
Kur’ân ve Sünnet çizgisinde olmayı ve aklı anlamaya çalışmakla yükümlü olduğu vahye tabi kılmayı ifade eden Ehl-i Sünnet söylemi, bu anlamıyla Kur’an ve Sünnet’te yer almaz. Şia’ya karşı sonradan oluşturulmuş bir kavram olsa gerektir.
Malum, Şia, Müslümanların Aziz Peygamberimizin kızı Hz. Fatıma’nın neslinden gelen ‘Masum İmamlar’ (!) tarafından yönetilmesi gereğini bir inanç kuralı haline getirmiştir.
Kur’ân’ın ve Kurân’ın inzal edilmiş Hikmet’i çizgisinde olup (Bakara, 231; Nisa, 113) Ehl-i Sünnet olarak nitelenen bizler gibi insanlar da Müslümanların kendi içlerinden adalet, liyakat ve şûra sistemiyle seçecekleri kişiler tarafından İslâmî ölçülere göre yönetilmesi görüşündedirler. Yani Ehl-i Sünnet tamlamasının siyaset ağırlıklı bir ifade olduğu söylenebilir.
Müslümanların Kur’ân ve Sünnet merkezli olarak yönetilmesi gereğine imanla laikliğe inanç ve düşünce düzeyinde olsun tavır koyamayanlar Ehl-i Sünnet olamazlar.
Üzülerek ifade edelim, ülkemizde Ehl-i Sünnet parmakla gösterilecek kadar azdır. Günümüzde Ehl-i Sünnet deyip ayağa kalkanların; sahabeye ihtiram deyu çığırtkanlık yapanların büyük çoğunluğu Ehl-i Sünnet çizgisinin çok çok daha dışındadır.
Çarlık döneminde Batum’da çalışırken orada vefat eden merhum dedemden naklen rahmetli babacığım anlatırdı:
Çarlık döneminin sonlarında bir Rus, bizimkilerin Batum’da işlettiği fırından ekmek alırken duvarda Çar’ın resmini görür. Rusçuluk damarı kabarır ve “Koca Çarımız, sen kimlerin eline düştün?” diyerek ekmek almadan dışarı fırlar.
Ben de bu olaydan çağrışım yaparak Mirat Haber hakkında ne idüğü belürsüzlerin yağdırdığı iftiraları okurken kendi kendime mırıldanmadan edemedim:
Koca Ehl-i Sünnet! İslâmî iman ve iktidar içerikli soylu siyasî-dinî kavram!
Sen, İslam’ı cübbe ve sakala eşitleyenlerin, hurafeleri din diye yaşayanların ve vahye dayalı olmayan geleneği İslam diye satanların metaı mı olmalıydın?
Sen, İslam’ı ilmihalden ve evliya menakıbından ibaret gören, IŞIK değil zulmet saçan medya fesatçıları ve mevduat sömürücülerinin savunmasına mı kalmalıydın?
Sen, Laiklikle kaynaşan ve Kamâlizme barışan nifakla illetli adamların diline mi düşmeliydin?
Sözü Rabbimizin yön gösterici buyruğu ile bağlayalım:
“Şüphesiz bu Kur’ân benim dosdoğru yolumdur. O halde ona uyun, diğer yollardan gitmeyin ki, sizi O’nun yolundan ayırıp saptırmış olurlar. Allah bütün bunları size emretti ki, yolunuzu Allah’ın kitabıyla bulmuş olasınız.” (Enam 6/153)