islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,4002
EURO
53,3613
ALTIN
6.853,66
BIST
14.973,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Az Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C

Eşler İçin Özel Bilgiler

Eşler İçin Özel Bilgiler
25/05/2025 10:00
A+
A-

Eşler İçin Özel Bilgiler

Özel temizlik

Cinsî münâsebette bulunan eşler, doğrudan yıkanmayacaklarsa daha önce hazırlanmış özel bir bezle/kâğıtla silinirler. Bu silinme temizliğin îcabıdır. Ayrıca giyilen don, gömlek ve entarinin meniden korunmasına vesîledir.

Eşler ilişkiden hemen sonra yıkanmalı mıdır?

a‐ Eşler ilişkiden sonra bir şeyler yemek, içmek veya bir süre dinlenmek ya da uyumak isterlerse, her biri kalkıp cinsel organını yıkar, namaz abdesti alır gibi abdest alır ve uyur.

Allah’ın Resûlü şöyle buyurur:

Cinsel organını yıka. Abdest al ve uyu.[1]

Emzikli kadın da emzirmeden önce aynı görevleri yapar. Cinsel organını yıkayıp, abdest alan ve emzirteceği göğsünü ıslak eliyle veya nemli bir bezle silen ya da yıkayan kadının, çocuğunu emzirmesinde dînî bir sakınca yoktur.

b‐ Eşler cinsî münâsebeti tekrarlamak isterlerse, aynı şekilde her

biri kalkar, cinsel organını yıkar ve abdest alır. Çünkü Allah’ın Resûlü böyle yapılmasını emir buyurmuştur:

Biriniz eşi ile cinsî temasda bulunduğu zaman tekrarlamak isterse, (kendisi de karısı da cinsel organını yıkayıp) abdest alsın.[2]

Allah’ın Resûlü’nün uygulaması bu şekildeydi. Ancak birinci temasdan sonra yıkanıp ikinci temasda bulunduğu da olurdu.

“Buna gerek var mıdır?” şeklinde sual yönelten bir sahâbîye Allah’ın Resûlü şöyle buyurmuştur:

‐ Bu şekil daha temiz, daha sağlıklı ve daha hoşdur.[3]

Açıkladıklarımız uygulamanın en güzel şeklidir. Yalnızca silinmekle yetinip cinsel organını yıkamayan ve abdest almayan kişi günahkâr olmaz. Ancak sevaptan yoksun kalır. Çünkü Allah’ın Resûlü câiz olduğunu bildirmek için bazen yalnız silinmekle de yetinirdi.[4] Ama asıl sürekli uygulaması silinmek, cinsel organını yıkamak ve abdest almak şeklindeydi.

Hz. Âişe (r. anha) validemizin şu açıklaması da bunu göstermektedir.

Allah’ın Resûlü (sav) cünüb olduğu zaman eğer uyumak isterse (cinsel organını yıkar) abdest alır veya teyemmüm ederdi.[5]

c‐ İlk iki maddede sunduklarımız bir süre istirahat edilmek ve tekrar ilişkide bulunmak istenmesi halindedir. Böyle bir istek yoksa pek tabîi ki en güzel şekil hemen yıkanmaktır. Ancak tekrar edelim hemen yıkanmanın fazîleti varsa da dînî bir mecburiyeti yoktur, bir diğer anlatımla hemen yıkanmadığı için kişi günahkâr olmaz.

Cünüblük ancak tam bir namaz vaktini aşacak şekilde uzatıldığı zaman kişi günahkâr olmaz.

Bir Örnek:

Yatsıdan sonra cünüb olan kişinin güneş doğduktan sonra yıkanmak üzere yatıp uyuması bir namaz vaktini geçirmeyi bile bile göze almaktır. Bu sebeple de haramdır. Haram işleyen kişi pek tabîi ki günahkâr olur.

Cünüb kişinin bulunduğu eve melekler girmez mi?

Yıkanmak imkânı varken yıkanmasını öğle ile ikindi arası gibi tam bir namaz vaktini aşıracak şekilde erteleyen cünüb kişinin bulunduğu eve rahmet meleklerin girmeyeceğini Allah’ın Resûlü şöylece açıklamıştır:  

[“… Cünüb olan eve (rahmet ve bereket) melekleri girmez.

… Abdest almadıkça cünüb kişiye (rahmet ve bereket) melekleri yaklaşmaz.”][6]

Niçin Yıkanılır?

Cinsel ilişki, başta cinsel organlar olmak üzere hemen hemen bütün vücûdun iştirakiyle, diğer bir ifadeyle bütün vücûdun etkilenmesiyle yapılan bir işlemdir. Çünkü cinsel ilişkide teneffüs ve nabız artmakta, göz bebekleri büyümekte, beyin damarları genişleyip daralmaktadır. Orgazm olurken de bütün vücûd adaleleri devamlı gerilmekte ve gevşemektedir.

Bütün vücût etkilendiği için olacak ki, Yüce Allah bütün vücudumuzu yıkamamızı emir buyurmuştur. O, emir buyurduğu için yıkanırız.

Yıkanmada asıl olan suyu vücudun her bir gözeneğinee ulaştırmaktır; böylece dolaşım ve deri altı savunma sistemini takviye ederek vücûda yeni bir hayâtiyet kazandırmaktır.

Aşağıda sunacağımız hadîs bu gerçeği açıklamaktadır: Ebû Eyyûb el‐Ensarî (r.a) anlatıyor.

Allah’ın Resûlü şöyle buyurdu:

Kılınan beş vakit namaz, (ard arda kılınan) Cuma namazları ve emanetlerin gereğinin yapılması, aralarındaki (zaman süresi içinde işlenen küçük) günahları örtücü; bağışlatıcıdır.

Ben de sordum:

Söz konusu ettiğiniz emanetlerin gereğini yapmak nedir? Ya Resûlallah!

Cünüblükten ötürü gusül abdesti almaktır. Zira her bir kılın altında

(yıkanmakla giderilecek bir) cünüblük vardır.[7]

Guslün Farzları

Guslün farzları (yapılması gereken işlemleri) gusül’e niyet etmek yani Allah’ın emri olduğu için yıkanıldığı şuûrunda olmakla, ağız ve burun içi dâhil bütün vücûdu yıkamaktır.[8]

Nasıl Yıkanılır?

Niyet edip, ağıza ve buruna su verilerek bütün vücûdun yıkanmasıyla gusül yapılmış olursa da, aşağıda sunacağımız şekilde yapılması, usûlüne uygun olup daha sevaplıdır. a‐ Önce Eûzu‐Besmele çekilerek, “Cünüblükden arınmak için gusül

abdesti almaya” diyerek niyet edilmeli, sonra da cinsel organı ve çevresini yıkamalıdır. b‐ Eller tekrar yıkanıp, dişler misvaklanarak namaz abdesti gibi abdest almalıdır. Ne var ki bu abdestte ağıza verilen su boğaza kadar vardırılarak ağız çalkalanmalıdır. Su burna da iyice çekilmeli, sol elle burun içi karıştırılarak yıkanmalıdır.

c‐ Daha sonra da önce baş yıkanmalıdır. Baş yıkanırken kaşlara, sakallara, bıyıklara ve kulak kıvrımlarına iyice dikkat etmeli, suyu kılların dibine ulaştırmalıdır. Küpeler ve yüzükler de oynatılmalıdır. Baştan sona vücûdun diğer organları da sağdan başlanarak yıkanmalıdır.

Yıkanırken vücût iyice ovalanmalı, suyu gözeneklere emzirtmeli, ayrıca göbek kıvrımı da elden geçirilmelidir.

Kadının uzun saçlarının yıkanması çoğu zaman zahmeti gerektireceğinden, bu meselede kadına kolaylık getirilmiştir. Aşağıda sunacağımız hadîs bu kolaylığı belgelemektedir.

Ümmü Seleme (r. anha) rivâyet ediyor.

Hz. Peygambere sordum:

Ya Resûlallah! Ben saç örgülerine itina edip iyice örgüleyen bir kadınım. Cünüblükten yıkanırken saç örgülerimi çözeyim mi?

Allah’ın Resûlü (sav) sorumu şöyle cevaplandırdı:

Saç diplerine üç avuç su akıtman senin için yeterlidir. Sonra da üzerine su dökünür, (bütün vücûdunu) yıkarsın, böylece güsül abdesti alarak temizlenmiş olursun.[9]

Bu hadîsten anlaşılacağı üzere, kadın başını yıkarken saç örgülerini çözmeksizin suyu saçların dibine nüfuz ettirebiliyorsa, örgülerini çözmeden yıkanabilir.

Kadının yıkanırken parmağını üreme organına sokarak temizlik yapması zorunlu değildir. Zira yıkandıktan sonra kocasının menisi kendisinden çıkan kadının yıkanması gerekmez. Abdest alması yeterlidir.[10]

Sevişmek Guslü (Yıkanmayı) Gerektirir mi?

Girdirme veya boşalma olmadıkça sevişmek yıkanmayı (guslü) gerektirmez. Ancak aşağıda sunacağımız durumlar, yalnızca abdesti bozar.

a‐ Şehvetlenmeden ötürü gelen mezi abdesti bozar.

b‐ Mezi gelmese de cinsel organların çıplak durumda iken teması da abdesti bozar. Ancak çıplak temas olmaksızın gönül alıcı nitelikteki öpüş abdesti bozmaz.

Hz. Âişe validemiz, Yüce Peygamberimiz’in abdest aldıktan sonra öptüğünü ve yeniden abdest almaksızın namaz kıldığını açıklamaktadır.[11]

c‐ Cinsel organını şehvetle kavrayarak tutan kişinin abdesti bozulur.

Allah’ın Resûlü şöyle buyurur:   

Organını kavrayan adam abdest alsın, organını avuçlayan kadın da abdest alsın.[12]

d‐ Mahrem olmayan erkekle kadının elleri dahil vücûd organlarından biri ile çıplak olarak temaslarıyla abdestleri bozulur.[13]

(Devam Edecek)

ALİ RIZA DEMİRCAN

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

 

DİP NOTLAR

[1] Nesâi 1/75, Buharî Ğüsl 27

[2] el‐Camiüs‐Sağir 1/15.

[3] Ebû Davûd Tahâret 86 (Hn. 219)

[4] Müsned 6/107.

[5] Levâmiul‐Ukûl 5/437‐8.

[6] el‐Camiul‐Sağîr “Lâ” maddesi, Ebû Davûd Tahâret 90 (Hn. 227), M. Mesâbih Hn. 464.

[7] İ. Mâce Tahâre 106 (Hn. 598)

[8] Hanefiler dışındaki bazı İslâm bilginlerine göre ğusüle niyet etmek de farzdır.

[9] İ. Mâce Tahâre 115 (Hn. 621).

[10] Bak. Fetevay‐ı Hindiye Türkçe Neşir 1/50.

[11] Müsned 6/62.

[12] el‐Camius‐Sağîr Eyyûma maddesi; Feyzül‐Kadîr 3/153.

[13] Fıkhî hükümler ve Şafiî mezhebine ait son iki görüş için bak. Fetevay‐ı Hindiye Türkçe neşir 1/43, 50 ; Halil Gönenç Büyük Şafiî İlmihali 51‐2

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.