islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,8573
EURO
52,8184
ALTIN
6.966,26
BIST
14.587,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
15°C
İstanbul
15°C
Çok Bulutlu
Pazar Az Bulutlu
16°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
18°C
Salı Az Bulutlu
19°C
Çarşamba Yağmurlu
12°C

SİZİN GİBİ OLMAYACAKLAR.. ALLAH’IN YENİ TOPLULUĞU GELİYOR!

SİZİN GİBİ OLMAYACAKLAR.. ALLAH’IN YENİ TOPLULUĞU GELİYOR!
19/06/2025 11:17
A+
A-

“Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, Allah onun yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. Müminlere karşı alçak gönüllüdürler, kâfirlere karşı izzetlidirler. Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar. Bu, Allah’ın lütfudur; onu dilediğine verir. Allah, geniş ihsan sahibidir, her şeyi bilendir.”
(Mâide, 54)

Bu ayet, Allah’ın toplum üzerindeki tasarrufunu gösteren bir yasayı yansıtıyor: Din, Allah tarafından korunur; onu terk eden, ihanet eden ya da umursamayan topluluklar dine zarar veremez. Çünkü Allah, ihmal edilen emaneti daha lâyık, daha sâdık ve daha temiz bir topluluğa teslim eder.

Bu ayet yalnızca açıkça dinden çıkanları değil, içten içe inkâr eden münafıkları ve dini hayatından çıkaran gevşekleri de kapsar.
Yani burada sözü edilen “irtidat”, sadece inançtan çıkmak değil; dini terk etmek, pasifleştirmek, teslimiyeti bırakmak ve laikleşmek anlamına da gelir.

Allah kullarına muhtaç değildir. Eğer bir toplum Allah’tan yüz çevirirse, Allah onların yerine daha hayırlılarını getirir.

Bu din, bir topluluğun tapulu malı değil; emanettir. Emanete ihanet edenin elinden alınır, lâyık olana verilir.

“Eğer yüz çevirirseniz, Allah sizin yerinize başka bir topluluk getirir; onlar sizin gibi olmazlar.”
(Muhammed, 38)

Yerine Getirilecek Topluluğun Beş Temel Özelliği

1. Allah onları sever, onlar da Allah’ı sever.

Bu karşılıklı sevgi, imanın zirvesidir. Kalp Allah’a bağlanmadıkça ne iman tamam olur, ne ibadet samimi…

Bu sevgi sadece dille söylenmekle değil; kalpte Allah’ı birinci sıraya koymakla mümkündür. Kalpte Allah’tan daha sevimli olan her şey, bu sevdayı gölgeler. Allah sevgisinin yerini aile, mal, mülk, makam-mevki aldıysa, o zaman aşağıdaki ayet tokat gibi çarpar yüzümüze!

“De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabalarınız, kazandığınız mallar, kesâda uğramasından korktuğunuz ticaretiniz ve hoşlandığınız evler size Allah’tan, Resulünden ve Allah yolunda cihat etmekten daha sevimliyse, artık Allah hükmünü getirinceye kadar bekleyin.”
(Tevbe, 24)

2. Müminlere karşı alçak gönüllüdürler.

Bu tevazu, kibirden arınmış bir kardeşlik hâlidir. Mümin, mümine yukarıdan bakmaz; onunla yan yana yürür, onunla diz dize oturur, onunla aynı yükü omuzlar. Çünkü müminler birbirlerinden kopuk fertler değil; tek bir bedenin organlarıdır.

“Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir bedene benzer.”
(Müslim, Birr 66; Buhârî, Edeb 27)

İşte bu yüzden, bir müminin derdi ötekinin uykusunu kaçırır; birinin gözyaşı ötekinin yüreğini sızlatır. Çünkü o bedenin adı “ümmet”tir; o ruhun adı “iman”dır.

Bu kardeşliğin merkezinde merhamet vardır. Merhamet ise Allah’ın kullarında en çok görmek istediği kalp hâlidir:

“Onlar kendi aralarında merhametlidirler.”
(Fetih, 29)

Mümin, mümine karşı merhametlidir; kardeşinin ayağı taşa takılsa, onun kalbi kanar.
İşte bu yüzden Gazze yanarken o uyuyamaz.
İşte bu yüzden kardeşleri aç iken o yediğinden tat alamaz.
İşte bu yüzden Müslümanlar ağlarken o kahkaha atamaz.
İşte bu yüzden kendi derdini unutur.
İşte bu yüzden kardeşinin feryadı onun kalbini deler.
İşte bu yüzden ümmetin acısı, onun şahsi meselesidir.
İşte bu yüzden “bana ne?” diyemez.
İşte bu yüzden rahat edemez.
İşte bu yüzden susamaz.
İşte bu yüzden kıyam eder.

3. Kâfirlere karşı izzetlidirler.

Kâfirlerle aynı sofrada oturup mümine sırt dönmek…
İzzet değil, zillettir.

Allah’ın düşmanlarıyla stratejik ortaklık kurup ümmetin yarasına tuz basmak…
İzzet değil, zillettir.

İslam’ı eğip bükerek laikliği savunmak…
İzzet değil, zillettir.

Zalime saygı duruşunda bulunup mazluma dudak bükmek…
İzzet değil, zillettir.

Batı’nın değerlerini “insanlık” sanıp Kur’an’ın ahkâmını çağ dışı görmek…
İzzet değil, zillettir.

Gayri İslamî yaptırımları hoş görüyle karşılayıp Müslümanlara sınır çizmeye kalkmak…
İzzet değil, zillettir.

İman kardeşliğini unutup kâfirlerle dostluk kurmak…
İzzet değil, zillettir.

İsrail’le ticaret yapıp Gazze’nin yıkımını seyretmek…
İzzet değil, zillettir.

Amerika ve Batı’nın icazetini alıp mazlumun bedduasını görmezden gelmek…
İzzet değil, zillettir.

Putları yıkmak yerine onların gölgesinde var olmaya çalışmak…
İzzet değil, zillettir.

Kur’an dururken Batı’nın kanunlarını anayasa yapmak…
İzzet değil, zillettir.

Allah’tan değil, Batı’dan onay beklemek…
İzzet değil, zillettir.

Ve nihayet, müminleri terk edip Allah’ın düşmanlarına yaranmaya çalışmak…
İzzet değil, zillettir.

Mümin, izzeti kâfirin masasında değil; Allah’ın Kitabı’nda arar.
Kâfire karşı izzetli durmak, imanın vakarından doğar.
Zira izzet; ne malda, ne mevkide, ne de küresel meşruiyette gizlidir:

“İzzet Allah’a, Peygamberine ve müminlere aittir.”
(Münâfikûn, 8)

4. Allah yolunda cihad ederler.

Cihad, kâfire, zalime ve bâtıla karşı verilen topyekûn bir direniştir. Fakat ne zaman bu çağrı yapılsa, nice kalp dünya sevgisine saplanıp kalır. Bu çağrıya karşılık vermeyenler olur. Onlar, Allah yolunda kıpırdamaya üşenerek dünya hayatını ebedî kurtuluşa tercih etmiş olurlar.

Bu yolda yürümek kolay değildir. Zira Allah yolunda cihat etmek gerektiğinde yerinden kımıldamayanlar, âhireti satıp dünyaya razı olanlardır.

Bilmezler ki bu uğurda ter ve kan dökmekten kaçanlar sadece geri durmakla kalmaz; yerlerini Allah’a daha sadık, Allah’ı daha çok seven bir topluma bırakırlar.

Bunu bize aşağıdaki ayet şöyle haber verir:

“Ey iman edenler! Size ne oldu ki, ‘Allah yolunda savaşa çıkın’ denilince yerinize çakılıp kaldınız? Yoksa âhiretten vazgeçip de dünya hayatıyla yetinmeye razı mı oldunuz? Halbuki dünya hayatının sağladığı fayda, âhiretinkine göre pek azdır. Eğer toplanıp savaşa çıkmazsanız, Allah sizi elem veren bir azapla cezalandırır, yerinize başka bir topluluk getirir ve siz O’na zerrece zarar veremezsiniz. Allah’ın her şeye gücü yeter.”
(Tevbe, 38–39)

5. Kınayıcının kınamasından korkmazlar.

Toplumun ne dediğini değil, Allah’ın ne dediğini önemserler.
Mahalle baskısına, medya algısına ve dünyevî tehditlere karşı sağlam dururlar.
Kınayanın kınaması değil, Rabbin hükmü sarsar onları.
Kulaklarını insanların söylediklerine değil, Rabbin buyruklarına verirler.
Kalpleri linç korkusuyla değil, Allah korkusuyla titrer.
Rüzgârlar savuramaz onları; çünkü îman kalplerine kök salmıştır.
Hakiki mümin, halkın onayını değil, Hakk’ın rızasını gözetir.
Zira bilir ki toplumun alkışı cennete götürmez; Allah’ın rızasını kazanmak ise ebedî kurtuluştur.

İşte sayılan bu beş özellik, Allah’ın lütfudur; onu dilediğine verir.

Bu lütuf; soy, nesep, millet ya da cemaatle değil; kalpteki sadakatle ölçülür.
Allah kimseye torpil yapmaz.

Yahudiler ve Hristiyanlar bozulup tevhidden uzaklaştığında ve peygamberlerine ihanet ettiklerinde, Allah (celle celâlühü) emaneti Peygamberimize (s.a.v.) ve ümmet-i Muhammed’e verdi.

Bazı İslam devletleri cihadı terk ettiğinde, Allah gariban halklardan liderler çıkardı.

Günümüzde İslam’dan uzaklaşan halklara karşı, Avrupa’dan, Afrika’dan mazlum coğrafyalardan yeniden iman fışkırmakta.

Evet, Mâide Suresi 54. Âyet Bizi Aynaya Çağırıyor

Bu ayet sadece bir tehdit değil, bir muhasebe çağrısıdır.
Eğer biz İslam’ın izzetini taşıyamazsak…
Eğer biz dille iman edip kalbimizle dünya sevdasına tutulmuşsak…
Eğer biz Allah’ın rızasının peşinden değil, toplumun onayının peşinden gidiyorsak…

Allah bizden razı olmaz ve bizi başkalarıyla değiştirir. Bizim yerimize başka bir toplum getirir.

“Eğer siz yüz çevirirseniz, Allah başka bir toplum getirir ve onlar sizin gibi olmazlar.”
(Muhammed, 38)

Ey Ümmet!

Yoksa Allah artık yeni bir topluluk mu getiriyor?

Kadir Bekil

İSLAMİ HABER “MİRAT”  -YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.