitlesini, batının menfaatçi ve çatışmacı siyasi anlayışı ile efsunlayıp, onları; kendi tarih ve kültüründen koparan bir sürecin sonunda, sadece menfaat ve hırs faktörleriyle yönlendirmeye çalışmak,hiçbir iyi niyet ve memleket menfaatlerine uygun bir tutum olmamaktadır.
Özellikle, sosyal medya yoluyla, yabancılaşmış, uyuşturulmuş ve kendi tarihinden koparılmış kitleler; sadece siyasi aidiyet ve grup menfaati ile, toplumdan ve nun değerlerinden koparılarak, bu ülkenin insanına ve geleneklerine karşı mücadeleye sokulmuştur. Bu durum, tam bir illizyon ve sanal bir algının toplulukları ipnotize etmesinden başka bir şey değildir.
Elbetteki iktidarın veya iktidar yanlılarının yanlışı yok değildir. Ama, bu tür konuları, şiddet ve vandalizm ile çözmek, başka bir vandalizme fırsat vermektir.
Her türlü siyasi ve ideolojik bağnazlıktan ve tarafgirlikten kurtularak, ahlak ve hukuk ölçüleri içinde, başkalarına kin güdüp, şiddet kullanmadan, toplumdaki yolsuzluk ve haksızlıkları ahlak ve hukuk çerçevesinde önlemeye çalışmak, yegane çıkış yoludur.
Prof. Dr. Sami Şener
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-