
Hepimizin duyup bildiği, arada bir dolanıp duran bir söylem vardır. “Bu memleketin asıl unsuru bizleriz, bir istemezsek hiçbir şey olmaz” diye. Bir de bize ait bir atasözümüz ya da özdeyişimiz vardır; “Dağdan gelip bağdakini kovmak” diye.
Bu memleketin asıl unsurlarının veya sahiplerinin kimler olduğu, tartışmadan dahi uzaktır. Bu memleketin asıl unsurları, asıl sahipleri, muvahhit Müslümanlardır. Ve bu memlekette sesi çıkan hangi izim ve ideoloji varsa, hepsi sonradan ortaya çıkmış, zulümle, baskıyla, iktidar gücüyle söz sahibi olmuştur.
Bu memleketi emperyalist zalimlerin, kan içici vampirlerin elinden kurtaran, Rabbine teslim olmuş alnı secdeli insanlardır. Ne kemalistler, ne sosyalistler, ne komünistler, ne liberaller, ne milliyetçiler, ne ibneler, ne lezbiyenler ne de adını zikretmediğimiz bilmem ne kadar sapık dünya görüşü varsa, bu memleketin sahibi ve asıl unsuru değildir, olamazlar.
Bu memleketin asıl sahipleri ve asıl unsurları, sadece Allah rızasını gözeterek vatanını, namusunu, iffetini, gelecek nesillerini muhafaza etmek için cephelerde yıllarca savaşmış, canını feda etmiş ve dünyadaki her şeyden vazgeçmiş dedelerimizdir, onların peşinden gidenlerdir. Ve bu memleketin asıl sahipleri, Allah’ın dini, Resulünün sünneti yaşasın diye her türlü fedakârlıktan geri durmamış Müslümanlardır.
Bu memleketin sahibiyim diyenler, bu memlekette ezanı onlarca yıl yasaklamış, Müslümanlara kitabını okunmasını engellemiş, camileri ahırlara çevirmiş, bir gecede bütün ahalisini cahil bırakmıştır. İktidar gücüyle baskı ve şiddetle, İstiklal Mahkemeleriyle memleketin asıl unsurlarını sindirmiştir.
Bu memleketin asıl sahipleri, asıl unsurları, bütün baskı ve sindirmelere rağmen, dinine sahip çıkmış, ezanını unutmamış, kitabını saman damlarında okumuş okutmuş, “Tanrı uludur”u hiçbir zaman içine sindirememiş ve her daim “Allah-u Ekber” diyen Muvahhit Müslümanlardır.
Bu memlekete sonradan ithal eden gavur düşünceler, hiçbir zaman bu memleketin asıl sahibi ve unsuru olamamıştır, olamaz da. Zira bütün emelleri, içinde gizledikleri kin ve nefretleriyle birlikte, Müslümanlara, onların ibadethanelerine, inançlarına, kılık kıyafetlerine düşmanlık yapmaktır. İnanıp inanmak ayrı bir şeydir, kin ve düşmanlık ayrı bir şeydir. İsteyen iman eder isteyen etmez. Unutmayalım ki, herkes cennete gitmek gibi bir tercih yapma iradesine sahip ise, cehenneme gitmek gibi de bir tercih iradesine sahiptir.
Bu memleketin asıl unsuru, iki yüzyıldır, yerel ve küresel emperyalistlere, hak yiyicilere başkaldıran, direnen, zalimlere karşı amansız kini olan, dilini dinini ırkını coğrafyasını ayırmadan mazlumların, ezilmişlerin yanında olan Müslümanlardır.
Bu memleketin asıl unsur, Afganistan’da, Çeçenistan’da, Eritre’de, Myanmar’da, Irak’ta, Suriye’de, Filistin’de, Gazze’de, Afrika’da, Amerika’da, Avusturalya’da ve dahi yeryüzünün daha bilmem kaç coğrafyasında, katledilen, zulme uğrayan, yerinden yurdundan edilen mazlumların yanında olan Muvahhit Müslümanlardır.
Bu memleketin asıl unsuru siyasetinde, iktisadında, hukukunda, eğitiminde, içtima oluşumlarında, kamusal düzeninde Allah’ın ve Resulünün sözünün geçmesini, yapıp edilecek işlerde Allah’a ve Resulüne danışılması gerektiğini söyleyen Muvahhit Müslümanlardır.
Ve dahi, bu memleketi en çok da Müslümanlar sever. Müslümanlardan daha fazla kimse sevemez.
YAKUP DÖĞER
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-
YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ